İçindekiler
- 1 Dedicated sunucu mu VPS mi sorusunu doğru sormak
- 2 Önce kavramları netleştirelim: VPS ve dedicated sunucu nedir?
- 3 Temel farklar: Donanım, izolasyon ve performans
- 4 Maliyet ve ölçeklenebilirlik: Kısa vadede mi, uzun vadede mi?
- 5 Hangi senaryoda VPS daha mantıklı?
- 6 Hangi senaryoda dedicated sunucu daha doğru?
- 7 Karar vermek için pratik kontrol listesi
- 8 DCHost tarafında tipik mimari örnekleri
- 9 Sonuç: Bugün için doğru seçim, yarın için net yol haritası
Dedicated sunucu mu VPS mi sorusunu doğru sormak
Yeni bir projeye başlarken ya da mevcut sistemi büyütme kararı aldığınız bir kapasite planlama toplantısında genelde şu soru masaya gelir: Bu altyapıyı VPS ile mi kurmalıyız, yoksa doğrudan dedicated sunucuya mı geçmeliyiz? Kağıt üzerinde her iki seçenek de benzer görünebilir; CPU, RAM, disk, trafik yazarsınız ve fiyatları karşılaştırırsınız. Ancak pratikte karar, sadece rakamlara değil; büyüme hızınıza, ekibinizin teknik yetkinliğine, risk iştahınıza ve bütçe planınıza da bağlıdır.
Biz DCHost tarafında hem VPS hem dedicated sunucu hem de colocation altyapıları kurarken, ilk toplantıda hep aynı soruları sorarız: Bu proje ne kadar hızlı büyüyecek, ne kadar kritik, hangi saatlerde yük artıyor, verinin saklanma ve yasal gereksinimleri neler? Bu yazıda, aynı yaklaşımı adım adım paylaşacağız. Yani sadece teorik bir karşılaştırma değil; gerçekçi senaryolar, artılar-eksiler ve karar verirken kullanabileceğiniz somut bir kontrol listesi bulacaksınız. Böylece sonunda şunu net söyleyebileceksiniz: Bizim iş için şu anda en mantıklı seçim VPS / dedicated (hangisiyse) ve nedenini biliyorum.
Önce kavramları netleştirelim: VPS ve dedicated sunucu nedir?
VPS nedir?
VPS (Virtual Private Server), güçlü bir fiziksel sunucu üzerinde sanallaştırma teknolojisiyle ayrılmış, kendine ait kaynakları olan sanal sunucudur. Aynı fiziksel makine üzerinde birden fazla VPS çalışır, her biri kendi işletim sistemi, root erişimi ve bağımsız konfigürasyonu ile ayrı bir sunucu gibi davranır.
Genel özellikler:
- CPU, RAM ve disk belli oranlarda diğer VPS’lerle paylaşılan bir fiziksel havuzdan gelir.
- İşletim sistemi seviyesinde izole olduğunuz için diğer VPS kullanıcılarının dosyalarına veya süreçlerine erişemezsiniz.
- Paylaşımlı hostinge göre çok daha esnek; dedicated sunucuya göre daha ekonomik ve hızlı başlatılabilir.
- İhtiyaç oldukça plan yükseltip düşürmek görece kolaydır.
Dedicated sunucu nedir?
Dedicated sunucu, veri merkezinde size tahsis edilmiş fiziksel bir makinedir. CPU, RAM, disk ve ağ kartı dahil tüm donanım kaynakları sadece size aittir. Aynı donanımı kimseyle paylaşmazsınız; üzerinde istediğiniz işletim sistemini, sanallaştırma katmanını veya özel yazılımları kurabilirsiniz.
Genel özellikler:
- Tüm donanım size özel; başka müşterilerle paylaşım yoktur.
- CPU çekirdekleri, RAM ve disk IOPS kapasitesi deterministik ve daha öngörülebilirdir.
- Büyük projeler, yoğun veritabanı yükleri, özel güvenlik veya uyumluluk gereksinimleri için uygundur.
- İlk yatırım (ya da aylık kira) maliyeti VPS’e göre daha yüksektir; fakat uzun vadede birim kaynak maliyeti genelde düşer.
Temel farklar: Donanım, izolasyon ve performans
Donanım kontrolü ve özelleştirme
VPS alırken, altyapının fiziksel donanımını siz seçmezsiniz; sağlayıcının sunduğu havuzu kullanırsınız. Genelde vCPU, RAM ve disk boyutunu seçmekle sınırlısınız. Bu, orta ölçekli çoğu proje için yeterlidir ve işleri hızlandırır.
Dedicated sunucuda ise tablo değişir:
- CPU modelini, çekirdek sayısını ve neslini belirleyebilirsiniz.
- RAM miktarı, kanal sayısı (dual/quad channel) gibi detayları planlayabilirsiniz.
- NVMe, SATA SSD veya HDD gibi disk tiplerini karıştırabilir, RAID seviyelerini seçebilirsiniz.
