Hosting

Siber Güvenlik Tehditlerinde Artış ve Sunucu Güvenliği Stratejileri

Siber güvenlik raporlarına, sigorta istatistiklerine veya sadece kendi gelen kutunuza şöyle bir baktığınızda bile net bir tablo görüyorsunuz: saldırılar hem daha sık, hem de daha rafine hale geliyor. Artık sadece büyük bankalar veya dev teknoloji şirketleri değil; küçük e-ticaret siteleri, ajanslar, SaaS girişimleri ve hatta kişisel bloglar bile hedef alınabiliyor. Özellikle sunucu, hosting ve domain tarafında yapılan küçük bir yanlış ayar; veri sızıntısından kesintiye, arama motoru görünürlüğü kaybından itibar krizine kadar uzanan zincirleme etkiler yaratabiliyor.

Biz DCHost ekibinin sahada en çok gördüğü tablo şu: işletmeler genellikle performans, maliyet ve ölçeklenebilirlik tarafını iyi planlıyor; ama güvenlik, çoğu zaman “sonradan düşünülmüş” bir detay olarak kalıyor. Oysa siber güvenlik tehditlerinde yaşanan artış, mimari tasarımdan yedekleme stratejisine kadar her karara entegre edilmesi gereken bir gerçeklik. Bu yazıda, özellikle sunucu ve hosting perspektifinden bakarak; tehditlerin neden arttığını, en sık karşılaşılan saldırı türlerini ve DCHost altyapısında da uyguladığımız gerçekçi koruma stratejilerini adım adım ele alacağız.

İçindekiler

Siber güvenlik tehditlerinde artış: Gerçek tablo neyi gösteriyor?

Tehditlerin arttığını söylemek artık neredeyse klişe gibi geliyor; ama bu artışın arkasında çok somut dinamikler var. Saldırıların sayısı kadar, türleri ve karmaşıklığı da değişiyor. Özellikle otomasyon, hazır saldırı kitleri ve kiralanabilir botnet’ler sayesinde, teknik bilgisi sınırlı saldırganlar bile ciddi hasar verebilen operasyonlar yürütebiliyor.

Günlük operasyonlarda şunları net şekilde görüyoruz:

  • Yeni açılan bir web sitesi, yayına girdikten birkaç saat sonra bile bot trafiği ve zafiyet taramaları almaya başlıyor.
  • WordPress, WooCommerce, Laravel gibi popüler platformlara yönelik otomatik brute-force ve zafiyet istismarı denemeleri, arka planda neredeyse kesintisiz devam ediyor.
  • DNS, e-posta, HTTP başlıkları gibi çoğu kişinin “bir kere kurup unuttuğu” alanlar; modern saldırılarda doğrudan hedef haline gelmiş durumda.

Yani mesele sadece “artık daha fazla saldırı var” cümlesi değil. Asıl kritik nokta; saldırıların daha ölçeklenebilir, daha otomatik ve daha ucuz hale gelmesi. Bu da, saldırganların hedef listesini genişletmesini ve küçük işletmelerin bile rahatlıkla radarlarına girmesini sağlıyor.

Tehditler neden bu kadar arttı? Temel nedenlere gerçekçi bakış

Tehditlerin artışını anlamadan, doğru savunma stratejisi kurmak mümkün değil. Bizim sahada gördüğümüz ve müşterilerle yaptığımız güvenlik denetimlerinde sıkça karşılaştığımız başlıca nedenler şunlar:

Dijitalleşmenin hızlanması ve saldırı yüzeyinin büyümesi

Uzaktan çalışma, SaaS kullanımının patlaması, her iş sürecinin web tabanlı platformlara taşınması, aslında hepimizin “saldırı yüzeyini” büyütüyor. Artık sadece ana web siteniz değil; alt alan adları, test/staging ortamları, API servisleri, yönetim panelleri, hatta log arayüzleri bile saldırı senaryolarına dahil.

