Teknoloji

Reseller Hosting mi VPS mi? Ajans ve Freelancerlar İçin Yol Haritası

Bir web ajansı ya da freelance geliştirici olarak büyüdükçe en kritik sorulardan biri şuna dönüşüyor: “Tüm müşterilerimi hangi altyapıda toplamalıyım? Reseller hosting mi, yoksa VPS mi?” Bu karar, sadece teknik mimarinizi değil; iş modelinizi, kârlılığınızı, destek yükünüzü ve geceleri ne kadar rahat uyuyacağınızı doğrudan etkiliyor.

Bu yazıda, DCHost ekibinde sahada gördüğümüz gerçek senaryolara dayanarak reseller hosting ve VPS’i, ajanslar ve freelancerlar özelinde karşılaştıracağız. “Hangisi daha iyi?” gibi genellemelerden ziyade, “Hangi durumda hangisi mantıklı, ne zaman geçiş yapmalısın, hibrit mimariyi nasıl kurmalısın?” sorularına net cevaplar vereceğiz. Teknik terimleri olabildiğince sadeleştirerek, servisleri ürün gibi değil; işinizi taşıyan altyapı tuğlaları gibi ele alacağız.

Eğer şu an 5–10 müşteriniz varsa ve hızla 30–50 siteye koşmayı planlıyorsanız, ya da hâlihazırda onlarca WordPress, WooCommerce ve özel yazılım projesini yönetiyorsanız, bu rehber tam size göre. Gelin önce reseller ve VPS’i ajans/freelancer gözünden konumlandıralım, sonra da somut karar kriterleriyle ilerleyelim.

Reseller hosting ve VPS’i Temel Farklarıyla Netleştirelim

İlk adım, kavramları sadeleştirmek. Teknik detaylara boğulmadan, ajans ve freelancer perspektifinden bakalım.

Reseller hosting nedir, ajans için ne anlama gelir?

Reseller hosting, özetle “hazır yönetilen bir sunucuda kendi küçük hosting firmanız gibi davranmanızı sağlayan” bir modeldir. Ana sunucuyu, güvenliği, işletim sistemini, donanımı ve genel bakımı DCHost yönetir; siz ise panel üzerinden alt hesaplar (müşteri hosting hesapları) açarsınız.

Tipik olarak reseller hosting size şunları sağlar:

  • cPanel/WHM veya benzeri panel üzerinden birden çok hosting hesabı oluşturma
  • Müşteri başına ayrı kontrol paneli, FTP, e-posta hesapları vb.
  • Paylaşılan ama sınırları belirlenmiş CPU, RAM, disk ve trafik kaynakları
  • Günlük/yedekli altyapı, güvenlik yamaları ve sunucu yönetimi DCHost tarafından sağlanır

Yani siz sunucuyu değil, müşteri hesaplarını ve projeleri yönetirsiniz. Sunucu tarafı operasyonel yükünüz ciddi oranda azalır.

VPS nedir, ajans için ne anlama gelir?

VPS (Virtual Private Server), fiziksel bir sunucunun üzerinde çalışan sanal, izole edilmiş, size özel sunucu dilimidir. Kendi işletim sisteminiz, root (yönetici) erişiminiz ve bağımsız kaynaklarınız (vCPU, RAM, disk, bant genişliği) olur.

Detaylı teknik arka planı merak ediyorsanız, VPS hosting nedir ve avantajları nelerdir yazımıza göz atabilirsiniz. Burada ajans açısından özetleyelim:

  • Sunucunun tamamı sizin kontrolünüzde (yazılım, konfigürasyon, güvenlik ayarları)
  • Genellikle birden çok siteyi tek panel (cPanel/Plesk) altında ya da container’lar ile barındırırsınız
  • Yüksek özelleştirme: Özel PHP modülleri, Node.js, Python, Redis, arka plan job’ları, queue sistemleri vb.
  • Kaynaklar (CPU, RAM) size ayrıldığı için yüksek yoğunlukta, esnek projelere daha uygun

VPS, size çok esneklik verir ama karşılığında daha fazla sorumluluk getirir. Özellikle yönetilmeyen bir VPS’te sunucu güncellemeleri, güvenlik duvarı, panel kurulumu gibi detayları sizin ya da ekibinizin yönetmesi gerekir.

