Hosting

IPv6 Benimseme Hızlanıyor: Ağınızı Geri Kalmadan Nasıl Dönüştürürsünüz?

İçindekiler

IPv6 Benimseme Hızlanıyor: Neyi, Ne Kadar Ciddiye Almalısınız?

Son birkaç yılda ağ tasarımı, kapasite planlama ya da güvenlik toplantılarına girdiyseniz, IPv6 başlığının eskisine göre çok daha sık masaya geldiğini fark etmişsinizdir. Artık konu sadece teknik meraklıların tartıştığı bir protokol değişimi değil; doğrudan bütçeyi, ölçeklenebilirliği, hatta SEO performansını etkileyen stratejik bir karar haline geldi. DCHost ekibi olarak farklı ölçeklerde yüzlerce altyapı ile çalışırken görüyoruz ki, IPv6 benimsemesi hem global istatistiklerde hem de gerçek projelerde gözle görülür şekilde hızlanıyor.

Bunda yalnızca teorik avantajların değil, çok somut baskıların payı var: IPv4 adres havuzlarının tükenmesi, IP fiyatlarının yükselmesi, büyük içerik ve erişim sağlayıcıların IPv6 öncelikli çalışmaya başlaması, regülasyon ve güvenlik beklentileri… Özetle, IPv6 artık ertelenebilecek bir “ileride bakarız” işi değil. Bu yazıda, IPv6 benimseme hızındaki artışın arka planını, işletmeler için oluşturduğu risk ve fırsatları, gerçekçi bir zamanlama ile adım adım geçiş stratejisini ve DCHost altyapısında bu süreci nasıl yönetebileceğinizi samimi ama teknik bir dille toparlayacağız.

IPv6 Benimseme Hızlanmasının Arkasındaki Temel Dinamikler

IPv6’ya geçiş uzun yıllar boyunca “geleceğin işi” gibi görüldü. Ancak son dönemde hem global raporlarda hem de sahada çalıştığımız ağlarda ivmenin belirgin biçimde arttığını görüyoruz. Bunun birkaç somut nedeni var.

1. IPv4 Tükenmesi ve Artan IP Maliyetleri

IPv4 adres havuzlarının pratik olarak tükenmesi, IPv6 benimsemesinin en temel itici gücü. Bölgesel internet kayıt kuruluşları (RIR’ler) yeni IPv4 tahsislerini ciddi şekilde kısıtlarken, ikincil piyasada IP satın alma ve kiralama maliyetleri her yıl artıyor. DCHost tarafında da müşterilerimiz ağ planlaması yaparken artık IP adresi maliyetini başlı başına bir kalem olarak ele almak zorunda kalıyor.

Bu konunun detaylarını, IP fiyatlarındaki trendleri ve bütçeye etkilerini daha derin incelemek isterseniz, hazırladığımız IPv4 tükenmesi ve fiyat artışları yol haritası yazımızı mutlaka okumanızı öneririz. Orada gördüğünüz tabloyu IPv6 perspektifine taşıdığınızda, adres bolluğunun ne kadar kritik bir avantaj olduğunu çok daha net görüyorsunuz.

2. Büyük İçerik Sağlayıcılar ve Operatörlerin IPv6 Öncelikli Çalışmaya Başlaması

Bugün global trafiğin ciddi bir bölümü, mobil operatörler ve büyük içerik sağlayıcılar üzerinden geçiyor. Bu oyuncuların önemli kısmı:

  • Mobil tarafta kullanıcıları ağırlıklı olarak IPv6 üzerinden internete çıkarıyor,
  • Backbone ve veri merkezi ağlarını native IPv6 destekliyor,
  • Birçok servise IPv6 üzerinden erişimi daha kısa yol ve daha az NAT katmanı ile sunuyor.

Bu da pratikte şunu doğuruyor: Siz IPv6 sunmadığınızda, bazı kullanıcı segmentleri için trafik gereksiz NAT katmanlarından geçiyor, ek gecikme ve karmaşıklık ekleniyor. IPv6 desteklediğinizde ise bu zincir sadeleşiyor.