Örneğin, staging ortamı için açılmış ama şifre koruması eklenmemiş bir alt alan adı üzerinden eski bir zafiyetli uygulamanın istismar edildiğini çok kez gördük. Bu tür yapıların güvenli mimarilerle adreslenmesi için geliştirme, test ve canlı ortamları ayıran hosting mimarileri kritik hale geliyor.

Saldırıların otomasyonu ve kiralanabilir suç altyapıları

Eskiden manuel olarak yapılan bir çok işlem bugün tamamen otomatik. Zafiyet tarayan botlar, parolaları kaba kuvvetle deneyen araçlar, açık yönetim panellerini tarayan script’ler; interneti sürekli süpürüyor. Üstelik bunların bir kısmı, yeraltı pazarlarında kiralık hizmetler olarak sunuluyor.

Bu durum, “benim sitem küçük, kim uğraşacak” yanılgısını tamamen geçersiz kılıyor. Saldırganın sizi özel olarak hedef almasına bile gerek yok; IP aralığı veya alan adı deseni üzerinden otomatik taramalara takılmanız yeterli.

Güvenlik borcunun birikmesi: Eski yazılımlar ve zayıf yapılandırmalar

Birçok işletme için en büyük risk, aslında kendi içinde birikiyor: güncellenmeyen CMS’ler, yıllardır dokunulmayan eklentiler, varsayılan şifreler, herkese açık yönetim panelleri. Bunların tamamı “güvenlik borcu” olarak büyüyor ve sonunda tek bir zafiyet, zincirleme etkiler yaratabiliyor.

DCHost tarafında yaptığımız güvenlik incelemelerinde, saldırıların çok büyük bölümünün tamamen basit yapılandırma hatalarından kaynaklandığını görüyoruz. Örneğin, WordPress sitelerinde temel sertleştirme adımlarını uygulamayanların neyle karşılaşabileceğini, WordPress siteniz sürekli hackleniyorsa ne yapmalısınız başlıklı yazımızda adım adım anlattık.

En sık karşılaşılan siber tehdit türleri (ve hosting tarafındaki yansımaları)

Siber güvenlik dünyasında yüzlerce saldırı vektörü tanımlı; ancak pratikte, özellikle hosting ve sunucu tarafında tekrar tekrar karşımıza çıkan bazı temel tehdit türleri var.

1. Phishing (oltalama) ve kimlik bilgisi hırsızlığı

Phishing genellikle e-posta ve mesajlaşma uygulamalarıyla ilişkilendirilir; ama etkisi doğrudan sunucu ve hosting tarafında hissedilir. Çünkü hedef çoğu zaman şunlardır:

  • cPanel, DirectAdmin, Plesk gibi yönetim paneli şifreleri
  • Alan adı (domain) yönetim paneli giriş bilgileri
  • SSH veya SFTP kullanıcı adı/şifreleri

Bu bilgiler ele geçirildiğinde, saldırganın sistemde “meşru kullanıcı” gibi işlem yapması mümkün olur. Bu yüzden hem panel hem de e-posta güvenliği için 2FA (iki faktörlü kimlik doğrulama), IP kısıtlama ve güçlü parola politikaları zorunlu hale geliyor. Bu konuda adım adım rehber arıyorsanız, cPanel hesap güvenliğini sertleştirme rehberimizde uygulanabilir bir yol haritası bulabilirsiniz.

2. Ransomware (fidye yazılımlar) ve yedeklerin hedef alınması

Ransomware saldırılarında amaç, verilerinizi şifreleyerek erişilemez hale getirmek ve sonrasında fidye talep etmektir. Burada kritik nokta: saldırganlar artık sadece ana sistemi değil, yedekleri de hedef alıyor. Aynı sunucu üzerinde veya aynı depolama alanında tutulan yedekler, saldırının parçası haline geldiğinde geri dönüş çok daha zorlaşıyor.

Bu nedenle 3-2-1 kuralına dayalı yedekleme, salt-okunur (immutable) yedekler ve farklı lokasyonda saklanan kopyalar çok önemli. Bu konuyu hem teorik hem pratik açıdan detaylandırdığımız ransomware’a dayanıklı yedekleme stratejileri yazımızı özellikle okumanızı öneririz.

