İçindekiler
- 1 ICANN yeni gTLD başvuruları neden bu kadar konuşuluyor?
- 2 ICANN yeni gTLD programı nedir, neleri kapsar?
- 3 Yeni gTLD turları neden tekrar açılıyor?
- 4 Başvuru türleri: .brand, genel, coğrafi ve topluluk gTLD’leri
- 5 ICANN yeni gTLD başvuru süreci adım adım
- 6 Teknik gereksinimler: DNS, güvenlik ve altyapı tarafı
- 7 Maliyetler, riskler ve geri dönüş hesabı
- 8 Hangi kurumlar için yeni gTLD gerçekten mantıklı?
- 9 Mevcut alan adı stratejinizle yeni gTLD’yi nasıl entegre edersiniz?
- 10 DCHost tarafında hangi hazırlıkları yapmalısınız?
- 11 Sonuç: Herkes için değil, ama doğru kurum için çok güçlü bir araç
ICANN yeni gTLD başvuruları neden bu kadar konuşuluyor?
Alan adı tarafında bir süredir büyük bir hareketlilik var. ICANN, klasik .com ve .org gibi genel üst seviye alan adlarına (gTLD) ek olarak yeni gTLD turlarını yeniden gündeme aldı. Bu turlar, markaların kendi adına bir uzantı (örneğin .markanız), şehirlerin coğrafi uzantılar (örneğin .istanbul) ya da belirli sektörlere özel tematik uzantılar almasına imkan tanıyor. Yani artık sadece bir alan adı değil, bizzat kendi TLD’nizin sahibi olmanız mümkün hale geliyor.
DCHost tarafında hem domain hem de hosting altyapısı yönettiğimiz için, son dönemde birçok kurumsal müşteriden “ICANN yeni gTLD başvuruları ne zaman açılıyor, bize uygun mu, teknik tarafı nasıl işliyor?” sorularını duymaya başladık. Bu yazıda, yeni gTLD programını pazarlama jargonu olmadan; başvuru sürecinden teknik gereksinimlere, maliyetten marka stratejisine kadar tüm yönleriyle ele alacağız. Ayrıca yeni gTLD başvurusu yapmasanız bile alan adı stratejinizi nasıl güncellemeniz gerektiğine dair somut öneriler paylaşacağız.
ICANN yeni gTLD programı nedir, neleri kapsar?
ICANN yeni gTLD programı, kök DNS’e yüzlerce yeni üst seviye alan adı eklenmesini sağlayan, katı kurallarla yönetilen bir başvuru ve değerlendirme sürecidir. Bu program sayesinde:
- .brand tipi marka uzantıları (örn. .nike, .google benzeri yapılar),
- Genel tematik gTLD’ler (örn. .shop, .blog benzeri kategorik uzantılar),
- Coğrafi uzantılar (geoTLD) (örn. .berlin, .istanbul gibi şehir/bölge uzantıları),
- Topluluk bazlı (community) gTLD’ler (belirli bir sektör, dernek, meslek grubu odaklı),
- IDN gTLD’ler (Arapça, Çince, Türkçe karakter içeren uzantılar)
gibi birçok farklı TLD tipi hayata geçiriliyor. ICANN tarafındaki kapsamlı teknik ve politik çerçeveyi daha detaylı okumak isterseniz, blogumuzdaki ICANN yeni gTLD politikaları rehberi yazısını da mutlaka incelemenizi öneririz.
Yeni gTLD turları neden tekrar açılıyor?
İlk büyük yeni gTLD turu, yüzlerce yeni uzantının hayatımıza girmesini sağladı. Ancak birçok marka ve kamu kurumu o dönemde çeşitli sebeplerle başvuru yapmadı: bilinmezlik, maliyet, teknik karmaşıklık, hukuki çekinceler vb. Bugün ise tablo farklı:
- Deneyim birikti: Halihazırda onlarca .brand ve geoTLD gerçek trafik yönetiyor, sorunlar ve çözümler netleşti.
- Politikalar güncellendi: ICANN, önceki turdan öğrendiklerine dayanarak süreçleri sadeleştirdi ve netleştirdi. Bu değişimleri özetlediğimiz ICANN yeni gTLD politikaları güncellemesi yazısını da gözden geçirmenizde fayda var.
- Marka ve güvenlik beklentisi arttı: Özellikle phishing ve marka taklidi saldırıları yüzünden, kurumsal markalar artık alan adı üzerinde daha fazla kontrol istiyor.