3. Regülasyonlar, Güvenlik Standartları ve Raporlama Beklentileri

Özellikle finans, telekom, kamu ve büyük kurumsal yapılarda IPv6 artık yalnızca “olsa iyi olur” seviyesinde değil; denetim ve regülasyon checklist’lerinde gerçek bir madde haline geliyor. Bazı kurumlar:

  • Tedarikçi seçiminde IPv6 desteğini kriter olarak kullanıyor,
  • Yeni projelerde IPv6 desteği olmayan uygulamaları kabul etmiyor,
  • Uzun vadeli log saklama ve anonimleştirme süreçlerini IPv6’ya göre güncelliyor.

Özellikle KVKK ve GDPR ekseninde IP verisinin nasıl tutulduğu, maskeleme ve anonimleştirme süreçleri gündeme geldiğinde, adres bolluğu ve daha esnek ağ tasarımı ciddi avantaj yaratıyor. Bu sayede uygulama katmanında karmaşık workaround’lar yerine ağ seviyesinde daha temiz çözümler kurgulanabiliyor.

4. Operasyonel Basitlik ve Ölçeklenebilirlik Baskısı

Yüzlerce, bazen binlerce sunucudan oluşan ortamlarda NAT ve özel IPv4 alanları ile kurulan mimariler bir yere kadar idare ediliyor. Ancak:

  • Ağ segmentleri çakışıyor,
  • VPN ve çok bölgeli mimarilerde IP çarpışmaları yaşanıyor,
  • Log ve izleme tarafında gerçek kaynağı görmek zorlaşıyor.

IPv6 ile her sunucuya, her servise ve hatta her konteynere küresel ölçekte benzersiz adresler verebilmek; çok bölgeli, çok kiracılı yapılarda operasyonu somut biçimde basitleştiriyor. Özellikle çok bölgeli ve çok sağlayıcılı DNS ve CDN stratejileri kurarken, IPv6’nın bu ölçeklenebilirlik avantajı kendini iyice gösteriyor.

IPv6 Benimseme Artışı: İşletmeniz İçin Ne Anlama Geliyor?

Global istatistiklerde IPv6 trafiğinin payı yükseliyor olması tek başına yeterli değil. Önemli olan sizin ağınız ve uygulamalarınız için bunun ne ifade ettiğini netleştirmek. Bu noktada üç ana başlık öne çıkıyor: riskler, fırsatlar ve geçiş maliyeti.

Risk: IPv6 İçin Hazır Olmayan Ağlar Geriye Düşmeye Başlıyor

IPv6 sunmayan ya da yarım yamalak sunan altyapılarda karşılaştığımız tipik riskler:

  • Bazı mobil operatör veya kurumsal ağlardan erişim sorunları,
  • NAT arkasındaki karmaşık topolojiler sebebiyle artan gecikme ve istikrarsız performans,
  • Daha karmaşık firewall ve port yönlendirme kuralları,
  • Çok bölgeli veya hibrit bulut mimarilerde IP çakışmaları ve karmaşık routing.

Özellikle kurumsal müşterilere SaaS hizmeti sunuyorsanız, IPv6 desteği artık teklif ve POC süreçlerinde açıkça sorulan bir madde haline gelmiş durumda. Bu soruya net bir şekilde “evet” diyememek, salt teknik değil, ticari bir risk.

Fırsat: Adres Bolluğu, Daha Temiz Ağ Tasarımı ve Daha İyi Gözlemlenebilirlik

IPv6 ile birlikte her sunucuya, her servise benzersiz bir adres verebilme imkanı:

  • Servis bazlı adresleme ve firewall politikaları yazmayı kolaylaştırır,
  • Loglarda kaynağı daha net takip edebilmenizi sağlar,
  • Çok kiracılı yapılarda (multi-tenant SaaS gibi) kiracı bazlı ağ segmentasyonu kurmayı mümkün kılar.