3. DDoS saldırıları ve hizmet kesintileri

Distributed Denial of Service (DDoS) saldırılarında amaç genellikle veri çalmak değil, hizmeti kullanılamaz hale getirmektir. Yoğun trafikle sunucularınızı veya ağınızı boğarlar; gerçek kullanıcılar sitenize erişemez. Özellikle kampanya dönemlerinde çalışan e-ticaret siteleri için bu, doğrudan ciro kaybı anlamına gelir.

Küçük ve orta ölçekli projeler bile bu saldırıların hedefi olabiliyor. Hem uygulama katmanı hem de ağ katmanı DDoS saldırılarına karşı, ölçeklenebilir altyapı ve doğru konfigüre edilmiş güvenlik duvarları hayati önem taşıyor. Bu konuda daha odaklı bir bakış için küçük ve orta ölçekli siteler için DDoS koruma stratejileri yazımıza göz atabilirsiniz.

4. Web uygulama zafiyetleri (SQL Injection, XSS, RCE vb.)

Web uygulamalarındaki klasik zafiyetler hâlâ güncelliğini koruyor. SQL Injection, XSS (Cross Site Scripting), RCE (Remote Code Execution) gibi açıklıklar, özellikle zayıf kodlanmış veya güncel tutulmayan uygulamalarda sıkça karşımıza çıkıyor. Bu tür açıklar üzerinden:

  • Veritabanı dökülebiliyor (müşteri bilgileri, siparişler, kullanıcı hesapları)
  • Sunucuya arka kapı (backdoor) yüklenebiliyor
  • Siteniz zararlı yazılım dağıtan bir platforma dönüştürülebiliyor

Bu tehditlere karşı uygulama katmanı koruması sağlayan WAF (Web Uygulama Güvenlik Duvarı), güvenlik odaklı kod incelemesi ve HTTP güvenlik başlıklarının doğru konfigürasyonu şart. HTTP güvenlik başlıkları rehberimizde pratik örneklerle bu başlıkları nasıl etkinleştirebileceğinizi anlattık.

5. Zayıf SSH ve yönetim erişimi

Sunucu tarafında gördüğümüz en kritik hatalardan biri, SSH ve panel erişimlerinin zayıf bırakılması. Varsayılan portlar, parola ile girişin açık olması, fail2ban gibi araçların bulunmaması; brute-force saldırılarını inanılmaz kolaylaştırıyor.

Sunucuya doğrudan erişim verilen her nokta, aynı zamanda doğrudan risk anlamına gelir. Bu yüzden SSH anahtar kullanımı, root erişiminin kapatılması, IP bazlı kısıtlama ve log takibi gibi adımlar, modern güvenlik mimarisinin olmazsa olmazları. Bunları adım adım uygulamak için VPS güvenlik sertleştirme kontrol listemizde paylaştığımız adımları kullanabilirsiniz.

Artan tehditlerin işletmelere ve projelere somut etkileri

Siber güvenlik çoğu zaman “soyut bir risk” gibi anlatılır; ancak gerçek hayatta etkileri son derece somuttur. DCHost tarafında destek verdiğimiz vakalarda en sık karşılaştığımız sonuçları kabaca şu başlıklar altında toplayabiliriz:

  • Ciro kaybı ve operasyonel kesinti: DDoS veya uygulama saldırısı sırasında siteniz kapalıysa, özellikle e-ticarette doğrudan gelir kaybı yaşanır.
  • Veri sızıntısı ve hukuki yükümlülükler: KVKK ve GDPR kapsamında kişisel verilerin sızması, bildirim ve cezai süreçleri tetikleyebilir.
  • İtibar zedelenmesi: Ziyaretçiler tarayıcı uyarıları, antivirüs engelleri veya sahte sitelere yönlendirme gibi sorunlarla karşılaştığında, güven hızla erir.
  • SEO ve görünürlük kaybı: Zararlı içerik barındıran veya sık sık kesinti yaşayan siteler, arama motoru sıralamalarında geriye düşer.
  • Operasyonel karmaşa: Saldırı sonrası log analizi, temizlik, yedekten geri dönme, kullanıcı bilgilendirme gibi süreçler, ekipler üzerinde ciddi yük oluşturur.