- Web3 ve alternatif ad sistemleri gündemde: Klasik DNS tarafında da yenilikçi hamleler yapma ihtiyacı doğuyor. Nitekim bunu alan adı piyasasında NFT ve Web3 entegrasyonları başlıklı yazımızda detaylandırmıştık.
Özetle, yeni gTLD turları artık sadece “prestij” değil; marka koruması, güvenlik ve teknik egemenlik</strong açısından da stratejik bir enstrüman haline geliyor.
Başvuru türleri: .brand, genel, coğrafi ve topluluk gTLD’leri
Yeni gTLD başvurusu yapmadan önce, hangi kategoriye girdiğinizi netleştirmeniz gerekiyor. Çünkü hem gereksinimler hem de değerlendirme kriterleri başvuru türüne göre değişiyor.
.brand TLD’ler
.brand, tek bir markaya ait, halka açık kayda büyük oranda kapalı, daha çok kurum içi ve distribütör/iş ortakları ağı için kullanılan uzantılardır. Örneğin:
- kullanici.panel.markanız
- destek.markanız
- tr.markanız, eu.markanız gibi ülke alt bölümleri
.brand TLD’ler, phishing’e karşı güçlü bir sinyal sunar; çünkü kötü niyetli kişilerin markanız uzantısını tescil etme şansı yoktur. Aynı zamanda, çok sayıda alt alan (subdomain) üreteceğiniz SaaS veya distribütör yapılarında ölçeklenebilir bir mimari sağlar.
Genel (generic) gTLD’ler
Genel gTLD’ler, belirli bir kelime veya sektör teması etrafında konumlanan ve çok sayıda son kullanıcı domain kaydına açık olan uzantılardır. Örneğin bir sektör birliği “.sigorta” benzeri bir TLD ile Türkiye’deki tüm sigorta şirketlerini tek bir uzantı altında toplayabilir. Bu tip başvurularda:
- Farklı kayıt operatörleriyle (registrar) çalışma planınız,
- Fiyatlandırma, politika ve hak saklama süreçleriniz,
- Uyuşmazlık çözüm ve marka koruma mekanizmalarınız
ICANN tarafından detaylı şekilde incelenir.
Coğrafi (geoTLD) ve topluluk (community) gTLD’ler
Coğrafi gTLD’ler, bir şehir, bölge veya ülke ile yakın bağları olan uzantılardır. Başvuru için ilgili kamu otoritelerinden açık destek mektupları gerekir; aksi halde itiraz süreçlerinde dosyanız çok hızlı şekilde durdurulabilir. Topluluk gTLD’leri ise belirli bir meslek, dernek, dini/kültürel topluluk gibi net çizgileri olan hedef kitlelere odaklanır ve erişim kuralları daha kısıtlıdır.
Bu iki kategoride, ICANN başvurunun gerçekten o topluluğu temsil edip etmediğine ve kötüye kullanılma riskine özellikle dikkat eder.
ICANN yeni gTLD başvuru süreci adım adım
Detaylar politikadan politikaya değişmekle birlikte, genel çerçeve her turda benzer kalıyor. Aşağıda sadeleştirilmiş bir zaman çizelgesi görebilirsiniz.
1. Strateji ve fizibilite: Gerçekten bir TLD’ye ihtiyacınız var mı?
DCHost’ta büyük kurumlarla yaptığımız toplantılarda ilk sorduğumuz soru şudur: “Bu TLD’yi 5 yıl boyunca aktif kullanacak mısınız, yoksa sadece savunma amaçlı mı almak istiyorsunuz?” Çünkü yeni gTLD almak:
- Önemli bir başvuru ücreti ve yıllık ICANN bedeli,
- Registry (kayıt operatörü) veya backend sağlayıcı maliyeti,
- Sürekli bir operasyon, güvenlik ve hukuki takip yükü
anlamına gelir. Bazı kurumlar için, iyi tasarlanmış bir alan adı stratejisi ve defansif domain satın alma planı, yeni bir TLD’den çok daha mantıklı olabiliyor.
2. Başvuru dosyasının hazırlanması
ICANN başvurusu klasik bir “form dolduralım, bitsin” süreci değildir. Dosyada aşağıdaki başlıklarda detaylı bilgi beklenir:
- Kurumsal ve hukuki bilgiler: Şirket yapısı, marka tescil durumu, yetkili kişiler, sözleşme imza yetkileri.
- Finansal yeterlilik: TLD’nin en az 3–5 yıllık sürdürülebilirliğini gösteren finansal projeksiyonlar, bilanço, nakit akış planları.