Bu sayede hem güvenlik hem de izlenebilirlik tarafında kazanç elde ederken, operasyonel karmaşıklığı azaltırsınız. Örneğin, DCHost üzerinde çalışan bir müşterimizin çok kiracılı SaaS altyapısında IPv6’ya geçişten sonra firewall kurallarının sayısı ve karmaşıklığı ciddi ölçüde sadeleşti; değişiklik yönetimi de daha az riskli hale geldi.

SEO ve Performans Perspektifi

Arama motorları doğrudan “IPv6 var, seni daha üst sıralara çıkarıyorum” demiyor, ama dolaylı etkiler önemli:

  • IPv6 üzerinden daha kısa ağ yoluna sahip kullanıcılar için TTFB ve genel yanıt süreleri iyileşebiliyor,
  • NAT ve ek katmanlar azaldığı için bağlantı hataları ve zaman aşımları düşebiliyor,
  • Birçok performans metriği, özellikle global ziyaretçiler için daha tutarlı hale geliyor.

SEO tarafını daha geniş resimde ele aldığımız Core Web Vitals ve hosting altyapısı rehberimizde, ağ gecikmesi ve sunucu yanıt sürelerinin sıralamaya dolaylı etkisini detaylıca anlattık. IPv6, bu zincirin ağ tarafındaki önemli halkalarından biri haline geliyor.

Geçiş Maliyeti: Korkulduğu Kadar Büyük Mü?

IPv6 denildiğinde en sık gördüğümüz reflekslerden biri, “Bu iş çok büyük, komple mimariyi değiştirmemiz gerekir” endişesi. Pratikte çoğu işletme için bu doğru değil. Çoğu zaman:

  • Önce backbone ve veri merkezi ağında dual-stack (IPv4 + IPv6) devreye alınır,
  • DNS ve web katmanında IPv6 etkinleştirilir (AAAA kayıtları, web sunucusu ayarları),
  • Ardından e-posta, API, özel uygulamalar gibi alanlar kademeli olarak IPv6’ya açılır.

Yani IPv6 geçişi “bir gecede her şeyi değiştirme” değil, iyi planlanmış bir yol haritası ile parça parça ilerletilecek bir dönüşüm projesidir. Aşağıda bu yol haritasını somut adımlara böleceğiz.

IPv6 Benimseme Stratejisi: Dual-Stack mi, IPv6-Only mi?

IPv6 benimseme hızlandıkça karşınıza çıkacak ilk mimari karar, dual-stack mi yoksa IPv6-only mi olacağınız. Gerçekçi olmak gerekirse, çoğu işletme için orta vadede cevap dual-stack.

Dual-Stack: Çoğu İşletme İçin Gerçekçi Başlangıç Noktası

Dual-stack mimaride hem IPv4 hem IPv6 aynı anda çalışır. Avantajları:

  • Uygulama ve istemci uyumsuzluk riskini azaltır,
  • Kademeli geçişe izin verir,
  • Test ve rollback senaryolarını basitleştirir.

Handikapları ise:

  • İki protokolü birden yönetmeniz gerekir,
  • Firewall, izleme ve loglama kuralları iki yönlü düşünülmelidir,
  • Ağ ekibi için başlangıçta biraz daha fazla iş yükü yaratır.

Buna rağmen çoğu kurumun ilk 3–5 yıl için en mantıklı seçeneği dual-stack olacaktır. Bu konuyu daha detaylı tarttığımız IPv6-only hosting mi, dual-stack mi rehberinde artı-eksi tablolarıyla değerlendirmiştik.

IPv6-Only: Nerede ve Ne Zaman Mantıklı?

IPv6-only mimariler özellikle şu tip senaryolarda gündeme gelebilir:

  • Dahili mikroservis kümeleri (Kubernetes vb.),
  • Yeni geliştirilen ve tamamen modern stack kullanan SaaS uygulamaları,
  • IPv6 ağı güçlü ortamlarda çalışan dahili araçlar.

IPv6-only dünyasında IPv4 dünyasına köprü kurmak için NAT64/DNS64 gibi mekanizmalar kullanmak gerekir. Bu yapıyı uygulamalı olarak anlattığımız IPv6-only VPS üzerinde web sitesi yayınlama rehberinde, gerçek trafik senaryoları üzerinden köprü stratejilerini detaylandırdık.