Bu nedenle güvenliği, sadece “saldırı olursa bakarız” yaklaşımıyla değil; iş sürekliliği, gelir ve itibarın ayrılmaz parçası olarak planlamak gerekiyor.

Sunucu ve hosting tarafında çok katmanlı güvenlik yaklaşımı

Artan tehditlere karşı tek bir sihirli çözüm yok. Etkili savunma, birbiriyle uyumlu çalışan katmanlardan oluşuyor. DCHost altyapısında da benimsediğimiz bu yaklaşımı, aşağıdaki başlıklarda özetleyebiliriz.

1. Güncelleme ve yama yönetimi

Çoğu saldırı, bilinen ve yaması yayımlanmış zafiyetlerden faydalanıyor. Bu yüzden:

  • İşletim sistemi güncellemeleri (security update’ler)
  • Web sunucusu (Nginx, Apache, LiteSpeed vb.) güncellemeleri
  • PHP, veritabanı motoru, cache servisleri (Redis, Memcached)
  • CMS (WordPress, Joomla, Drupal vb.) ve eklentiler

için düzenli bir güncelleme takvimi oluşturmak zorunlu. Özellikle WordPress tarafında, güncellemeleri güvenle yapabilmek için staging ortamı kurma ve test etme yöntemlerini, WordPress staging ortamı kurulumu rehberimizde detaylıca anlattık.

2. Ağ ve güvenlik duvarı katmanı

Sunucuya gelen trafiği, daha uygulamaya ulaşmadan akıllıca süzmek gerekiyor. Burada:

  • Sunucu tarafında düzgün yapılandırılmış firewall (ufw, firewalld, nftables vb.)
  • Yalnızca gerekli portların açık bırakılması
  • SSH için port ve erişim politikalarının sıkılaştırılması
  • Güvenilir IP aralıklarına göre whitelisting/blacklisting

büyük fark yaratıyor. Özellikle VPS veya dedicated sunucu kullanıyorsanız, bu ayarları sıfırdan kurmak yerine, güvenlik sertleştirme kontrol listeleriyle ilerlemek işleri ciddi ölçüde kolaylaştırıyor.

3. WAF ve uygulama katmanı koruması

Web Uygulama Güvenlik Duvarı (WAF), SQL Injection, XSS gibi klasik web zafiyetlerine karşı ilk savunma hattı. Doğru kural setleri (OWASP CRS vb.) ve hizmetinize göre özelleştirilmiş istisnalarla, uygulama katmanındaki pek çok saldırıyı daha koda ulaşmadan engelleyebilirsiniz.

WAF’ı sadece “aç/kapa” modunda değil, logları izleyerek ve yanlış pozitifleri azaltacak şekilde yönetmek gerekiyor. Bu yaklaşımı hem bulut tabanlı WAF’lar hem de ModSecurity gibi açık kaynak çözümler için web uygulama güvenlik duvarı rehberimizde anlattık.

4. Erişim güvenliği: Panel, SSH, SFTP ve veri tabanı erişimi

En kritik noktalardan biri, yönetim panelleri ve sunucuya doğrudan erişim katmanları:

  • cPanel/DirectAdmin/Plesk için 2FA ve IP kısıtlama
  • SSH erişiminde parola yerine anahtar tabanlı giriş kullanımı
  • Root erişiminin kapatılması, sudo yetkilerinin sınırlanması
  • Veri tabanı portlarının sadece localhost’tan erişilebilir olması

Bu düzenlemeler, özellikle brute-force ve kimlik bilgisi hırsızlığına dayalı saldırıları önemli ölçüde zorlaştırır.