Örneğin, yoğun veritabanı sorguları veya yüksek I/O gerektiren bir WooCommerce mağazasında, NVMe disklerin sağladığı IOPS farkı büyük olur. Bu konuda daha teknik bir bakış isterseniz NVMe VPS hosting rehberi yazımızda hızın nereden geldiğini ayrıntılı anlattık.
Kaynak izolasyonu ve komşu gürültüsü (noisy neighbor) etkisi
VPS’te kaynaklar mantıksal olarak paylaşıldığı için, sağlayıcının altyapı tasarımı çok kritik hale gelir. İyi tasarlanmış bir platformda, her VPS için vCPU oversubscription oranları, RAM rezervasyonları ve disk I/O limitleri dikkatle planlanır. Ama yine de teoride komşu VPS’lerin yoğun yükleri sizi dolaylı etkileyebilir.
Dedicated sunucuda ise ‘noisy neighbor’ kavramı yoktur; komşunuz yok. Tüm CPU zamanlayıcısı ve disk kuyruğu sadece sizin süreçlerinize hizmet eder. Özellikle şunlar için bu fark çok belirgindir:
- Yoğun arka plan işleri (queue worker, cron job’lar, raporlama)
- Gerçek zamanlı uygulamalar (canlı yayın, anlık bildirim, oyun sunucuları)
- CPU bound işlemler (encoding, veri işleme, analitik)
Disk yapısı ve veri güvenliği
Çoğu VPS altyapısında, diskler paylaşımlı bir storage sisteminde (örn. Ceph, NFS, SAN) tutulur. Bu, esneklik ve bazı durumlarda otomatik yedeklilik sağlar. Ancak I/O performansı, storage mimarisine bağlıdır ve her VPS için IOPS/throughput limitleri olabilir.
Dedicated sunucuda ise genellikle diskler doğrudan sunucuya takılıdır; RAID yapısını siz belirlersiniz. Bu sayede:
- Veritabanı gibi I/O hassas iş yüklerinde daha öngörülebilir performans alırsınız.
- RAID 10 gibi yapılandırmalarla hem hız hem dayanıklılık sağlayabilirsiniz.
- İsterseniz işletim sistemi, veritabanı, log ve yedek disklerini tamamen ayırabilirsiniz.
Ağ, IPv4/IPv6 ve bant genişliği
VPS paketlerinde genellikle belirli bir bant genişliği ve trafik kotası tanımlıdır; çoğu proje için bu sınırlar gayet yeterli olur. Dedicated sunucuda ise daha yüksek port hızları (örneğin 1 Gbps veya üzeri), daha geniş trafik kotaları ve daha fazla sayıda IPv4/IPv6 adresi kullanmak mümkündür.
Özellikle global ziyaretçi kitlesi olan projelerde, ağ tarafını düşünürken sadece sunucu türü değil, sunucu lokasyonu ve gecikme süreleri de devreye girer. Bu konuyu detaylı irdelediğimiz sunucu lokasyonu ve veri merkezi seçimi SEO’yu ve gecikmeyi nasıl etkiler yazısı, karar sürecinde güzel bir tamamlayıcı olacaktır.
Güvenlik ve uyumluluk
Hem VPS hem dedicated sunucu, doğru yapılandırıldığında güvenlidir. Fakat uyumluluk (PCI DSS, KVKK/GDPR gibi) veya iç denetim gereksinimleri devreye girdiğinde, dedicated sunucuya olan ihtiyaç artabilir. Çünkü:
- Tamamen size özel fiziksel kaynaklar, bazı denetimlerde raporlamayı kolaylaştırır.
- Ağ segmentasyonu, donanım güvenlik modülleri (HSM) ve özel firewall kuralları daha rahat uygulanır.
- Fiziksel erişim, disk imha prosedürleri gibi konuları daha net tanımlayabilirsiniz.
Öte yandan, güvenlik sadece donanım türüne değil, yapılandırmaya ve süreçlere de bağlıdır. DCHost olarak hem VPS hem dedicated sunucularda güvenlik sertleştirme, izleme ve yedekleme tarafında iyi pratikleri önemsiyoruz.
Maliyet ve ölçeklenebilirlik: Kısa vadede mi, uzun vadede mi?
VPS maliyet yapısı
VPS’in en büyük avantajı başlangıç maliyetinin düşük olmasıdır. Küçük ve orta ölçekli projelerde:
- Düşük aylık ücretlerle işe başlamak mümkündür.
- İhtiyaca göre CPU/RAM yükseltip düşürebilirsiniz.
- Deneme yanılma ve MVP (Minimum Viable Product) aşamalarında çok esnektir.
Örneğin, aylık birkaç bin ziyaretçisi olan bir blog, yeni açılan bir WooCommerce mağazası veya beta sürecindeki bir SaaS uygulaması için iyi yapılandırılmış bir VPS çoğu zaman fazlasıyla yeterlidir. Ayrıca paylaşımlı hostingten büyüyen projeler için güzel bir ara basamaktır; bunun geçiş sürecini adım adım anlattığımız paylaşımlı hostingden VPS’e sorunsuz geçiş rehberimize mutlaka göz atmanızı öneririz.
