Alan Adı

ICANN Yeni gTLD’ler İçin Politika Değişiklikleri

ICANN Yeni gTLD Politikalarında Neden Yeni Bir Dönemdeyiz?

Alan adı piyasasını yakından takip ediyorsanız, ICANN’in yeni gTLD (generic Top-Level Domain) programında ikinci büyük dalgaya hazırlandığını fark etmişsinizdir. İlk turda çıkan .shop, .blog, .istanbul, .tech gibi uzantılar hem marka yöneticilerinin hem teknik ekiplerin çalışma şeklini değiştirdi. Bugün ise sadece yeni uzantılar değil, bu uzantıların nasıl yönetileceği, hangi güvenlik ve şeffaflık şartlarına uyacağı ve marka haklarının nasıl korunacağı da politika seviyesinde yeniden tanımlanıyor.

Biz DCHost ekibi olarak bu süreci uzun zamandır hem teknik (DNS, EPP, WHOIS/RDAP, DNSSEC) hem de stratejik (marka, portföy yönetimi, defansif kayıtlar) açıdan takip ediyoruz. Daha önce hazırladığımız ICANN yeni gTLD politikaları için kapsamlı teknik ve stratejik rehber yazımızda temel çerçeveyi özetlemiştik. Bu yazıda ise özellikle “yeni neler değişti, pratikte ne anlama geliyor ve altyapınızı nasıl uyarlamalısınız?” sorularına odaklanacağız.

Eğer şirket içinde marka yönetimi, hukuk, IT veya dijital pazarlama tarafında sorumluluğunuz varsa; ister yeni bir uzantıya başvurmayı düşünüyor olun, ister sadece mevcut domain portföyünüzü korumak istiyor olun, ICANN’in yeni gTLD’ler için getirdiği politika değişikliklerini yanlış yorumlamak pahalı hatalara yol açabilir. Gelin bu değişiklikleri adım adım ve uygulamaya dönük şekilde ele alalım.

ICANN ve Yeni gTLD Programının Güncel Çerçevesi

Önce kavramları netleştirelim. gTLD, .com, .net gibi jenerik üst seviye alan adlarını ifade eder. 2012’deki ilk büyük gTLD turuyla birlikte yüzlerce yeni uzantı hayatımıza girdi. Şimdi ICANN, ikinci büyük tur öncesinde politika setini güncelleyerek şunları hedefliyor:

  • Daha öngörülebilir bir başvuru ve değerlendirme süreci
  • Marka haklarının ve son kullanıcı güvenliğinin daha güçlü korunması
  • Güvenlik, istismar (abuse) ve kararlılık gereksinimlerinin netleştirilmesi
  • IDN (uluslararasılaştırılmış alan adları) ve çok dilli internet için daha kapsayıcı kurallar

Bu yeni yaklaşımın genel çerçevesini, özellikle marka ve domain karar vericileri açısından ICANN yeni gTLD politikalarını güncellediğimiz ve marka/domain stratejisine etkilerini anlattığımız yazıda detaylandırmıştık. Şimdi o çerçevenin içini, son değişiklikler ve pratik sonuçlar üzerinden dolduralım.

Başvuru Süreci ve Değerlendirme Kriterlerinde Öne Çıkan Değişiklikler

Yeni gTLD turunda ICANN’in temel hedeflerinden biri, 2012 turunda yaşanan belirsizlikleri azaltmak. Bu doğrultuda politika belgelerinde üç ana başlık öne çıkıyor: şeffaflık, öngörülebilirlik ve risk yönetimi.

Zaman Çizelgesi ve Süreç Şeffaflığı

ICANN, yeni turda başvuru penceresi, teknik/finansal değerlendirme, itiraz süreçleri ve devir/aktivasyon aşamalarını daha net fazlara bölerek duyuruyor. Bu, özellikle büyük kurumların iç onay mekanizmaları, bütçe planlaması ve tedarikçi (örneğin DNS altyapı sağlayıcısı) seçimlerinde şu avantajları sağlıyor:

  • Hukuk, marka, IT ve pazarlama ekiplerinin aynı takvim üzerinde plan yapabilmesi
  • Altyapı ve güvenlik testlerinin başvuru dosyası hazırlanırken paralel yürütülebilmesi
  • Beklenmedik ek tur veya gecikmelerin daha sınırlı ve öngörülebilir olması

