İçindekiler
- 1 Alan adının SEO ve marka üzerindeki gerçek etkisi
- 2 Temelden başlamak: Alan adı seçiminde değişmeyen 7 ilke
- 2.1 1. Marka odaklı isim, her zaman ilk öncelik
- 2.2 2. Kısa, okunabilir ve telaffuzu kolay isimler
- 2.3 3. Tire ve rakam kullanımı: Ne zaman mantıklı, ne zaman riskli?
- 2.4 4. Yazım hatalarına açık isimlerden kaçınmak
- 2.5 5. Türkçe karakter ve IDN kullanımı
- 2.6 6. Geleceği düşünerek sektör bağımsız isim seçimi
- 2.7 7. E-posta, kartvizit ve sözleşmeleri unutmayın
- 3 SEO perspektifinden alan adı: Mitler ve gerçekler
- 4 Uzun vadeli domain mimarisi: 1 alan adı değil, strateji seti
- 5 Güvenlik, sahiplik ve hukuki boyut: Alan adınız gerçekten kimin?
- 6 Alan adı değişimi, rebranding ve SEO’yu koruma
- 7 DCHost perspektifinden: Pratik kontrol listesi
- 8 Sonuç: Bir kere doğru seç, yıllarca rahat et
Alan adının SEO ve marka üzerindeki gerçek etkisi
Alan adınız, markanızın internetteki tapusu ve tüm dijital yatırımlarınızın taşıyıcı kolonu. SEO tarafında otorite inşa etmek, marka tarafında güven ve hatırlanabilirlik oluşturmak, hatta e-posta teslim edilebilirliği bile büyük ölçüde bu birkaç kelimelik seçimden etkileniyor. DCHost olarak yeni projelerde en sık gördüğümüz hata, alan adının “şimdilik böyle olsun, sonra değiştiririz” mantığıyla alınması. Oysa alan adı, uzun vadeli bir mimari karar; değiştirmek teknik olarak mümkün, ama SEO, marka ve operasyon tarafında ciddi maliyetleri var.
Bu rehberde, sadece “güzel isim bulma” kısmına değil, uzun vadeli domain stratejisine odaklanacağız. TLD (.com, .com.tr, .io, .ai vb.) seçimi, anahtar kelime kullanımı, uluslararası açılım planları, defansif domain satın alma ve güvenlik gibi başlıkları, hem SEO hem marka perspektifinden ele alacağız. Amacımız, bir kere doğru karar verip yıllarca rahat edeceğiniz bir alan adı mimarisi kurmanıza yardımcı olmak.
Eğer daha önce temel kavramlara göz atmadıysanız, alan adı ve TLD seçimine giriş niteliğinde hazırladığımız SEO ve marka için alan adı ve TLD seçimi rehberini de bu yazıyla birlikte düşünmenizi öneririz.
Temelden başlamak: Alan adı seçiminde değişmeyen 7 ilke
1. Marka odaklı isim, her zaman ilk öncelik
Bugünün SEO’sunda anahtar kelime dolu alan adları (örneğin ucuz-otomobil-sigortasi.net) yerine, akılda kalan, marka hissi veren isimler uzun vadede daha güvenli. Google, marka sinyallerine (doğal backlink profili, marka aramaları, kullanıcı davranışları) her geçen yıl daha fazla ağırlık veriyor. Kullanıcı tarafında da “marka gibi duran” alan adları daha yüksek güven oluşturuyor.
DCHost tarafında gördüğümüz başarılı projelerde genellikle şu yapı var:
- Ana alan adı %100 marka odaklı (ör. markaadi.com)
- Hizmet veya kampanya odaklı alt dizinler / kampanya sayfaları (ör. markaadi.com/otomobil-sigortasi)
- Gerekirse ayrı projeler için ek alan adları ama yine marka etrafında kümelenmiş
2. Kısa, okunabilir ve telaffuzu kolay isimler
Teknik olarak uzun alan adları da çalışır, ama pratikte ne kadar kısa ve sade olursanız, hem kullanıcı hem SEO tarafında o kadar avantajlısınız. Kısa domain:
- Sözlü olarak paylaşmayı kolaylaştırır (telefonla, toplantıda, sunumda)
- Yazım hatası riskini azaltır
- URL’lerinizi daha temiz gösterir (özellikle sosyal medya ve offline mecralarda)
Burada kritik olan “mutlaka 4-5 karakter olsun” takıntısı değil; markanızın doğal uzunluğu kadar bir alan adı seçmek. Gereksiz ek, tire veya ekstra kelime eklemekten kaçının.