- Teknik mimari: DNS altyapısı, anycast ağ kullanımı, DNSSEC desteği, IPv6 uyumluluğu, WHOIS/RDAP servislerinin kurulumu, EPP (Extensible Provisioning Protocol) entegrasyonu.
- Politikalar: Kayıt şartları, marka koruma mekanizmaları (Sunrise, Claims vb.), uyuşmazlık çözüm süreçleri, kötüye kullanım (abuse) yönetimi.
Teknik kısımda, DCHost tarafında hâlihazırda sunduğumuz DNSSEC, IPv6, yedekli DNS ve yüksek erişilebilir hosting deneyimi, birçok müşterinin mimari dokümantasyonunu oluştururken referans aldığı pratikleri içeriyor.
3. Değerlendirme ve itiraz süreçleri
Başvurunuz teslim edildikten sonra ICANN tarafından çok katmanlı bir inceleme yapılır:
- İlk teknik ve finansal değerlendirme: Asgari gereksinimlere uyup uymadığınız kontrol edilir.
- String benzerliği ve çakışma analizi: Başvurulan TLD’nin mevcut TLD’lere veya diğer başvurulara çok fazla benzememesi gerekir.
- Topluluk ve coğrafi itirazlar: İlgili topluluklar, şehirler, ülkeler başvuruya itiraz edebilir.
- Hukuki ve marka itirazları: Başvurduğunuz TLD, başkasının tescilli markasına çok yakınsa UDRP/URS benzeri mekanizmalar devreye girebilir.
Eğer birden fazla taraf aynı veya çok benzer string için başvurursa, süreç string contention aşamasına geçer ve kimi durumlarda açık artırma (auction) ile sonuçlanabilir. Bu da maliyeti öngörülemeyecek şekilde artırabilir.
4. Delegasyon: TLD’nizin kök DNS’e eklenmesi
Değerlendirmeyi başarıyla geçtiğinizde, ICANN ile registry sözleşmesi imzalarsınız ve TLD’niz kök DNS’e delege edilir. Bu aşamada teknik gereksinimler çok kritiktir:
- En az iki coğrafi bölgede bağımsız çalışan ad sunucuları (nameserver),
- DNSSEC anahtar yönetimi ve imzalama süreçleri,
- RDAP/WHOIS servislerinin kamuya açık ve doğru çalışması,
- Kayıt operatörleri (registrar) ile EPP üzerinden entegrasyon,
- ICANN sözleşmesindeki SLA, loglama ve raporlama yükümlülüklerinin yerine getirilmesi.
Bu noktadan sonra TLD’niz resmen yaşam döngüsüne başlamış olur; artık sadece ilk kurulum değil, günlük operasyon, güvenlik ve izleme de işin merkezine oturur.
Teknik gereksinimler: DNS, güvenlik ve altyapı tarafı
Birçok kurum için ICANN yeni gTLD başvurularının en korkutucu kısmı teknik gereksinimler. Aslında doğru mimari ve doğru iş birliğiyle bu yük yönetilebilir hale geliyor.
DNS ve anycast mimarisi
Bir TLD yönettiğinizde, artık sadece tek bir web sitesini değil; potansiyel olarak binlerce alan adını ve sorgu trafiğini yönetiyorsunuz. Bu yüzden:
- Dünya geneline yayılmış, çok bölgeli DNS altyapısı,
- Mümkünse anycast kullanımı (aynı IP’nin farklı veri merkezlerinden servis edilmesi),
- DNS sunucularının DDoS saldırılarına dayanıklı yapılandırılması
olmazsa olmaz. Küçük işletmeler için tasarladığımız multi-region DNS ve CDN mimarisi yazımızda anlattığımız yaklaşımlar, TLD seviyesinde daha da sıkılaştırılmış haliyle karşınıza çıkacak.
DNSSEC, IPv6 ve modern protokoller
ICANN ekosisteminde artık DNSSEC neredeyse standart haline geldi. Anahtar yönetimi, imzalama, KSK/ZSK anahtar döndürme (key rollover) süreçlerini net bir runbook ile tanımlamanız gerekiyor. Bu konuyu teknik açıdan derinlemesine ele aldığımız DNSSEC kurulum rehberi yazımız, TLD tarafındaki gereksinimleri anlamanız için de iyi bir temel oluşturur.
Ayrıca:
- IPv6 desteği (hem nameserver IP’leri hem de alt yapı bileşenleri için),
- HTTP/2 ve HTTP/3 destekli web arayüzleri (nic.TLD siteniz, kayıt portalleriniz vb.),
- Güncel TLS sürümleri ve güçlü şifre takımları
artık sadece iyi pratik değil; birçok kurumun ihale ve satın alma dokümanlarında açıkça talep ettiği gereklilikler haline geldi.