Teknik Yeterlilik ve Güvenlik Beklentilerinin Sıkılaşması

Yeni politika setinde teknik değerlendirme başlıkları daha net hale getiriliyor. Özellikle:

  • DNSSEC zorunluluğu ve anahtar yönetimi süreçleri
  • Ad sunucu altyapısının yedekliliği, coğrafi dağılımı ve anycast kullanımı
  • İstismar (abuse) tespiti ve müdahale prosedürleri (phishing, malware, botnet vb.)
  • Veri güvenliği ve kayıt verilerinin (registrant data) korunması

Bu noktada yeni bir gTLD başvurusunda bulunmasanız bile, ICANN’in beklediği seviye aslında iyi bir kurumsal DNS ve hosting hijyeni için referans kabul edilebilir. Örneğin DNSSEC nedir ve alan adınız için nasıl kurulur yazımızda anlattığımız pratikler, yeni gTLD politikalarının da merkezinde yer alıyor.

Finansal ve Operasyonel Sürdürülebilirlik

ICANN, yeni bir gTLD’nin sadece başlatılmasını değil, uzun vadede sürdürülebilmesini de daha yakından incelemek istiyor. Bu nedenle:

  • Gelir projeksiyonları ve iş modeli varsayımlarına daha fazla odaklanılıyor
  • Altyapı ve operasyon için üçüncü taraf sağlayıcılarla (örneğin DNS/registry platformu) yapılan anlaşmalar daha detaylı inceleniyor
  • Beklenmedik durumlar (iflas, operasyonu bırakma, devir) için kontinuiti planları talep ediliyor

Bu düzenlemeler, son kullanıcıyı korumayı amaçlıyor: Bir TLD’nin ani kapanması veya altyapı sağlayıcısının piyasadan çekilmesi durumunda, alan adı sahiplerinin mağdur olmaması için önceden yazılı senaryolar isteniyor.

Closed Generic ve Marka gTLD’ler: Kurallar Nasıl Sertleşiyor?

Politika tartışmalarının en sıcak başlıklarından biri “closed generic” gTLD’ler. Örneğin “.book” gibi jenerik bir terimi, sadece tek bir şirketin kapalı olarak kullanması hâlâ yoğun biçimde tartışılan bir konu. Son dönemdeki politika güncellemelerinde şu eğilim net şekilde görülüyor:

  • Jenerik kelimeler için tamamen kapalı bir model yerine, kamu yararını gözeten açık veya yarı-açık modeller teşvik ediliyor
  • Kapalıya yakın kurgularda, kullanım koşulları, ayrımcılık yapmama ve şeffaflık gibi ilkeler daha detaylı tanımlanıyor
  • Marka gTLD’lerde (.marka gibi) dahi, kullanımın gerçekten markaya özgü olup olmadığı daha dikkatli inceleniyor

Eğer kendi marka uzantınızı düşünüyorsanız, sadece isim seçimi değil; kullanım senaryosu, son kullanıcıya sağlayacağınız değer ve açık/kapalı model tercihiniz de kritik hale geliyor. Bu konuda daha stratejik bir bakış arıyorsanız, yeni gTLD turunda marka, teknik ve strateji açısından nelerin değiştiğini anlattığımız yazı iyi bir tamamlayıcı olacaktır.

Hak Koruma Mekanizmaları (RPM) ve UDRP/URS Dengesi

Yeni gTLD politikalarında, marka haklarının erken aşamada korunması için kullanılan mekanizmalar da gözden geçiriliyor. Öne çıkan başlıklar şunlar:

  • Trademark Clearinghouse (TMCH) süreçlerinde daha net belgeleme ve itiraz hakları
  • Sunrise ve Claims dönemlerinde daha standartlaştırılmış uygulamalar
  • UDRP ve URS gibi uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının yeni gTLD’lere uyumunun güçlendirilmesi

Bu ne anlama geliyor? Eğer tanınmış bir markaysanız, yeni turlarda çıkacak uzantılar için defansif kayıt (örn. markanızı farklı uzantılarda korumak) stratejilerinizi daha rafine tasarlayabilirsiniz. Portföy yöneten ekipler için, “her çıkan uzantıyı alalım” refleksi yerini, risk ve değer odaklı akıllı seçimlere bırakmak zorunda. Bu vizyonu, alan adı stratejisi nasıl kurulur ve ccTLD mi gTLD mi tercih etmeli sorusunu ele aldığımız rehberle birlikte okumanızı öneririz.