3. Tire ve rakam kullanımı: Ne zaman mantıklı, ne zaman riskli?
Tek tire (ör. marka-adi.com) bazen kabul edilebilir bir çözümdür; özellikle tamsayı marka adları çakıştığında. Ama birden fazla tire ve rakam kullanılan alan adları hem spam hissi verir hem de kullanıcılar tarafından zor hatırlanır. SEO algoritmaları da bu alan adlarını tarihsel spam örnekleri nedeniyle daha dikkatli inceler.
Uzun vadeli marka kuruyorsanız, mümkün olduğunca:
- En fazla bir tire kullanın (mümkünse hiç kullanmayın)
- “123”, “360” gibi genel rakam eklerini sadece marka konseptiniz gerçekten bunu gerektiriyorsa tercih edin
- Alan adınızı sesli söylediğinizde, biri tek seferde doğru yazabiliyorsa doğru yoldasınız
4. Yazım hatalarına açık isimlerden kaçınmak
Türkçe’de çift sessiz, ğ, ş, ç gibi karakterlerin Latin harfli karşılıkları yüzünden pek çok marka ismi yanlış yazılabiliyor. Markanızı yaratırken çok yaratıcı görünen bir isim, alan adı tarafında kabusa dönüşebilir. Örneğin “xqare” tarzı, telaffuzdan bağımsız yazılımlar ilk bakışta modern görünüyor ama SEO ve marka hafızası için riskli.
Uzun vadeli düşünürken kendinize şu soruları sorun:
- Bu alan adını duyan bir kişi, görmeden yazmaya çalışsa doğru yazabilir mi?
- Alan adımın sık yapılan yazım hataları, rakipler veya typosquatter’lar için fırsat oluşturur mu?
5. Türkçe karakter ve IDN kullanımı
Artık tarayıcılar ve DNS ekosistemi IDN (Türkçe karakterli alan adları) konusunda oldukça olgun; ancak pratik dünyada hâlâ karmaşık senaryolar var. Bu konuyu detaylıca anlattığımız Türkçe karakterli IDN alan adları rehberinde de vurguladığımız gibi, çoğu marka için en güvenli strateji şu:
- Resmi ve ana kullanım için Türkçe karakter içermeyen alan adı (ör. sirketadi.com)
- Türkçe karakterli versiyonu ek olarak alıp, doğru domaine 301 yönlendirmek
Böylece hem marka koruması sağlanır, hem de tarayıcı uyumluluğu ve e-posta tarafında yaşanabilecek sorunlar minimize edilir.
6. Geleceği düşünerek sektör bağımsız isim seçimi
Bugün sadece sigorta satıyor olabilirsiniz, ama yarın finansal danışmanlık, eğitim veya bambaşka ürünlere genişlemek isteyebilirsiniz. “otomobilsigortasifirsatlari.com” gibi aşırı niş alan adları, SEO açısından kısa vadede işe yarasa bile, marka ve uzun vadeli pozisyonlama için sizi kilitler.
DCHost olarak uzun soluklu markalarda şu yolu öneriyoruz:
- Ana domain: Sektörden bağımsız, marka odaklı isim
- Kategori bazlı URL’ler: /otomobil-sigortasi, /konut-sigortasi gibi açıklayıcı alt dizinler
- Gerekirse kampanya veya micro-site’ler için ek domainler, ama ana marka etrafında kümelenmiş
7. E-posta, kartvizit ve sözleşmeleri unutmayın
Alan adınız sadece web sitenizde görünmeyecek; e-posta adreslerinizde, teklif dosyalarında, sözleşmelerde, kartvizitlerde ve sunumlarda yer alacak. Yorucu derecede uzun veya karmaşık domainler, her dokunduğu noktada profesyonellik algısını zedeliyor. Ayrıca e-posta altyapısı kurarken SPF, DKIM, DMARC gibi kayıtları oluşturduğunuz alan adının da temiz ve kurumsal görünmesi, güven algısı açısından önemli.