İzleme, loglama ve SLA
TLD seviyesinde kesinti toleransı çok düşüktür. Bu nedenle:
- DNS, web, WHOIS/RDAP hizmetleri için 24/7 izleme ve alarm sistemi,
- Detaylı log saklama (DNS sorguları, yönetim paneli erişimleri, değişiklik kayıtları),
- Kamuya açık SLA ve kesinti bildirim politikaları
tasarlamanız gerekir. DCHost tarafında pek çok müşterimiz için kurduğumuz merkezi loglama ve uptime izleme altyapıları, aynı kültürü TLD seviyesine taşırken ciddi avantaj sağlıyor.
Maliyetler, riskler ve geri dönüş hesabı
ICANN yeni gTLD başvurularında en kritik konulardan biri, beklenen faydanın maliyet ve risklerle gerçekçi şekilde kıyaslanması. Maliyet kalemlerini kabaca şöyle gruplayabiliriz:
- Başvuru ücreti: ICANN’e ödenen tek seferlik önemli bir bedel.
- Yıllık ICANN ücreti: TLD’niz delege olduktan sonra yıllık bazda ödenen lisans bedeli.
- Registry/backend maliyeti: TLD işletimi için seçeceğiniz teknik veya ticari iş ortağına ödenecek ücretler.
- Altyapı maliyeti: DNS, veri merkezi, yedekleme, izleme ve güvenlik için öngörülen harcamalar.
- Operasyonel ve hukuki maliyetler: Politika geliştirme, uyuşmazlık çözümü, marka koruma süreçleri.
Geri dönüş tarafında ise sadece “prestij”e odaklanmak yeterli değil. Örneğin bir .brand TLD:
- Phishing ve sahte site riskini azaltarak itibar kaybı maliyetini düşürebilir,
- SaaS ürününüz için
müşteri-id.markanızformatında ölçeklenebilir bir alan adı mimarisi sunabilir, - Uzun vadede yüzlerce defansif domain kaydını gereksiz kılarak alan adı portföy maliyetinizi azaltabilir.
Bu hesaplamayı yaparken, blogumuzdaki alan adı portföy yönetimi rehberinde anlattığımız yöntemleri kullanmak oldukça faydalı olacaktır.
Hangi kurumlar için yeni gTLD gerçekten mantıklı?
Yeni gTLD başvurusu herkese göre değil. DCHost olarak sahada gördüğümüz birkaç tipik senaryoyu özetleyelim.
Global veya bölgesel güçlü markalar
Çok sayıda ülkede faaliyet gösteren, yüksek bilinirliğe sahip markalar için .brand TLD hem güvenlik hem de pazarlama açısından anlamlı. Örneğin:
- türkiye.markanız, avrupa.markanız gibi bölgesel siteler,
- bayi123.markanız gibi bayi/partner portalları,
- login.markanız, pay.markanız gibi kritik giriş ve ödeme sayfaları.
Bu yapıda, markanızı taklit eden sahte alan adlarına karşı çok daha güçlü bir iletişim kurabilirsiniz: “Biz sadece .markanız uzantısını kullanıyoruz, bunun dışındaki hiçbir alan adı bize ait değil.”
Şehirler, bölgeler ve kamu kurumları
Şehir veya bölge markalaşmasında güçlü bir strateji izleyen belediyeler ve kalkınma ajansları için geoTLD’ler ilgi çekici olabilir. Özellikle turizm, kültür ve yerel ticaret ekosistemi için tek bir çatı marka oluşturma imkanı sağlar. Ancak burada teknikten çok siyasi ve idari uzlaşı daha kritik hale gelir; yetki tartışmaları çözülmeden başvuru sürecine girmek risklidir.
Sektör birlikleri ve regüle sektörler
Bankacılık, sigorta, sağlık gibi güvene dayalı ve sıkı regüle edilen sektörlerde, topluluk veya tematik gTLD’ler güven sinyali olarak kullanılabilir. Örneğin sadece lisanslı kurumların kayıt olabildiği bir TLD, son kullanıcıya “bu sitede en azından temel bir denetim var” mesajı verebilir. Burada asıl zorluk, üyelik ve doğrulama politikalarını uzun vadede sürdürebilmekte yatıyor.