5. Yedekleme, felaket kurtarma ve test

Hiçbir güvenlik katmanı yüzde yüz garanti vermez. Bu yüzden, saldırı gerçekleştiğinde oyunu kurtaran şey; yedekleriniz ve felaket kurtarma planınızdır. Sağlam bir stratejide:

  • Yedekler farklı fiziksel lokasyonda ve mümkünse farklı depolama teknolojisinde tutulur.
  • Yedekler şifreli, otomatik ve düzenli aralıklarla alınır.
  • Geri yükleme senaryoları belirli aralıklarla test edilir.

Yedek almanın tek başına yetmediğini, asıl önemli olanın geri yükleme kabiliyetini test etmek olduğunu; felaket kurtarma provası rehberimizde somut örneklerle gösteriyoruz.

6. İzleme, loglama ve alarm mekanizmaları

Hiç fark edilmeyen bir saldırı, en tehlikeli saldırıdır. Sunucu ve uygulama loglarını merkezi bir yapıda toplamak, şüpheli aktiviteler için alarmlar kurmak, özellikle artan tehdit ortamında zorunluluk haline geldi.

DCHost olarak, müşterilerimize sadece kaynak kullanımını değil, güvenlik açısından anlamlı sinyalleri de izlemenin önemini vurguluyoruz. Örneğin SSH başarısız giriş sayısındaki ani artış, belirli bir URL’ye binlerce istek, beklenmedik 5xx hata oranları; genellikle bir şeylerin ters gittiğinin ilk habercileridir.

Farklı altyapılar için güvenlik öncelikleri: paylaşımlı hosting, VPS, dedicated ve colocation

Her altyapı türünün sunduğu esneklik ve sorumluluk seviyesi farklı. Güvenlik tarafında neleri sizin, neleri sağlayıcınızın yönettiğini netleştirmek, doğru beklenti ve planlama için çok önemli.

Paylaşımlı hosting

Paylaşımlı hosting’de altyapı güvenliğinin önemli bölümü sağlayıcı tarafından yönetilir. Siz daha çok:

  • CMS ve eklenti güncellemeleri
  • Güçlü parola politikaları ve 2FA
  • Yedeklerinizi ayrıca indirip saklama
  • Güvenli temas formu ve e-posta ayarları

gibi uygulama katmanı konularına odaklanırsınız. DCHost tarafında, paylaşımlı hosting müşterilerimizin özellikle “yeni açılan siteler” için atması gereken adımları, ilk günden yapılması gereken güvenlik ayarları başlıklı yazımızda listeledik.

VPS ve bulut tabanlı sanal sunucular

VPS kullandığınızda, işletim sistemi ve üzerinde çalışan servislerin güvenliği artık büyük ölçüde sizin sorumluluğunuzdadır. Bu, çok daha fazla esneklik sağlarken; aynı zamanda:

  • SSH ve firewall yapılandırması
  • Güncelleme otomasyonu
  • Uygulama ve veritabanı sertleştirmesi
  • Merkezi loglama ve izleme

gibi başlıkları da günlük iş listesine ekler. DCHost üzerinde VPS hizmeti kullanan müşterilerimize genellikle, temel güvenlik katmanlarını hızlıca uygulayabilmeleri için VPS sunucu güvenliği rehberimizdeki pratik kontrol listelerinden başlamalarını öneriyoruz.

Dedicated sunucu ve colocation

Dedicated sunucu veya colocation kullandığınızda, hem donanım hem de yazılım katmanında çok daha geniş bir kontrol alanına sahip olursunuz. Bu, güvenlik mimarinizi uçtan uca sizin tasarlamanız anlamına gelir. Örneğin:

  • Fiziksel erişim politikaları
  • Ağ segmentasyonu ve VLAN tasarımı
  • Donanım tabanlı güvenlik modülleri
  • Çok katmanlı yedekleme ve DR senaryoları

gibi konular masaya gelir. DCHost veri merkezlerinde colocation veya dedicated sunucu tercih eden müşterilerle, genellikle birlikte bir “güvenlik tasarım toplantısı” yapıyor; iş yüküne göre mantıklı önceliklendirme yapmalarına yardımcı oluyoruz.