Teknik ve Operasyonel Gerekliliklerdeki Güncellemeler

Yeni gTLD politikaları sadece kağıt üzerindeki kurallardan ibaret değil; doğrudan altyapıya dokunan çok sayıda teknik gereksinim içeriyor. Registry (kayıt operatörü) olmak gibi bir planınız olmasa bile, bu gereksinimler iyi bir DNS/hosting mimarisi için de pratik yol gösterici.

DNS, Anycast ve Yedeklilik Beklentileri

ICANN, yeni politikalarla birlikte root seviye DNS trafiğini taşıyan TLD’lerden şu konularda daha net kanıtlar istiyor:

  • En az iki, pratikte çok daha fazla farklı lokasyona dağılmış ad sunucusu
  • Anycast mimarisi ile dünya geneline yayılmış, düşük gecikmeli DNS cevapları
  • Tekil data center veya network arızasında bile çevrimiçi kalabilen bir yapı

Bu yaklaşımın küçük ve orta ölçekli projelere yansıması net: Kendi alan adlarınızda da çok bölgeli DNS, kısa ama dengeli TTL değerleri ve DNSSEC gibi uygulamalar artık “ileri seviye” değil, sağlam temel sayılmalı. Biz DCHost olarak VPS, dedicated veya colocation mimarisi tasarlarken, bu prensipleri bire bir uyguluyoruz.

Güvenlik, Abuse Yönetimi ve İzlenebilirlik

Yeni politikalar, registry’lerin istismara (phishing, spam, malware, botnet C&C vb.) karşı proaktif izleme ve hızlı müdahale süreçlerine sahip olmasını şart koşuyor. Bu, ikinci seviye domain sahiplerine dolaylı olarak şu sinyali veriyor:

  • Kullandığınız uzantının operatörü, şüpheli aktiviteleri daha hızlı tespit edip askıya alabilecek
  • Hukuki taleplere ve kolluk kuvveti başvurularına yanıt süreçleri daha belirli olacak
  • DNS loglama, WHOIS/RDAP kayıt yönetimi ve veri saklama politikaları daha disiplinli yürütülecek

Bu tablo, özellikle e‑ticaret, finans ve sağlık gibi hassas alanlarda hizmet veren siteler için olumlu. Zira kullandığınız TLD’nin itibar puanı, mail teslim edilebilirliğinden tarayıcı uyarılarına kadar birçok metriği etkiliyor. E‑posta itibarının en kritik bileşenlerini SPF, DKIM, DMARC ve rDNS ile teslim edilebilirliği artırma rehberimizde detaylandırmıştık; aynı mantık TLD seviyesinde de geçerli.

IDN, Çok Dilli Alan Adları ve Universal Acceptance

Yeni politika değişiklikleri, IDN TLD’ler (örneğin Türkçe karakter içeren uzantılar) ve çok dilli internet için daha rafine kurallar getiriyor. Bunun iki önemli sonucu var:

  • Farklı alfabelerde (Arapça, Kiril, Latin vb.) yazılan eş anlamlı TLD’ler için karışıklığı önleyen kural setleri
  • Yazılım ve tarayıcı tarafında Universal Acceptance (UA) uyumu için baskının artması

Bu resim, Türkçe karakterli alan adlarını (IDN .com, .com.tr vb.) kullanmayı düşünenler için de önemli. Bu konuyu bağımsız olarak Türkçe karakterli IDN alan adları ne zaman kullanılmalı rehberinde ele almıştık. ICANN’in yeni gTLD politikaları, orta vadede IDN kullanımının daha sorunsuz ve öngörülebilir hale gelmesini amaçlıyor.

Domain Sahipleri ve Markalar İçin Somut Etkiler

“Yeni gTLD politikaları güncellendi” denildiğinde çoğu zaman akla sadece registry’ler ve teknik operatörler geliyor. Oysa gerçek hayatta bu değişikliklerin en net etkisi, markalar ve domain sahipleri tarafında hissediliyor.