SEO perspektifinden alan adı: Mitler ve gerçekler
1. Anahtar kelime içeren domain hâlâ işe yarıyor mu?
Eskiden, tam anahtar kelime içeren alan adları (Exact Match Domain – EMD) SEO tarafında büyük avantaj sağlıyordu. Bugün ise Google bu sinyali oldukça zayıflattı ve hatta aşırı spam görünümlü EMD’leri cezalandırabiliyor. Yine de doğru kullanıldığında, kısmi ve doğal anahtar kelime içeren domainler hâlâ işe yarıyor.
Örneğin “markaadi” ile “markaadiotomotiv” arasında karar veriyorsanız ve gerçekten otomotiv sektörü dışında iş yapmayacaksanız, ikincisi bazı durumlarda anlamlı olabilir. Ama “enucuzotomotivsirketi” gibi zorlama kombinasyonlardan kaçınmak şart.
2. Alan adının yaşı ve geçmişi ne kadar önemli?
Alan adının yaşı tek başına bir sıralama faktörü değil; ancak geçmişi (tarihi backlink profili, spam kullanımı, zararlı içerik barındırıp barındırmadığı) çok önemli. Yeni bir alan adı alırken WHOIS ve geçmiş taraması yapmamak, daha ilk günden dezavantajla başlamanıza neden olabilir.
Daha önce bu konuyu expire domain satın alırken SEO ve güvenlik riskleri rehberinde detaylandırdık. Kısaca özetlersek:
- Daha önce spam amaçlı kullanılmış alan adları, temiz içerik kursanız bile filtrede kalabilir
- Eski zararlı backlink’leri temizlemek zaman ve emek ister
- Yeni, tertemiz bir alan adıyla başlamak çoğu zaman daha sağlıklıdır
3. .com, .com.tr, .io, .ai… Hangisi SEO için daha iyi?
Google’ın resmi açıklamasına göre, gTLD’ler (.com, .net, .io, .ai vb.) arasında doğrudan SEO farkı yok; ancak kullanıcı algısı ve tıklama oranları (CTR) sıralamaları dolaylı etkileyebilir. ccTLD’ler (.tr gibi ülke uzantıları) ise coğrafi hedefleme sinyali veriyor. Bu konuyu derinlemesine anlattığımız .com mu ccTLD mi? uluslararası SEO için domain mimarisi rehberinde şu ana prensipleri vurguluyoruz:
- Tek ülkeye odaklıysanız (.com.tr gibi) ccTLD güçlü bir yerel sinyal oluşturur
- Global marka hedefiniz varsa, genellikle .com + alt dizin/alt alan stratejisi daha esnektir
- Yeni nesil uzantılar (.io, .ai vb.) bazı sektörlerde (özellikle teknoloji ve SaaS) marka algısı açısından avantajlı olabilir
Yeni nesil TLD’lerin güven ve SEO tarafındaki etkilerini merak ediyorsanız, .io, .app, .dev gibi yeni nesil alan adı uzantıları rehberinde pratik örneklerle anlattık.
4. Subdomain mi alt dizin mi? (blog.marka.com vs marka.com/blog)
Google her ikisini de işleyebiliyor, ancak pratikte alt dizinler (/blog, /magaza) çoğu senaryoda daha hızlı otorite kazanıyor. Subdomain’ler (blog.marka.com) teknik olarak ayrı bir site gibi değerlendirilebiliyor. Bu yüzden:
- Aynı marka ve aynı ülke hedefi içindeki içerikler için öncelikle alt dizin tercih edin
- Bambaşka bir ürün, hedef kitle veya coğrafya varsa subdomain veya ayrı domain daha mantıklı olabilir
Bu konuyu geniş bir perspektiften ele aldığımız subdomain vs alt dizin rehberine de göz atabilirsiniz.