Web Ajansları ve Freelancerlar İçin Temel Altyapı İhtiyaçları

Reseller mi, VPS mi sorusunun cevabı, aslında şu sorulara verdiğiniz yanıtlarla şekilleniyor:

  • Hangi tür siteleri barındırıyorsunuz? (Kurumsal tanıtım siteleri mi, WooCommerce/E-ticaret mi, özel yazılım mı?)
  • Aylık trafik seviyeleri ve kaynak kullanımları nasıl?
  • Ekibinizde sunucu yönetiminden anlayan biri var mı?
  • Günlük iş akışınızda zamanınızın ne kadarını sistem yönetimine ayırmak istiyorsunuz?
  • Yeni müşteri kazandıkça altyapıyı nasıl ölçeklendirmek istiyorsunuz?

Ajans ve freelancerların çoğunda gördüğümüz ortak ihtiyaçlar şöyle:

  • Müşteriye ayrı panel ve e-posta hesapları verebilmek
  • Güvenilir yedekleme ve hızlı geri dönüş (özellikle WordPress güncelleme sonrası)
  • SSL, DNS, e-posta gibi konularda minimum sorun ve hızlı çözüm
  • Performans olarak en azından Core Web Vitals metriklerini öldürmeyen, TTFB’yi makul düzeyde tutan altyapı
  • Ekip büyüdükçe veya iş hacmi arttıkça yeni siteler eklerken kesinti yaşamamak

Örneğin, performans tarafını daha derin incelemek isterseniz, Core Web Vitals ve hosting altyapısı ilişkisini anlattığımız rehber ajans gözünden oldukça faydalı olacaktır.

Reseller Hosting Ne Zaman Daha Mantıklı?

Reseller hosting, özellikle şu profildeki ajans ve freelancerlar için altın orta yol oluyor:

  • Ağırlıklı olarak kurumsal, blog, portföy, basit kurumsal siteler geliştirenler
  • WordPress ağırlıklı çalışan ama çok ağır e-ticaret barındırmayanlar
  • Sunucu yönetimi ile uğraşmak istemeyen, işini panel üzerinden yönetmek isteyenler
  • “Sistemci” değil, tam anlamıyla “web ajansı” olarak kalmak isteyen ekipler

Reseller hostingin ajanslar için güçlü yanları

Reseller tercih eden ajanslarla yaptığımız sohbetlerde en sık duyduğumuz avantajlar şöyle:

  • Düşük operasyonel yük: Güvenlik yamaları, kernel güncellemeleri, donanım arızaları, RAID, izleme gibi işleri DCHost üstlenir.
  • Hızlı onboarding: Yeni bir müşteri geldiğinde, birkaç dakika içinde yeni bir hosting hesabı açıp, alan adını yönlendirip yayına alabilirsiniz.
  • Standart paketler: Müşterilere “Bronz / Gümüş / Altın” gibi kendi paketlerinizi tanımlayıp, disk alanı ve e-posta limitlerini buna göre otomatik uygulayabilirsiniz.
  • Destek iş bölümü: Sunucu seviyesi problemlerde (servis çökmesi, donanım arızası vb.) DCHost teknik ekibi devrededir; siz müşteriyle uygulama tarafını konuşursunuz.

Reseller hostingin sınırları

Elbette reseller her durumda mükemmel değil. Özellikle şu noktalarda sınırlarına çarparsınız:

  • Özel yazılım gereksinimleri (özel PHP modülü, Node.js, background worker vb.)
  • Yüksek trafikli WooCommerce veya kampanya döneminde ciddi trafik alan siteler
  • Her müşteriye özel Nginx konfigürasyonu, cache yapısı gibi detaylar gerektiğinde
  • Sunucu seviyesinde firewall, WAF kuralı, rate limiting gibi ayarları sizin kontrol etmek istemeniz durumunda

Bu tip ihtiyaçlar sıklaşmaya başladığında, çoğu ajans “Artık VPS’e mi geçsek?” sorusunu sormaya başlıyor. Bu noktada, paylaşımlı hosting’den VPS’e geçiş rehberimiz, reseller’dan VPS’e geçerken de benzer adımları izlemeniz için iyi bir referans olabilir.

Reseller için ideal senaryo örneği

10–15 müşterili, tasarım ağırlıklı bir ajans düşünün. Müşterilerin çoğu kurumsal tanıtım sitesi, birkaç blog, belki tek tük ufak ürün kataloğu. Trafik seviyesi orta, kritik değil. Ekipte tam zamanlı bir sistem yöneticisi yok, geliştirme ve tasarım tarafı yoğun.