Adım Adım IPv6 Geçiş Yol Haritası

IPv6 benimseme hızlanıyor olsa da, her ağın geçiş temposu farklı. Ancak çoğu işletme için uygulanabilir ortak bir iskelet kurmak mümkün. Aşağıdaki planı DCHost tarafında danışmanlık verdiğimiz projelerde sıkça kullanıyoruz.

0–3 Ay: Envanter, Risk Analizi ve Hızlı Kazanımlar

İlk fazın amacı, “neredeyiz” sorusunu netleştirmek ve düşük riskli, yüksek faydalı adımları atmak:

  • Mevcut ağ envanterini çıkarın: Veri merkezi, ofis, VPN, bulut kaynaklar,
  • Desteklediğiniz yazılımlar ve cihazlar arasında IPv6 uyumsuz olanları listeleyin,
  • DNS sağlayıcınızın ve alan adlarınızın IPv6 desteğini kontrol edin,
  • Web sunucularınızın (Nginx, Apache, LiteSpeed) IPv6 desteğini gözden geçirin.

Bu aşamada çoğu zaman, yalnızca ağ altyapısında IPv6’yı etkinleştirip web siteleri için AAAA kayıtlarını ekleyerek bile hissedilir bir adım atabilirsiniz. DNS tarafında doğru kayıt yönetimi için, hazırladığımız A, AAAA, CNAME, MX ve diğer DNS kayıtları rehberi IPv6 kayıtları konusunda güzel bir referans olacaktır.

3–6 Ay: Pilot Projeler ve Uygulama Katmanına Açılım

İkinci fazda hedef, kontrollü pilotlarla IPv6 kullanımını gerçek trafik üzerinde test etmek:

  • Az ama kritik olmayan bir web sitesi veya servis grubunu IPv6’ya açın,
  • Loglama, izleme ve alarm mekanizmalarınızı IPv6 adreslerini gösterecek şekilde güncelleyin,
  • E-posta altyapınız için IPv6 desteğini test edin: PTR, SPF, rDNS, RBL kontrolleri.

E-posta konusu özellikle hassas. IPv6 ile e-posta gönderiminde dikkat edilmesi gerekenleri adım adım anlattığımız IPv6 ile e-posta gönderimi rehberi, pilot aşamasında elinizin altında olmalı.

6–12 Ay: Yaygınlaştırma, Politikalar ve Dokümantasyon

Üçüncü faz, IPv6’yı “pilot” statüsünden çıkarıp standart haline getirme süreci:

  • Yeni açılan tüm siteler ve servisler için IPv6’yı varsayılan hale getirin,
  • Firewall, izleme, log saklama ve yedekleme politikalarınıza IPv6’yı resmi olarak dahil edin,
  • Geliştirme ekipleri için “IPv6 uyumlu uygulama geliştirme” yönergeleri hazırlayın,
  • Dokümantasyon ve runbook’larda IPv6 senaryolarını (kesinti, failover, göç) netleştirin.

Bu aşamada artık IPv6 sizin için “yeni bir özellik” değil, altyapınızın doğal bir parçası olmalıdır. Yani yeni bir sunucuya işletim sistemi kurarken IPv6’yı sonradan açmak değil, ilk kurulumda default şekilde etkinleştirmekten bahsediyoruz.

Gerçekçi Senaryolar: Farklı Ölçekler IPv6 Benimsemeyi Nasıl Yaşıyor?

Teoride her şey güzel ama somut örnekler olmadan karar almak zor. DCHost tarafında sık gördüğümüz üç tipik senaryoyu sadeleştirerek paylaşalım.