Portföy Yönetimi: Her Uzantıyı Almak Devrinin Sonu

Yeni turlarla yüzlerce yeni gTLD daha hayatımıza girecek. Ancak ICANN politikalarının odaklandığı şeffaflık ve kamu yararı ilkeleri sayesinde, her uzantının risk profili ve kullanım amacı daha net görülebilir olacak. Bu da şu sonuçları doğuruyor:

  • Defansif kayıtlar için daha hedefli seçimler yapabilirsiniz
  • Markanıza gerçekten değer katacak birkaç uzantıya derinlemesine yatırım yapmanız mümkün
  • “Her çıkan uzantıda markayı kapatalım” yaklaşımının maliyeti ve getirisi daha şeffaf hale geliyor

Örneğin bir e‑ticaret markasıysanız, .shop, .store gibi ticarete dönük uzantıları önceliklendirirken; sektörünüzle hiç ilgisi olmayan TLD’lerde defansif kayıt yapmamanız artık daha rahat savunulabilir.

Güven ve İtibar Yönetimi

Yeni gTLD politikaları, registry seviyesinde artan güvenlik ve abuse önlemleri sayesinde, uzantıların itibar puanlarını doğrudan etkiliyor. Pratikte bu şu alanlarda hissediliyor:

  • Tarayıcıların “güvensiz site” uyarıları ve HSTS preload gibi mekanizmalardaki davranışlar
  • Spam filtreleri ve RBL listelerinin TLD seviyesindeki değerlendirmeleri
  • Son kullanıcının gözünde yeni uzantıların “ciddiyet” algısı

Bu nedenle, sadece alan adınızın sol tarafını (marka/ad) değil, sağ tarafını (TLD) da güven, itibar ve teknik olgunluk açısından değerlendirmeniz gerekiyor.

SEO ve Dijital Pazarlama Açısından Etkiler

ICANN politikaları doğrudan SEO algoritmalarını belirlemiyor. Ancak dolaylı bir ilişki var:

  • İyi yönetilen, abuse oranı düşük TLD’ler, arama motorları tarafından daha az riskli görülüyor
  • Marka gTLD’ler (örn. .marka) doğru kurgulandığında, kullanıcı güveni ve tıklama oranlarını (CTR) olumlu etkileyebiliyor
  • Ülke/hedef pazar stratejisi ile TLD tercihiniz uyumluysa, uluslararası SEO mimarisi daha temiz kurulabiliyor

Bizim sahada gördüğümüz; doğru seçilmiş ve iyi yönetilen yeni gTLD’lerin, SEO’da tek başına sihirli bir avantaj yaratmasa da, marka algısını güçlendirerek SEO çalışmalarını desteklediği yönünde.

Yeni gTLD Turu İçin Stratejik Yol Haritası

ICANN politika değişikliklerini okuduktan sonra şirket içinde en çok duyduğumuz soru şu: “Peki biz ne yapmalıyız?” Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok; ancak pratik bir yol haritası çıkarmak mümkün.

1. Domain Envanteri ve Risk Haritası Çıkarın

İlk adım, elinizde ne olduğunu bilmek:

  • Tüm domain portföyünüzü (gTLD + ccTLD) güncel bir listede toplayın
  • Her domain için rolünü not edin (ana site, kampanya, e‑posta, defansif vb.)
  • Markanız için kritik anahtar kelimeleri belirleyip, yeni gTLD’lerde riskli kombinasyonları çıkarın

Bu çalışma, yeni gTLD turunda hangi uzantılarda defansif kayıt yapmanız gerektiğini ve hangi uzantılara hiç dokunmasanız da olur dediğinizi netleştirir.

2. Marka, Hukuk ve IT Ekiplerini Aynı Masaya Oturtun

Yeni gTLD politikaları, sadece IT veya sadece hukuk konusu değil; ortak bir kesişim alanı. Bu yüzden:

  • Marka/hukuk ekibi, riskli ve kritik terimleri listelemeli
  • IT/altyapı ekibi, DNS, SSL, e‑posta, hosting tarafında etkileri anlatmalı
  • Dijital pazarlama ekibi, SEO ve kampanya kurgularını masaya koymalı

Bu toplantıların çıktısı olarak; hem defansif kayıt, hem de olası marka gTLD başvurusu için net bir strateji dokümanı hazırlayabilirsiniz.