Bu ekip için:

  • Reseller ile tüm siteler tek panelden yönetilir
  • Müşterilere ayrı cPanel erişimi verilir, e-posta ve FTP’yi kendileri yönetebilir
  • Güvenlik, yedek, sunucu yönetimi yükü DCHost üzerinde kalır

Böyle bir ajansın ilk adımda VPS’e zıplaması, gereksiz teknik yük ve maliyet doğurabilir. Reseller ile başlamak, hacim büyüyene kadar genellikle daha sağlıklıdır.

VPS Ne Zaman Daha Mantıklı?

VPS, ajans ve freelancerlar için “ikinci seviye altyapı” gibi düşünebilirsiniz. Bir noktada reseller’ın getirdiği kısıtlar, sizi daha esnek, performanslı ve özelleştirilebilir bir ortama zorlar.

VPS’e geçişi tetikleyen işaretler

Sahada en sık gördüğümüz tetikleyiciler şunlar:

  • Bir veya birkaç müşterinin WooCommerce / yoğun trafik / kampanya dönemlerinde kaynak limitine takılması
  • Uygulama tarafında Node.js, Laravel queue, WebSocket gibi ek servislerin devreye girmesi
  • Sunucu seviyesinde özel güvenlik önlemleri, WAF veya rate limiting ihtiyacı
  • Reseller üzerindeki kaynak sınırlarına (CPU, IO, EP) sık sık yaklaşmanız

Özellikle WordPress + WooCommerce, Laravel veya Node.js ile çalışan ajanslar için, doğru VPS kaynaklarını seçme rehberimiz işin performans ve kapasite tarafını çok daha net görmenizi sağlayacaktır.

VPS’in ajans ve freelancerlar için güçlü yanları

  • Tam kontrol: İstediğiniz PHP versiyonları, modüller, Node.js, Python, Redis, Elasticsearch gibi servisleri kurabilirsiniz.
  • Performans izolasyonu: Kaynaklar size ait olduğu için komşu sitelerden etkilenme riskiniz minimuma iner.
  • Gelişmiş güvenlik ve ağ kurgusu: Güvenlik duvarı kuralları, mTLS, IP kısıtlamaları gibi ayarları siz belirlersiniz.
  • Özel mimariler: Docker, Kubernetes, çoklu database sunucusu gibi ileri seviye mimariler kurabilirsiniz.

VPS dünyasını daha detaylı anlamak isterseniz, web hosting türleri karşılaştırması yazımızda VPS’in paylaşımlı ve diğer çözümlerle farkını hikâyeleştirerek anlattık.

Managed vs unmanaged VPS kararı

VPS tarafında asıl kritik karar, “Yönetilen (managed) mi, yönetilmeyen (unmanaged) mi alacağım?” sorusu. Yönetilen VPS’te, işletim sistemi güncellemeleri, temel güvenlik, izleme ve bazı optimizasyonlar DCHost ekibi tarafından üstlenilir. Yönetilmeyen VPS’te ise her şey sizin kontrolünüzdedir.

Bu konuyu managed vs unmanaged VPS karşılaştırması yazımızda detaylı olarak ele aldık. Ajans perspektifinden bakınca:

  • Sistem yönetimi konusunda deneyiminiz sınırlıysa, managed VPS genellikle daha doğrudur.
  • Ekibinizde Linux, güvenlik ve panel yönetiminden anlayan biri varsa, unmanaged VPS ile daha esnek ve maliyet avantajlı bir yapı kurabilirsiniz.

VPS için ideal senaryo örneği

20–30 müşterili, hem WordPress hem de Laravel/Node.js projeleri geliştiren bir ajans düşünün. Bazı siteler WooCommerce, dönemsel kampanyalarla ciddi trafik alıyor. Ekipte temel Linux bilgisi olan en az bir geliştirici var.

Böyle bir ekip için:

  • 1 veya birden fazla güçlü VPS üzerinde cPanel/Plesk ile çoklu site barındırma
  • Yüksek trafikli müşterileri daha fazla CPU/RAM ayrılmış ayrı VPS’lere bölme
  • Redis, queue worker, cron job gibi arka plan servislerini rahatça yönetme

Bu mimari, hem performans hem kontrol açısından reseller’a göre belirgin bir seviye atlatır.