KOBİ ve startup’lar
Çok net söylemek gerekirse, çoğu KOBİ ve startup için ICANN yeni gTLD başvurusu doğrudan mantıklı değil. Hem başvuru maliyeti hem de operasyon yükü düşünüldüğünde, çoğu işletmenin ihtiyacını iyi seçilmiş bir alan adı mimarisi çok daha verimli şekilde karşılıyor. Bu noktada, SEO ve marka için alan adı ve TLD seçimi rehberimizde anlattığımız yöntemlerle güçlü bir domain stratejisi kurmak, yeni bir TLD’ye göre çok daha düşük riskli.
Mevcut alan adı stratejinizle yeni gTLD’yi nasıl entegre edersiniz?
Diyelim ki .brand veya tematik bir TLD aldınız. Bu noktadan sonra en kritik konu, mevcut alan adlarınızla birlikte nasıl konumlandıracağınız. Örnek bir yaklaşım:
- Kamuya açık ana siteniz için halen güçlü bir .com veya .com.tr kullanmak,
- Kurumsal erişim, portal ve kritik işlem sayfalarını .brand altında toplamak,
- Mevcut alan adlarınızdan yeni TLD’ye 301 yönlendirme ve HSTS politikalarını dikkatle tasarlamak.
Bu aşamada, alan adı yaşam döngüsü ve yenileme & grace dönemleri hakkındaki bilgiler, portföyünüzü güvenle yönetmeniz açısından çok önemli. Yeni TLD’yi konumlandırırken, eski domain’leri ne zaman ve nasıl bırakacağınızı, hangilerini sadece defansif amaçla tutacağınızı netleştirmelisiniz.
DCHost tarafında hangi hazırlıkları yapmalısınız?
Yeni gTLD almayı planlayan kurumlar için DCHost perspektifinden gördüğümüz kritik hazırlıkları özetleyelim:
- DNS ve nameserver planı: TLD’niz için kullanacağınız ad sunucularını (ns1/ns2 vb.), hangi veri merkezlerinde ve hangi mimariyle çalıştıracağınızı belirleyin. Yedekli ve mümkünse çok bölgeli bir yapı tasarlayın.
- Web ve uygulama altyapısı: nic.TLD sitesi, kayıt portalları, API’ler ve yönetim panelleri için dayanıklı bir hosting mimarisi kurun. Burada DCHost’un paylaşımlı hosting, VPS, dedicated sunucu ve colocation seçenekleriyle ihtiyaca göre ölçeklenen yapılar kurmak mümkün.
- Güvenlik katmanı: WAF, DDoS koruma, TLS sertifika yönetimi, yedekleme ve felaket kurtarma (DR) planlarınızı TLD ölçeğinde yeniden gözden geçirin.
- Log ve izleme: Uptime izleme, merkezi loglama, alarm kuralları ve periyodik raporlama süreçlerini baştan kurgulayın.
Bu hazırlıkları, tek seferlik bir proje değil; sürekli yaşayan bir operasyon olarak düşünmeniz gerekiyor. TLD, bir kere alıp çekmecede saklayacağınız bir varlık değil; her gün gerçekten çalışması gereken bir altyapı bileşeni.
Sonuç: Herkes için değil, ama doğru kurum için çok güçlü bir araç
ICANN yeni gTLD başvuruları, alan adı dünyasının en ağır siklet konularından biri. Başvuru süreçleri karmaşık, maliyetler yüksek ve teknik gereksinimler hafife alınacak gibi değil. Buna karşılık, doğru kurum ve doğru senaryo için marka güvenliği, ölçeklenebilirlik ve teknik egemenlik açısından benzersiz avantajlar sunuyor.
Eğer global veya ulusal ölçekte güçlü bir markaysanız, regüle bir sektörde faaliyet gösteriyorsanız ya da şehir/bölge markalaşmasına öncülük ediyorsanız, yeni gTLD turunu görmezden gelmek yerine en azından stratejik bir değerlendirme yapmanızda fayda var. Bu değerlendirme sırasında, iyi tasarlanmış bir alan adı portföyü, defansif domain stratejileri ve güçlü bir hosting/DNS altyapısının da en az yeni TLD kadar önemli olduğunu unutmayın.
DCHost olarak, hem klasik domain ve hosting ihtiyaçlarınızda hem de uzun vadeli TLD ve altyapı planlarınızda, teknik detayları sakince masaya yatırmayı seviyoruz. ICANN yeni gTLD programını kurumunuz için somut bir yol haritasına dökmek isterseniz, mevcut alan adı yapınızı, DNS kayıtlarınızı ve sunucu altyapınızı birlikte analiz ederek size özel bir domain + hosting stratejisi çıkarmaktan memnuniyet duyarız.