Artan tehditlere karşı 30-60-90 günlük pratik aksiyon planı

Tehditlerin arttığını bilmek tek başına bir şey değiştirmiyor. Kritik olan, bugün ve önümüzdeki birkaç ay içinde neler yapabileceğiniz. İşte DCHost müşterileriyle sıkça kullandığımız, pratik ve uygulanabilir bir yol haritası:

İlk 30 gün: Temelleri sağlamlaştırma

  • Tüm yönetim panelleri (cPanel, DCHost müşteri paneli, CMS admin, FTP/SFTP) için şifreleri gözden geçirip güçlendirin.
  • Mümkün olan her yerde 2FA etkinleştirin.
  • Sunucunuzda (VPS/dedicated) SSH için parola ile girişi kapatıp anahtar tabanlı girişe geçin.
  • CMS (WordPress, Laravel vb.) ve eklentilerinizin tamamını güncel sürümlere çekin.
  • Yedeklerinizin gerçekten çalıştığını görmek için en az bir kez test geri yükleme yapın.

60 güne kadar: Görünürlüğü ve izlemeyi güçlendirme

  • Sunucu ve uygulama loglarını merkezi bir yerde toplamaya başlayın.
  • Şüpheli aktivitelere yönelik basit alarm kuralları tanımlayın (SSH hatalı giriş sayısı, 5xx hata oranları, disk doluluk oranı vb.).
  • HTTP güvenlik başlıklarını kontrol edin; HSTS, CSP, X-Frame-Options gibi başlıkları doğru şekilde ekleyin.
  • En azından kritik yönetim panellerini IP bazlı erişim kısıtlaması ile koruyun.

90 güne kadar: Mimari ve süreçleri olgunlaştırma

  • Canlı, test ve geliştirme ortamlarını net şekilde ayırın; staging alanlarını kimlik doğrulama ile korumayı unutmayın.
  • Yedekleme stratejinizi 3-2-1 prensibine göre revize edin; farklı lokasyonda tutulan en az bir set yedeğiniz olduğundan emin olun.
  • WAF ve DDoS korumasını, iş yükünüze uygun olacak şekilde konumlandırın.
  • Yılda en az bir kez, DCHost ekibi veya güvenlik uzmanlarınızla birlikte kapsamlı bir güvenlik denetimi ve felaket kurtarma provası planlayın.

Sonuç: Artan siber tehditler arasında gerçekçi şekilde güvende kalmak mümkün mü?

Siber güvenlik tehditlerinde artış, önümüzdeki yıllarda da duracak gibi görünmüyor. Otomasyon, yapay zeka destekli saldırılar, kiralanabilir suç altyapıları derken; saldırganların eli her geçen gün güçleniyor. Ama bu tablo, savunma tarafında çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor. Tam tersine, doğru mimari tercihler, disiplinli güncelleme ve yedekleme süreçleri, çok katmanlı güvenlik yaklaşımı ve düzenli testlerle; riskleri yönetilebilir seviyede tutmak mümkün.

DCHost olarak biz, sadece CPU ve disk sunan bir hosting firması olmayı hiçbir zaman hedeflemedik. Amacımız; domain’den DNS’e, paylaşımlı hosting’den VPS ve dedicated sunuculara, colocation’dan yedekleme mimarisine kadar uzanan uçtan uca yapıda, güvenliği mimarinin doğal bir parçası haline getirmek. Eğer mevcut altyapınızda hangi adımlardan başlamanız gerektiği konusunda emin değilseniz, projelerinizin boyutuna ve teknoloji yığınınıza göre birlikte gerçekçi bir yol haritası çıkarabiliriz.