Teknik, Operasyonel ve Finansal Karşılaştırma

Kararı netleştirmenize yardımcı olacak şekilde, reseller hosting ve VPS’i üç ana başlıkta karşılaştıralım.

1. Teknik esneklik

  • Reseller: Sunucu seviyesinde neredeyse hiç esneklik yoktur. Sağlanan PHP versiyonları, modüller, limitler ve güvenlik politikaları sağlayıcı tarafından belirlenir. Çoğu ajans için yeterlidir; ama özel yazılım projelerinde tıkanırsınız.
  • VPS: Kendi sunucunuzda istediğiniz yığını kurabilirsiniz. Docker, özel Nginx ayarları, HTTP/3, Redis, queue sistemi, WebSocket vb. kullanmak istiyorsanız VPS açık ara öndedir. Örneğin, HTTP/3’ün performansa etkilerini anlattığımız yazıdaki ayarların çoğu, VPS düzeyinde kontrol gerektirir.

2. Yönetim ve operasyon yükü

  • Reseller: Güvenlik yamaları, sunucu izleme, donanım, ağ, panel güncellemeleri gibi işler DCHost tarafından yönetilir. Siz müşteriyle “site neden yavaş, tasarımda ne değişecek” gibi konuları konuşursunuz. İşini ürün geliştirmeye ve tasarıma odaklamak isteyenler için ideal.
  • VPS: Yönetilen VPS almadıysanız; güncellemeler, güvenlik duvarı, panel kurulumu, yedekleme stratejileri gibi görevler size aittir. Bu, teknik olarak tatmin edicidir ama zaman alır. Ajanslar bu yükü yönetmek için genellikle içerde bir “mini DevOps” profiline ihtiyaç duyar.

3. Güvenlik ve izolasyon

  • Reseller: Diğer reseller müşterileri ile aynı sunucuyu paylaşırsınız. Sağlayıcının uyguladığı güvenlik önlemleri (CloudLinux, izolasyon, WAF vb.) kritik önem taşır. DCHost tarafında bu konuyu ciddiyetle ele alıyoruz, ancak mantık gereği “çok kiracılı” bir ortamdır.
  • VPS: Sanal sunucu düzeyinde izolesiniz. Kendi güvenlik duvarınızı, SSH politikalarınızı, WAF’ınızı kurabilirsiniz. Örneğin, VPS sunucu güvenliği rehberimizde anlattığımız pek çok önlem, reseller ortamında uygulanamaz ama VPS’te sizi ciddi anlamda güçlendirir.

4. Ölçeklenebilirlik

  • Reseller: Ölçekleme genellikle daha büyük reseller paketine geçmek şeklinde olur. Mimariniz değişmez, sadece limitleriniz artar. Ani trafik patlamalarında diğer müşterilerle paylaşılan kaynaklar sebebiyle sınırlarınıza daha hızlı gelirsiniz.
  • VPS: Dikey ölçekleme (daha fazla CPU/RAM ekleme) ve yatay ölçekleme (birden çok VPS’e bölme) mümkündür. Yüksek trafikli e-ticaret ve SaaS projelerinde VPS, reseller’a göre çok daha esnek bir büyüme alanı sunar.

5. Maliyet ve fiyatlandırma stratejisi

Maliyet başlığında sadece “aylık ücreti” değil, zaman maliyetinizi de hesaba katmak gerekiyor.

  • Reseller: Genellikle daha düşük giriş maliyeti ve öngörülebilir sabit gider sunar. Sunucu yönetimi için ekstra personel ayırmanız gerekmez. Küçük ve orta ölçekli ajanslar için kârlılığı oldukça iyidir.
  • VPS: Kısa vadede daha maliyetli görünebilir; ama yüksek trafikli, katma değerli projelerde bu maliyet fazlasıyla geri döner. Ayrıca “premium barındırma” hizmetini ayrı bir kalem olarak fiyatlandırıp gelir modelinizi de zenginleştirebilirsiniz.

Hibrit Strateji: Reseller + VPS Beraber Nasıl Kullanılır?