5. URL yapısı, canonical domain ve www tercihi
Alan adınızı seçtikten sonra, SEO için en kritik teknik kararlardan biri de canonical domain seçimi: www’li mi, çıplak (non-www) mı? Önemli olan hangisini seçtiğiniz değil, tutarlı olmanız ve diğerini 301 ile kalıcı olarak yönlendirmeniz. Ayrıca HTTPS zorunlu, HSTS ve doğru canonical etiketleri ile desteklenmeli.
www / çıplak alan seçimi ve 301 yönlendirme detaylarını, www mi çıplak alan adı mı? canonical domain ve HSTS rehberimizde adım adım anlattık. Alan adınızı alırken bu kararı da aynı anda planlarsanız, ileride büyük SEO göçleriyle uğraşmak zorunda kalmazsınız.
Uzun vadeli domain mimarisi: 1 alan adı değil, strateji seti
1. Ana alan adı, ürün alan adları ve kampanya domain’leri
Sağlam bir domain stratejisi genelde şu katmanlardan oluşur:
- Ana alan adı: Tüm markanın çatı alanı (ör. markaadi.com)
- Ürün/hizmet alan adları: Gerekirse, büyük ve bağımsız ürünler için (ör. tamamen farklı hedef kitleye sahip bir SaaS ürünü)
- Kampanya domain’leri: Sınırlı süreli kampanyalar veya offline reklamlarda kullanılmak üzere kısa, akılda kalıcı ek domainler
Burada önemli olan, link otoritesini parçalara bölmemek. Mümkün olan her durumda, kampanya veya mikro site domainlerini ana domaine 301 ile bağlayan ve canonical’ı ana içerik tarafında tanımlayan bir yapı kurulmalı.
2. Uluslararasılaşma planına göre domain kararı
Eğer 2-3 yıl içinde farklı ülkelere açılma planınız varsa, domain mimarisini bugünden buna göre kurgulamak büyük avantaj sağlar. Temel seçenekler:
- ccTLD yaklaşımı: trmarka.com, marka.de, marka.fr gibi her ülke için ayrı domain
- gTLD + alt dizin: marka.com/tr, marka.com/de
- gTLD + subdomain: tr.marka.com, de.marka.com
Her yaklaşımın artı/eksi yönlerini, pratik örneklerle alan adı stratejisi nasıl kurulur? ccTLD mi gTLD mi? rehberinde detaylıca anlattık. Kısaca:
- Hızlı marka genişlemesi ve tek SEO otoritesi istiyorsanız: gTLD + alt dizin
- Her ülke için yerel marka ve lokal operasyon kuruyorsanız: ccTLD seti daha mantıklı
3. Defansif domain satın alma stratejisi
Rakiplerin veya kötü niyetli kişilerin, markanıza çok yakın alan adlarını alması hem trafik hem de itibar kaybına yol açabilir. Defansif domain satın alma; markanızın yazım varyasyonlarını, popüler TLD’lerini ve kritik yanlış yazımlarını kapsayan kontrollü bir liste oluşturmak anlamına gelir.
DCHost’ta kurumsal müşterilerle çalışırken genellikle şu listeyi öneriyoruz:
- Ana marka + .com, .net, .org (bütçe el veriyorsa)
- Türkiye için .com.tr ve markanın çok bariz yazım hatası varyasyonları
- Hedef sektörle çok ilişkilendirilmiş yeni nesil TLD’ler (ör. teknoloji için .io, .dev, yapay zeka için .ai vb.)
Bu domainlerin bir kısmı park olarak tutulup, doğru ana domaine 301 ile yönlendirilebilir. Park domain’leri SEO açısından doğru yönetmek için hazırladığımız park alan adları ve 301/canonical stratejileri rehberine de mutlaka göz atın.