Senaryo 1: Kurumsal Web Sitesi ve Blog Yapan Orta Ölçekli Şirket

Bu tip yapılarda genelde:

  • Bir kurumsal web sitesi,
  • Bir blog ya da içerik portalı,
  • Birkaç kampanya landing page’i

bulunuyor. Çoğu zaman WordPress ya da benzeri CMS’ler kullanılıyor. Bu senaryoda tipik IPv6 yol haritası şöyle:

  • DCHost üzerinde çalışan hosting veya VPS altyapısında IPv6 etkinleştirilir,
  • Alan adları için AAAA kayıtları eklenir,
  • Web sunucusu tarafında IPv6 dinleyen sanal host konfigürasyonları yapılır,
  • CDN veya WAF kullanılıyorsa, IPv6 desteği kontrol edilip etkinleştirilir.

Bu geçiş genellikle birkaç gün içinde, iyi bir test planı ile risksiz şekilde tamamlanabiliyor. Özellikle kampanya dönemlerinde trafik artışına hazırlık yaparken, yoğun trafikli kampanyalar için hosting ölçeklendirme rehberi ile birlikte ele aldığınızda, IPv6’yı da işin içine katarak daha esnek bir mimari elde ediyorsunuz.

Senaryo 2: SaaS Ürün Geliştiren Startup

Startup’larda durum biraz daha dinamik. Sıklıkla mikroservis mimarisi, konteyner tabanlı dağıtımlar, staging ve prod ortamları gündemde oluyor. IPv6 burada iki açıdan önemli:

  • Çok kiracılı (multi-tenant) mimarilerde kiracı bazlı ağ segmentasyonu,
  • Çok bölgeli dağıtımlarda IP çakışmalarını minimize etme.

DCHost üzerinde çalışan tipik bir SaaS müşterisinde şu yaklaşımı benimsiyoruz:

  • Backend servisler için iç ağda IPv6-only; edge katmanında dual-stack,
  • Servis başına /64 gibi cömert IPv6 bloklarıyla sade firewall kuralları,
  • Staging ve prod ortamlarını farklı IPv6 prefix’leri ile ayırarak daha net izlenebilirlik.

Bu modelde IPv6, sadece “adres” problemi değil, mimariyi sadeleştiren bir tasarım aracı haline geliyor.

Senaryo 3: Çok Şubeli, VPN ve Hibrit Bulut Kullanan Kurum

Birden fazla şube, veri merkezi ve bulut ortamı arasında VPN tünelleri kullanan, bazı servislerini kendi veri merkezinde, bazılarını DCHost altyapısında, bazılarını da farklı bölgelerde konumlandıran yapılarda IPv4 ile IP çakışması ciddi bir problem haline geliyor.

IPv6 ile her lokasyon ve her ortam için benzersiz prefix’ler kullanarak:

  • Site-to-site VPN topolojisini sadeleştirebilir,
  • Routing kararlarını daha kolay görselleştirebilir,
  • Failover ve felaket kurtarma senaryolarını daha temiz kurgulayabilirsiniz.

Çok şubeli yapılarda domain ve hosting mimarisini tartıştığımız çok şubeli işletmeler için domain ve hosting mimarisi rehberimizde mimari kararları üst katmanda ele almıştık; IPv6 bu mimarinin ağ tarafındaki tamamlayıcı parçası olarak düşünülmeli.

DCHost Altyapısında IPv6: Pratikte Neler Yapabilirsiniz?

DCHost olarak hem paylaşımlı hosting, hem VPS, hem dedicated sunucu hem de colocation müşterilerimizde IPv6 geçiş projelerine birebir eşlik ediyoruz. Sık kullandığımız bazı pratik adımlar şöyle:

  • VPS veya dedicated sunucu siparişi sırasında IPv6 blok talebinin alınması,
  • İşletim sistemi kurulum imajlarında IPv6’nın varsayılan olarak etkinleştirilmesi,
  • cPanel, Plesk benzeri panellerde IPv6 desteğinin açılması ve test edilmesi,
  • Firewall (ufw, firewalld, iptables/nftables) kurallarında IPv6’nın en baştan düşünülmesi,
  • Reverse DNS (PTR) kayıtlarının IPv6 adresleri için doğru kurgulanması.