Gerçekte birçok ajans için en mantıklı çözüm, “ya reseller ya VPS” değil, ikisinin akıllıca harmanlandığı hibrit mimaridir. Saha tecrübemiz şunu gösteriyor:

  • Küçük/orta ölçekli kurumsal siteler ve bloglar: Reseller üzerinde
  • Yüksek trafikli WooCommerce, özel yazılım, API servisleri: VPS üzerinde

Böylece:

  • “Hafif” projeler için reseller’ın sunduğu pratik yönetim ve düşük maliyet avantajından yararlanırsınız
  • “Ağır” projeler için VPS’in performans ve esnekliğini kullanırsınız

Hibrit mimari için örnek yapı

Orta ölçekli bir ajans için tipik bir DCHost kurgusu şöyle olabilir:

  1. Bir adet reseller hesabı: 20–30 adet kurumsal site, portföy, blog burada barındırılır.
  2. 1–2 adet güçlü VPS: WooCommerce siteleri, Laravel/Node.js projeleri, API’ler ve yoğun trafik alan projeler burada tutulur.
  3. Merkezi yedekleme stratejisi: Hem reseller hem de VPS için otomatik yedekler + harici S3 uyumlu depolama ile ikinci katman yedekleme.

Yedekleme tarafını sağlam kurmak için, 3-2-1 yedekleme stratejisi rehberimiz size net bir çerçeve sunacaktır.

DCHost ile Doğru Altyapıyı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Karar verirken kendinize ve ekibinize şu soruları sormanızı öneriyoruz:

1. Müşteri portföyünüzün dağılımı nasıl?

  • %70–80 basit kurumsal site, %20 az trafik alan blog/store ise: Reseller ağırlıklı, ileride VPS’e açık mimari.
  • %40 ve üzeri yoğun trafik, WooCommerce, özel yazılım ise: VPS ağırlıklı, geri kalan için küçük bir reseller.

2. Ekip yetkinlikleriniz neler?

  • Linux, SSH, güvenlik duvarı, panel kurulumu gibi konulara uzak bir ekipseniz, öncelik reseller ve/veya managed VPS olmalı.
  • Bu konulara meraklı, deneyimli en az bir kişi varsa, unmanaged VPS ile daha optimize ve esnek bir yapı kurabilirsiniz.

3. Müşteriye ne tür bir hizmet sözü veriyorsunuz?

  • Sadece site tasarımı ve içerik tarafında kalmak istiyorsanız, altyapıyı daha çok DCHost’a bırakıp reseller kullanmak sizi yormaz.
  • “Performans optimizasyonu, güvenlik sertleştirme, özel DevOps çözümleri” gibi katma değerli hizmetler sunmak istiyorsanız, VPS tarafında ciddi avantaj sağlarsınız.

4. Gelecek 12–24 ay için büyüme hedefleriniz neler?

Eğer hızlı büyüme hedefliyorsanız, ilk günden itibaren mimarinizi buna göre kurgulamak önemli. Başta reseller ile başlayıp, belirli eşikleri aşınca VPS’e geçmek en sık gördüğümüz sağlıklı yol. Bu geçişi planlarken, kesintisiz VPS geçiş kontrol listesi size iyi bir yol haritası sunar.

Sonuç ve Yol Haritası: Reseller mı, VPS mi, Ne Zaman Hangisi?

Özetleyelim:

  • Az sayıda, hafif–orta ölçekli site, minimum teknik yük istiyorsanız: Reseller hosting ile başlayın.
  • Yüksek trafikli, özel yazılım, WooCommerce ve API projeleri artmaya başladıysa: VPS’e geçişi ciddi ciddi planlayın.
  • Portföyünüz karışık ise: Hibrit yaklaşımı benimseyin; hafif projeler reseller’da, ağır projeler VPS’te yaşasın.

DCHost olarak, ajans ve freelancer müşterilerimizle konuşurken her zaman şu tavsiyede bulunuyoruz: Tek bir sihirli çözüm yerine, iş modelinize göre evrilebilen bir altyapı tasarlayın. Bugün reseller ile başlayıp, yarın bir VPS eklemek; sonra o VPS’i ikiye bölmek, hatta ileride dedicated sunucuya geçmek gayet doğal bir yolculuk.

Eğer hala kararsızsanız, birlikte 15–20 dakikalık bir mimari değerlendirme yapıp, proje türlerinizi, trafik beklentilerinizi ve ekibinizin teknik seviyesini gözden geçirerek sizin için en mantıklı karışımı belirleyebiliriz. İster reseller, ister VPS, ister hibrit olsun; önemli olan, altyapının işinizi büyütmenize engel değil, hızlandırıcı olması.