3. Teknik Altyapınızı ICANN Standartlarına Yaklaştırın

Registry olmasanız bile, ICANN’in yeni gTLD politikalarında beklediği teknik seviyeyi kendi alan adlarınız için de hedef seviye olarak alabilirsiniz:

  • Tüm kritik domain’lerinizde DNSSEC etkin mi?
  • Ad sunucularınız farklı veri merkezlerine dağılmış mı?
  • Web ve e‑posta altyapınız IPv6, TLS 1.3, modern şifre takımları gibi güncel standartları destekliyor mu?
  • Yedekleme ve felaket kurtarma planlarınız, domain ve DNS tarafını da kapsıyor mu?

Bu soruların her biri, DCHost’ta sunduğumuz domain, hosting, VPS, dedicated ve colocation çözümleri tasarlanırken zaten sorduğumuz sorular. Kendi altyapınızı değerlendirirken de aynısını uygulayabilirsiniz.

4. Kendi Marka gTLD’nizi Düşünmenin Zamanı mı?

Bazı markalar için en kritik soru bu: “Kendi .marka uzantımıza başvuralım mı?” Bu karar, sadece bütçe meselesi değil; uzun vadeli marka mimarisi, dijital kanal yönetimi ve teknik olgunluk ile ilgili. Aşağıdaki durumlarda kendi uzantınızı düşünmek mantıklı olabilir:

  • Onlarca ülkede faaliyet gösteren, güçlü bir global marka iseniz
  • Çok sayıda ürün/alt marka için tutarlı bir domain mimarisi kurmak istiyorsanız
  • Güvenlik, phishing ve sahte sitelerle mücadelede ek bir katman istiyorsanız

Bu konuda daha derinlemesine düşünmek için, kendi uzantınızı düşünmenin zamanı mı sorusunu ele aldığımız yazıya mutlaka göz atmanızı öneririz.

DCHost Perspektifi: Altyapınızı Yeni gTLD Dönemine Nasıl Hazırlarız?

ICANN politikaları bir yanda, gerçek hayattaki ihtiyaçlar diğer yanda. Biz DCHost olarak, ister yeni gTLD turunu sadece uzaktan takip ediyor olun, ister aktif olarak başvuru planlıyor olun, aşağıdaki alanlarda somut destek verebiliyoruz:

  • Yeni veya mevcut domain’leriniz için DNS ve DNSSEC mimarisi tasarımı
  • Yüksek trafikli projeler için VPS, dedicated ve colocation altyapısının planlanması
  • SSL/TLS, HTTP/2‑HTTP/3, WAF ve DDoS koruma gibi güvenlik katmanlarının uçtan uca tasarımı
  • Çok bölgeli ve yedekli DNS + hosting kombinasyonları ile kesintisiz yayında kalmanız

ICANN tarafındaki politika değişikliklerini yakından takip edip teknik gereksinimleri somut mimari tasarımlara çeviriyoruz. Böylece hukuk ve marka ekibiniz stratejiye odaklanırken, altyapı ekibinizin elinde net ve uygulanabilir bir yol haritası oluyor.

Sonuç: ICANN Yeni gTLD Politikaları Değişirken Ne Yapmalı?

ICANN’in yeni gTLD’ler için yaptığı politika değişiklikleri, yüzeyde sadece “yeni uzantılar geliyor” gibi görünebilir. Oysa derine indiğimizde; güçlü bir DNS/hosting altyapısı, disiplinli domain portföy yönetimi ve uzun vadeli marka stratejisi gerektiren çok katmanlı bir dönüşümden bahsediyoruz.

Kısa özetle:

  • Başvuru ve değerlendirme süreçleri daha şeffaf ve öngörülebilir hale geliyor
  • Closed generic ve marka gTLD’ler için kamu yararı ve şeffaflık kriterleri sıkılaşıyor
  • Teknik gereksinimler; DNS, güvenlik ve yedeklilik açısından yeni bir taban seviye oluşturuyor
  • Domain sahipleri ve markalar için akıllı portföy yönetimi hiç olmadığı kadar önemli

Eğer ICANN’in yeni gTLD politikalarının şirketinizi, domain portföyünüzü veya teknik altyapınızı nasıl etkilediğini netleştirmek istiyorsanız, DCHost ekibi olarak deneyimimizi paylaşmaya hazırız. Domain, hosting, VPS, dedicated sunucu veya colocation ihtiyacınız ne olursa olsun; ICANN politikalarını dikkate alan, güvenli ve sürdürülebilir bir mimari kurmak için birlikte detaylı bir plan çıkarabiliriz. Böylece yeni gTLD dalgasını sadece “takip eden” değil, stratejik olarak kullanan tarafta yer alırsınız.