4. Domain portföyü büyüdükçe yönetim ihtiyacı
Bir noktadan sonra, onlarca alan adını Excel ile takip etmeye çalışmak hem riskli hem de yorucu hale gelir. Son kullanma tarihlerinin kaçırılması, yanlış DNS değişiklikleri, staging alan adlarının açık bırakılması gibi hatalar sık yaşanır. Bu nedenle:
- Tüm domainlerinizi tek bir panelde toplayın (mümkünse aynı sağlayıcıda)
- Yenileme hatırlatmalarını ve otomatik yenilemeyi mutlaka aktif edin
- Hangi domainin hangi projeye ait olduğunu, sorumlu kişiyi ve kritik DNS kayıtlarını dokümante edin
Alan adı portföyü yönetimine özel hazırladığımız onlarca domain’i kontrol altına alma rehberinde bu yapıyı pratik örneklerle anlattık.
Güvenlik, sahiplik ve hukuki boyut: Alan adınız gerçekten kimin?
1. Mülkiyet: Domain kimin üzerine kayıtlı?
Kurumsal projelerde en çok gördüğümüz krizlerden biri, alan adının ajans, eski çalışan veya farklı bir kişi üzerine kayıtlı olması. Bu durum; şirket el değiştirirken, ajansla yollar ayrılırken veya hukuki bir ihtilafta büyük sorun yaratıyor. Bu yüzden:
- Alan adı WHOIS bilgilerinde tüzel kişi adınızın yazdığından emin olun
- Fatura ve sözleşme bilgilerinin şirket unvanıyla uyumlu olmasını sağlayın
- Erişim yetkilerini paylaşıp mülkiyeti asla devretmeyin
Bu konuyu detaylı olarak alan adı ve hosting sahipliği rehberimizde adım adım anlattık. Alan adınızı seçerken aynı anda sahiplik modelinizi de netleştirmeniz, ileride çıkacak sorunları kökten engeller.
2. Güvenlik: Registrar lock, 2FA ve DNSSEC
Alan adınız çalınırsa, en iyi sunucu ve en güçlü SEO stratejisi bile sizi kurtaramaz. Modern domain güvenliği üç temel katmandan oluşuyor:
- Registrar lock / transfer kilidi: Alan adının yetkisiz transferini engeller
- 2FA: Domain panelinize giriş güvenliğini artırır
- DNSSEC: DNS kayıtlarınızın manipüle edilmesini zorlaştırır
Bunların hepsini, alan adı güvenliği rehberinde teknik detaylarıyla anlattık. DCHost üzerinde alan adı ve hosting’i birlikte yönettiğinizde, bu güvenlik katmanlarını tek panelden takip etmek ve otomasyonla yönetmek çok daha kolay hale geliyor.
3. Marka tescili ve UDRP süreçleri
Alan adı, marka tescilinin alternatifi değil. Özellikle değerli veya jenerik olmayan, özgün bir marka ismi kullanıyorsanız, alan adınızı aldıktan sonra marka tescili süreçlerini de başlatmanız önemli. Böylece:
- Typosquatting (bilerek çok benzer domain alma) vakalarına karşı hukuki dayanağınız olur
- Gerektiğinde UDRP süreçleriyle alan adlarını geri alma şansınız artar
Doğru alan adı seçimi yaparken, markanızın hukuki korunabilirliğini de göz önünde bulundurun. Teknik ve hukuki strateji birlikte planlandığında, uzun vadeli marka değeriniz çok daha sağlam olur.
Alan adı değişimi, rebranding ve SEO’yu koruma
1. Alan adını değiştirmek ne zaman mantıklı?
Bazen, kötü seçilmiş bir alan adını taşımak yerine rebranding yapmak daha doğrudur. Özellikle:
- Alan adınız çok uzun, spam görünümlü veya telaffuzu zor ise
- Yeni pazarlara açılırken mevcut domain sizi kısıtlıyorsa
- Yasal nedenlerle (marka ihtilafı vb.) alan adı değişimi gerekiyorsa
Doğru planlandığında alan adı değişimi, SEO tarafında yönetilebilir bir risk. Kritik olan, 301 yönlendirmeleri, canonical etiketleri, sitemap ve Search Console ayarlarını kusursuz yapmak.