Linux tabanlı bir VPS üzerinde IPv6’yı adım adım etkinleştirmek istiyorsanız, hazırladığımız VPS sunucunuzda IPv6 kurulum ve yapılandırma rehberi tam anlamıyla uygulamalı bir check-list sunuyor. Oradaki adımları DCHost üzerindeki VPS’inizde birebir takip ederek, kısa sürede üretim ortamına uygun bir IPv6 konfigürasyonu oluşturabilirsiniz.

IPv6 Benimseme Hızlanırken Dikkat Etmeniz Gereken 7 Nokta

Yazıyı toparlarken, IPv6 geçişini planlayan ekipler için sahada en sık faydasını gördüğümüz kontrol noktalarını özetleyelim:

  1. Adres planını önceden tasarlayın: Gelişi güzel /64 dağıtmak yerine, ofis, veri merkezi, ortam (dev/test/prod) bazında anlamlı bir şema kurun.
  2. DNS’i hafife almayın: AAAA kayıtları, reverse DNS, TTL stratejileri ve DNSSEC’i birlikte düşünün.
  3. Firewall kurallarını kopyala-yapıştır yapmayın: IPv4 kurallarını aynen IPv6’ya taşımak yerine, servis bazlı ve daha sade bir model kurun.
  4. İzleme ve logları IPv6’ya göre güncelleyin: Grafana, Prometheus, log yönetim araçlarınız IPv6 adreslerini anlamlı şekilde göstermeli.
  5. Uygulama ekibini erken dahil edin: Sadece ağ ekibiyle yürütülen IPv6 projeleri, uygulama seviyesinde uyumsuzluklar nedeniyle gecikebiliyor.
  6. Pilot projelerle başlayın: Tüm ağı bir anda çevirmek yerine, kontrollü pilotlarla öğrenerek ilerleyin.
  7. Dokümantasyon ve runbook hazırlayın: IPv6 ile ilgili operasyonel süreçler (incident, değişiklik, felaket kurtarma) yazılı olsun.

Sonuç: IPv6 Benimseme Hızlanıyor, Sırada Sizin Ağınız Var

Artık IPv6 benimsemesinin hızlanıp hızlanmadığını tartışma dönemini geride bıraktık; veri de saha deneyimi de bu dönüşümün somut biçimde gerçekleştiğini gösteriyor. IPv4 adres fiyatlarının yükselmesi, global trafik içinde IPv6 oranının artması, büyük içerik ve erişim sağlayıcıların IPv6’yı varsayılan hale getirmesi ve regülasyon baskısı bir araya geldiğinde, IPv6’yı ertelemek her geçen yıl daha maliyetli hale geliyor.

İyi haber şu: IPv6 geçişi, doğru planlandığında devrimsel değil, evrimsel bir süreç. Dual-stack ile başlayıp, kritik olmayan alanlarda IPv6-only deneyerek, DNS ve web katmanını erken dönemde IPv6’ya açarak, e-posta ve özel uygulamaları kademeli olarak bu yapıya dahil ederek risksiz bir yol izlemek mümkün. DCHost olarak, ister basit bir kurumsal site, ister yüksek trafikli bir e-ticaret altyapısı, ister karmaşık bir SaaS platformu çalıştırın; IPv6 geçiş planınızı birlikte tasarlayabilir, VPS, dedicated sunucu veya colocation altyapınızı bu dönüşüme hazır hale getirebiliriz.

Ağınızdaki IPv6 olgunluğunu, risk ve fırsat dengesini ve gerçekçi geçiş zamanlamasını netleştirmek istiyorsanız; mevcut altyapınızla ilgili birkaç teknik detayla birlikte bize ulaşmanız yeterli. IPv6 dalgası zaten geliyor; önemli olan bu dalgayı ne zaman ve nasıl lehine çevireceğini bilmek.