Sıkça Sorulan Sorular

Mevcut .com, .net, .org veya kullandığınız diğer uzantılar, ICANN’in yeni gTLD politikalarıyla birlikte bir gecede değişmez. Ancak dolaylı etkiler zamanla hissedilir. Öncelikle, registry’ler (uzantı operatörleri) için getirilen daha sıkı güvenlik, abuse yönetimi ve şeffaflık kuralları, uzun vadede kullandığınız TLD’nin itibarını ve istikrarını etkiler. İkincisi, yeni turlarla çıkan uzantılar; defansif kayıt ihtiyacınızı, SEO ve marka stratejinizi yeniden gözden geçirmenize neden olabilir. Üçüncüsü, DNSSEC, çok bölgeli DNS, TLS gibi teknik konularda ICANN’in yükselttiği çıta, iyi uygulama standardını yukarı taşır. Yani alan adlarınız teknik olarak çalışmaya devam eder; fakat rekabetçi ve güvenli kalmak için altyapınızı ve portföy stratejinizi güncellemeniz gerekebilir.

Bu, tamamen şirketinizin ölçeğine, global vizyonuna ve dijital strateji olgunluğuna bağlı bir karar. Kendi .marka uzantınıza başvurmak; phishing ve sahte sitelerle mücadelede, global domain mimarisini sadeleştirmede ve marka algısını güçlendirmede ciddi avantajlar sağlayabilir. Ancak başvuru ücreti, yıllık işletme maliyeti, registry operasyonu için ihtiyaç duyulan teknik/hukuki kapasite gibi faktörler göz ardı edilmemeli. Genellikle onlarca ülkede faaliyet gösteren, büyük marka değeri ve geniş dijital ekosistemi olan kurumlar için mantıklı bir seçenek hâline geliyor. Daha sınırlı ölçekteyseniz, doğru seçilmiş birkaç yeni gTLD’de stratejik kayıt yapmak, tam bir .marka uzantısına göre çok daha verimli olabilir. Karar vermeden önce, marka, hukuk ve IT ekiplerinin ortak bir fizibilite çalışması yapması şart.

Arama motorları, resmi açıklamalarında TLD’ler arasında doğrudan bir sıralama farkı yapmadıklarını söylüyor. Yani sadece .com yerine yeni bir gTLD kullanmak, tek başına SEO’da otomatik bir avantaj sağlamıyor. Ancak dolaylı etkiler önemli: Markanızla çok uyumlu, akılda kalıcı bir yeni gTLD seçerseniz, kullanıcıların alan adınızı hatırlaması ve tıklama oranlarınız (CTR) artabilir. Ayrıca iyi yönetilen, abuse oranı düşük bir TLD kullanmanız; güvenlik ve itibar açısından pozitif sinyal üretir, bu da uzun vadede SEO’yu destekleyebilir. Özetle; yeni gTLD seçimini, “SEO hilesi” değil, marka konumlandırması ve güven unsuru olarak görmek daha sağlıklı. Teknik tarafta hızlı ve güvenli bir hosting altyapısıyla birleştiğinde, yeni gTLD’ler SEO stratejinizi tamamlayıcı rol oynayabilir.

Closed generic, jenerik bir kelimeyi (.book, .music gibi) TLD olarak alıp, bu uzantıyı sadece tek bir şirketin kapalı şekilde kullanması anlamına gelir. İlk gTLD turunda bu model ciddi tartışmalar yaratmıştı; çünkü rekabet, kamu yararı ve adil erişim gibi ilkelerle çelişebiliyor. Yeni politika tartışmalarında eğilim, bu tür uzantılar için tamamen kapalı modellere çok daha temkinli yaklaşmak yönünde. ICANN, jenerik terimlerin kamu yararını gözeten, açık veya en azından şeffaf kriterlere dayalı kullanımını teşvik ediyor. Bu da, yeni turda jenerik bir kelime için başvuru yapmayı düşünüyorsanız, sadece teknik ve finansal kapasite değil; kullanım modeli, ayrımcılık yapmama prensipleri ve şeffaflık taahhütlerini de detaylandırmanız gerektiği anlamına geliyor.