2. SEO kaybı yaşamadan domain taşıma nasıl yapılır?
Alan adı değişiminde izlenecek adımları detaylıca alan adı değiştirirken SEO kaybetmemek rehberimizde anlattık. Özetle:
- Yeni domaini hazırlayın, HTTPS ve canonical ayarlarını doğru kurun
- Eski domaine gelen tüm istekleri URL bazında 301 ile yeni domaine yönlendirin
- XML sitemap’i güncelleyip Search Console’a yeni domaini tanıtın
- Büyük backlink kaynaklarını (medya, dizinler, partnerler) mümkün olduğunca yeni domaine güncelleyin
Bu süreçte hosting ve DNS tarafında yapılacak hatalar (yanlış 301, karışık redirect zincirleri, SSL sorunları) SEO kaybını artırır. DCHost altyapısında bu tür geçişleri planlarken, hem DNS hem sunucu tarafındaki ayarları tek planda düşünmeyi öneriyoruz.
DCHost perspektifinden: Pratik kontrol listesi
Yazıyı burada okurken, büyük ihtimalle elinizde birkaç domain adayınız var. DCHost ekibi olarak, domain kararı veren ekiplerle yaptığımız toplantılarda şu basit kontrol listesini kullanıyoruz:
- Alan adı marka odaklı mı, yoksa sadece anahtar kelime yığını mı?
- Sözlü olarak söylendiğinde, tek seferde doğru yazılabiliyor mu?
- Gelecekte sektör veya ülke genişlemelerini engelleyecek kadar niş mi?
- .com, .com.tr ve kritik TLD’ler için defansif strateji planlandı mı?
- Türkçe karakterli versiyonların yönetimi (IDN vs klasik domain) net mi?
- www tercihi, HTTPS, HSTS ve canonical ayarları için teknik yol haritası hazır mı?
- Domain hangi tüzel kişi üzerine kayıtlı olacak, kimler erişecek?
- Registrar lock, 2FA ve DNSSEC gibi güvenlik kontrolleri devreye alınacak mı?
Bu sorulara net “evet” diyebildiğiniz bir alan adı, uzun vadeli SEO ve marka yatırımı için sağlam bir zemin sağlar. Bundan sonra sırada, doğru hosting mimarisini seçmek, SSL ve DNS yapılandırmasını yapmak ve içerik/bağlantı stratejisiyle bu temeli beslemek var.
Sonuç: Bir kere doğru seç, yıllarca rahat et
Alan adı seçimi, dışarıdan bakıldığında “bir isim bulup geçmek” gibi görünebilir. Ama işin içinde olduğunuzda, bunun aslında SEO, marka, hukuk, güvenlik ve altyapıyı aynı anda ilgilendiren çok katmanlı bir karar olduğunu fark ediyorsunuz. DCHost’ta onlarca projenin yıllar içindeki yolculuğunu gördükçe, en çok pişmanlık duyulan kararın “keşke alan adını baştan daha iyi düşünseydik” cümlesi olduğunu söyleyebiliriz.
Doğru alan adı; Google’da daha sağlam bir otorite, kullanıcının gözünde daha yüksek güven, e-posta ve iş süreçlerinde daha profesyonel bir görüntü demek. Üstelik bu kararı bir kez doğru verdiğinizde, sonraki yıllarda tüm SEO ve altyapı yatırımlarınız aynı temel üzerinde birikiyor. Bu rehberi, yukarıda link verdiğimiz detaylı yazılarla birlikte bir domain strateji dosyası haline getirmenizi ve ekipçe üzerinden geçmenizi öneririz.
Alan adı, hosting, VPS, dedicated sunucu veya colocation ihtiyaçlarınızı tek çatı altında toplamak istiyorsanız, DCHost altyapısı üzerinde hem domain yönetimini hem de sunucu mimarisini birlikte planlayabilirsiniz. İsim seçiminiz netleştikten sonra, DNS, SSL ve barındırma tarafındaki yol haritanızı da beraber tasarlamak, uzun vadeli ve sağlıklı bir dijital varlık inşa etmenin en pratik yolu olacaktır.