Bugün atacağınız küçük ama doğru adımlar, yarın yaşanabilecek büyük bir saldırının etkisini ya tamamen ortadan kaldırır, ya da yönetilebilir bir seviyeye çeker. Altyapınızı DCHost üzerinde kuruyor olun veya mevcut bir sistemi bize taşımayı düşünüyor olun; siber güvenliği mimarinin merkezine yerleştiren bir bakış açısıyla ilerlerseniz, artan tehditlere rağmen projelerinizi güvenle büyütmeniz mümkün.

Sıkça Sorulan Sorular

Tehditlerin artışının tek bir nedeni yok; birkaç faktör aynı anda devrede. Öncelikle dijitalleşme ile birlikte saldırı yüzeyi çok büyüdü: daha fazla web uygulaması, API, alt alan adı ve uzaktan erişim noktası ortaya çıktı. İkinci olarak, saldırılar ciddi oranda otomatikleşti; zafiyet tarayan botlar ve kiralanabilir botnet’ler sayesinde saldırganların hedef listesi çok genişledi. Üçüncü olarak ise, birçok işletme uzun yıllar boyunca güvenlik borcu biriktirdi: güncellenmeyen yazılımlar, zayıf parolalar, yanlış yapılandırılmış sunucular. Bu üç faktör birleşince, hem saldırı sayısı hem de başarılı saldırı oranı doğal olarak yükseldi.

KOBİ’ler için en kritik nokta, “her şeyi bir anda mükemmel yapma” baskısından kurtulup, en çok risk azaltan adımlardan başlamaktır. Öncelikle yönetim panelleri, e-posta ve kritik hesaplar için güçlü parola + 2FA kombinasyonunu devreye alın. Ardından hosting veya sunucu tarafında güncellemeleri düzene sokun; işletim sistemi, web sunucusu, PHP ve CMS güncel olmalı. Üçüncü adım, yedekleme stratejisini netleştirmek: otomatik, düzenli ve farklı lokasyona giden yedekleriniz olduğundan emin olun. Sonrasında firewall, WAF, log izleme ve IP kısıtlama gibi katmanlarla güvenliği olgunlaştırabilirsiniz. DCHost ekibi olarak, bu yolculuğu adım adım planlamanıza yardımcı olabiliriz.

Paylaşımlı hosting’de altyapı güvenliğinin büyük kısmı sağlayıcı tarafından yönetilir; siz daha çok uygulama (WordPress, eklentiler, tema vb.) ve hesap güvenliğine odaklanırsınız. VPS’te ise işletim sistemi, firewall, SSH ayarları ve üzerinde koşan servisler sizin sorumluluğunuzdadır; daha fazla esneklikle birlikte daha fazla sorumluluk gelir. Dedicated sunucu ve colocation tarafında, hem donanım hem ağ hem de yazılım katmanlarında tam kontrol sizdedir; fiziksel erişim, ağ segmentasyonu ve gelişmiş yedekleme gibi konular da işin içine girer. DCHost olarak tüm bu seviyelerde, güvenlik için en iyi pratikleri hayata geçirmenize yardımcı olacak rehberler ve destek sunuyoruz.

DCHost tarafında güvenliği tek katmandan ibaret görmüyoruz. Veri merkezi seviyesinde fiziksel erişim kontrolü, yedekli ağ ve güç altyapısı gibi klasik önlemlerin yanı sıra; ağ ve sunucu seviyesinde firewall, segmentasyon ve saldırı tespit mekanizmaları kullanıyoruz. Paylaşımlı hosting, VPS ve dedicated sunucu hizmetlerinde; düzenli güvenlik güncellemeleri, izleme ve loglama altyapısı, yedekleme çözümleri ve gerektiğinde WAF/DDoS koruma entegrasyonları sunuyoruz. Ayrıca müşterilerimize cPanel hesap güvenliği, VPS sertleştirme, yedekleme ve felaket kurtarma gibi konularda ayrıntılı rehberler ve bire bir danışmanlık sağlayarak, iş yüklerine uygun gerçekçi güvenlik stratejileri oluşturmalarına yardımcı oluyoruz.