Sıkça Sorulan Sorular

Arama motorları yalnızca IPv6 desteğiniz var diye sizi otomatik olarak üst sıralara taşımaz. Ancak IPv6’nın dolaylı SEO etkileri önemlidir. IPv6 üzerinden bazı kullanıcı segmentleri için ağ yolu kısalabilir, NAT katmanları azalabilir ve bu da TTFB ile genel yanıt sürelerinde iyileşme sağlayabilir. Daha kararlı bağlantılar ve düşük hata oranı, tarama bütçesinin verimli kullanılmasına ve kullanıcı deneyiminin iyileşmesine katkı verir. Özellikle global trafiğiniz varsa, IPv6’nın sağladığı daha kısa ve daha sade rota, performans metriklerinizi olumlu etkileyebilir ve bu da SEO tarafında dolaylı bir avantaj yaratır.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler kısa vadede IPv6 olmadan da çalışmaya devam edebilir, ancak bu durum giderek artan bir teknik ve ticari risk haline geliyor. Maliyet tarafında IPv4 adres fiyatları yükselirken, bazı kurumsal müşteriler ve kamu kurumları tedarikçilerinde IPv6 desteğini şart koşmaya başlıyor. Ayrıca mobil operatörler ve büyük içerik sağlayıcılar IPv6 ağırlıklı çalıştığı için, IPv6 sunmayan sitelerde bazı kullanıcı segmentleri gereksiz NAT katmanlarından geçerek daha yüksek gecikme yaşayabiliyor. Bu yüzden KOBİ’ler için bile en azından web ve e-posta katmanında dual-stack bir mimariyi orta vadede hedeflemek akıllıca bir yatırım olarak görülmeli.

Dual-stack mimari, IPv6 geçişinin en kritik geçiş dönemi aracı ve çoğu işletme için yıllarca sürebilen bir ara durum. IPv4’ün tamamen ortadan kalkması kısa vadede gerçekçi değil; bu nedenle dış dünya ile konuşan servisleriniz için uzun süre dual-stack çalışmanız gerekecek. Ancak dahili sistemlerinizde, mikroservis kümelerinde veya yalnızca modern istemcilerin eriştiği API’lerde IPv6-only mimariler kurmak mümkün ve birçok ortamda mantıklı. Stratejik yaklaşım; dış halka için uzun vadeli dual-stack, iç halka için ise adım adım IPv6-only’a geçiş şeklinde olmalı. Böylece riskleri kontrol altında tutarken IPv6’nın sadeleştirici etkisinden maksimum faydayı alabilirsiniz.

Sahada en sık gördüğümüz hatalar arasında adres planı yapmadan rastgele /64 dağıtmak, firewall kurallarını IPv4’ten kopyala-yapıştır yapmak, DNS ve reverse DNS yapılandırmalarını ihmal etmek ve izleme/loglama sistemlerini IPv6 adreslerini düzgün gösterir hale getirmemek öne çıkıyor. Ayrıca uygulama ekiplerinin sürece geç dahil edilmesi, prod ortamda beklenmedik uyumluluk sorunlarına yol açabiliyor. Bu hataları önlemek için baştan bir adresleme ve güvenlik politikası belirlemek, küçük fakat gerçekçi pilotlarla ilerlemek, DNS ve e-posta tarafını özel olarak test etmek ve tüm süreci dokümante etmek kritik. DCHost olarak bu kontrol listelerini müşterilerimizle birlikte baştan oluşturmayı özellikle öneriyoruz.

IPv6 ile e-posta gönderimi doğru yapılandırılmazsa teslim edilebilirlikte sorunlar yaşanabilir; fakat bu, IPv6’dan kaynaklanan kronik bir problem değil, konfigürasyon eksikliğidir. Öncelikle IPv6 adresiniz için düzgün bir PTR (reverse DNS) kaydı tanımlamanız, SPF kaydınıza IPv6 gönderen IP’lerinizi eklemeniz, DMARC ve DKIM yapılandırmalarınızı IPv6 ile uyumlu şekilde kontrol etmeniz gerekir. Bazı alıcı sistemler başlangıçta IPv6 üzerinden gelen trafiğe daha sıkı davranabilir; bu yüzden IP ısıtma ve izleme süreçlerinizi dikkatli yürütmelisiniz. Bu adımları doğru atarsanız, IPv6 üzerinden e-posta göndermek IPv4’e göre daha riskli değildir; hatta uzun vadede IP adresi bolluğu sayesinde daha sağlıklı itibar yönetimi yapabilirsiniz.