Bir sonraki adım olarak, isterseniz önce VPS’in temel avantajlarına ve ardından farklı hosting türlerinin karşılaştırmasına göz atarak kararınızı daha da netleştirebilirsiniz. Altyapıyı biz, üstündeki işleri siz büyütün.

Sıkça Sorulan Sorular

Yeni kurulan, müşteri sayısı henüz sınırlı olan ve ekipte tam zamanlı bir sistem yöneticisi bulunmayan ajanslar için genellikle reseller hosting ile başlamak daha mantıklıdır. Reseller ile sunucu, işletim sistemi, güvenlik yamaları ve donanım gibi konularla uğraşmaz; müşterilerinizin sitelerini, e-postalarını ve alan adlarını panel üzerinden hızlıca yönetirsiniz. Böylece enerjinizi tasarıma, geliştirmeye ve müşteri kazanımına ayırabilirsiniz. Müşteri sayınız, trafik hacminiz ve özel yazılım projeleriniz arttıkça, belirli eşiklerde bir veya birden fazla VPS ekleyerek mimarinizi kademeli olarak büyütmek sağlıklı bir yol olur.

Bazı net işaretler, bir müşteriyi reseller’dan VPS’e taşıma zamanının geldiğini gösterir. Örneğin WooCommerce veya yoğun içerikli bir sitede sık sık CPU/IO limit uyarıları alıyorsanız, kampanya dönemlerinde site yavaşlıyor veya erişilemez hâle geliyorsa, özel PHP eklentileri, Node.js, background worker, queue gibi bileşenler kullanmak istiyorsanız reseller ortamı sınırlayıcı olacaktır. Ayrıca güvenlik tarafında özel firewall, WAF kuralı veya IP bazlı erişim kısıtlamalarına ihtiyaç duyuyorsanız, VPS tarafına geçmek daha doğru olur. Bu noktada ilgili müşteriyi ayrı bir VPS’e almak, hem diğer siteleri korur hem de o proje için performansı ciddi şekilde iyileştirir.

Temel bir VPS yönetimi için ileri seviye olmak şart değil ama en azından temel Linux komutları, SSH bağlantısı, firewall mantığı, panel kurulumu ve yedekleme kavramlarına hâkim olmak önemli. Eğer bu alanda deneyiminiz yoksa, iki farklı yolunuz var: Ya DCHost’un sunduğu gibi yönetilen (managed) VPS çözümlerini tercih edersiniz ve sunucu tarafı yükü büyük ölçüde bizde kalır; ya da ekibinize bu konuda deneyimli birini dahil edersiniz. Tamamen "hiç bakamam, hiç anlamam" seviyesindeyseniz, doğrudan unmanaged VPS ile başlamak yerine önce reseller veya managed VPS tercih etmeniz, operasyonel risklerinizi ciddi şekilde azaltır.

Pratikte pek çok ajans için en sağlıklı çözüm, hibrit bir mimaridir. Yani hafif ve orta ölçekli projelerinizi reseller ortamında tutarken, yüksek trafikli, özel yazılım veya WooCommerce gibi kritik projelerinizi VPS üzerinde barındırırsınız. Böylece hem yönetim kolaylığından hem de esneklik ve performanstan aynı anda faydalanırsınız. Tüm siteleri tek yapıda toplamak teoride cazip görünse de, farklı profildeki projeleri aynı kaynak havuzuna koymak, ya gereksiz maliyete ya da performans problemlerine yol açabilir. Hibrit yapı, altyapınızı müşteri portföyünüzün gerçek dağılımına göre optimize etmenize imkân tanır.

Kâr marjı açısından her iki model de doğru kurgulandığında avantajlı olabilir; ancak başlangıçta reseller genellikle daha öngörülebilir ve risksizdir. Reseller paketiniz için sabit bir maliyet öder, üzerine müşterilere aylık/yıllık barındırma ücreti yansıtarak hızlıca pozitif nakit akışı sağlayabilirsiniz. VPS tarafında ise kaynaklar daha güçlü olduğu için birim müşteri başına daha yüksek fiyatlandırma yapabilir, "premium barındırma" veya "yüksek performanslı altyapı" gibi paketlerle katma değerli hizmet sunabilirsiniz. En mantıklı yaklaşım, basit siteler için reseller ile uygun fiyatlı paketler, kritik projeler için ise VPS tabanlı daha yüksek kârlı premium paketler oluşturmak ve portföyünüzü buna göre segmentlere ayırmaktır.