Dedicated sunucu maliyet yapısı
Dedicated sunucuda aylık kira veya sözleşme bedeli, aynı kaynaklara sahip birden fazla VPS’e göre ilk bakışta daha yüksek görünebilir. Ancak:
- Çok sayıda CPU çekirdeği, yüksek RAM ve disk IOPS gerekiyorsa, birim kaynak maliyeti VPS’e göre daha düşebilir.
- Tek güçlü dedicated sunucu üzerinde birden fazla VPS veya container çalıştırarak maliyeti bölüşebilirsiniz.
- Uzun vadeli projelerde, ölçekleme stratejinizi net belirlediğinizde toplam sahip olma maliyeti (TCO) daha avantajlı hale gelebilir.
Özellikle tek bir MSSQL/PostgreSQL veritabanı sunucusunun bile 16+ vCPU, 64+ GB RAM ve yüksek IOPS gerektirdiği senaryolarda, aynı kapasiteyi çok sayıda VPS ile elde etmeye çalışmak yerine tek bir güçlü dedicated sunucuya çıkmak daha ekonomik ve yönetilebilir olabilir.
Yatay vs dikey ölçekleme
VPS, dikey ölçeklemeye alışmak için idealdir: CPU ve RAM’i paket yükseltmeyle büyütür, gerekirse birden fazla VPS ile yatay ölçeklemeye geçiş yaparsınız. Dedicated sunucuda da hem dikey hem yatay ölçekleme mümkündür; ancak donanımı değiştirmek için genellikle daha planlı hareket etmek gerekir.
Orta ve büyük projelerde mimariyi tasarlarken, sadece VPS vs dedicated değil, colocation gibi seçenekleri de düşünmek gerekir. Bu dengeyi daha detaylı incelediğimiz colocation mu dedicated sunucu mu bulut mu karşılaştırması</a yazısı, ileri aşama planlar için yol gösterici olacaktır.
Hangi senaryoda VPS daha mantıklı?
DCHost tarafında yüzlerce projeyi incelediğimizde, VPS’in özellikle şu durumlarda ideal başlangıç noktası olduğunu görüyoruz.
1. Yeni başlayan projeler ve MVP’ler
Henüz ürün-pazar uyumunu test ettiğiniz, trafiğin ne kadar artacağını bilmediğiniz ilk aşamada, yüksek maliyetli donanımlara girmek yerine esnek bir VPS seçmek daha mantıklıdır. Örneğin:
- Yeni açılan bir içerik sitesi veya niş bir blog
- Beta aşamasındaki SaaS ürünleri
- Test ortamları, staging ve demo kurulumları
Bu aşamada hedefiniz, minimum maliyetle öğrenme sürecini hızlandırmak olmalı. Trafik ve veri hacmi oturmaya başladığında, gerekirse dedicated’e geçişi planlarsınız.
2. Orta ölçekli WordPress / WooCommerce siteleri
Günlük birkaç bin – on bin arası ziyaretçisi olan, iyi optimize edilmiş bir WordPress veya WooCommerce sitesi için modern NVMe VPS altyapısı çoğu zaman fazlasıyla yeterlidir. Doğru PHP-FPM, OPcache ve veritabanı ayarlarıyla birlikte:
- Önbellekleme (page cache, object cache)
- CDN kullanımı
- Veritabanı indeksleme ve sorgu optimizasyonu
gibi adımlarla çok ciddi performans kazanımı elde edebilirsiniz. Bu başlıkları derinlemesine ele aldığımız WordPress ve WooCommerce odaklı başka yazılarımızla da mimarinizi tamamlayabilirsiniz.
3. Ajanslar ve çoklu küçük site barındırma
Onlarca küçük kurumsal site, mikrosite veya kampanya landing page’i yöneten dijital ajanslar için, iyi boyutlandırılmış bir VPS çoğu zaman en verimli çözümdür. Birden fazla cPanel/DirectAdmin hesabını tek sunucu üzerinde yönetebilir, müşterilerinizin ihtiyaçlarına göre kaynakları esnek şekilde paylaştırabilirsiniz.
Bu tip senaryolar için özel olarak hazırladığımız ajanslar için çoklu WordPress barındırma mimarisi rehberinde VPS ve reseller kombinasyonlarının nasıl kullanılabileceğini adım adım anlatıyoruz.
4. Esneklik ve hızlı deney yapma ihtiyacı
Geliştirici ekipler için, farklı yığınları (stack) denemek, staging ortamları açıp kapatmak, yeni teknolojilerle (örneğin container, CI/CD) oynamak gerektiğinde, VPS son derece esnek bir alan sağlar. Dakikalar içinde yeni bir sunucu ayağa kaldırabilir, test edip silebilirsiniz.
Özellikle mikroservis mimarisi, container (Docker, Kubernetes) ve otomasyon (Terraform, Ansible) gibi konularla ilgileniyorsanız, önce VPS üzerinde bu kültürü oturtmak; iş yükü büyüdüğünde dedicated veya colocation’a taşımak sağlıklı bir yol olur.
Hangi senaryoda dedicated sunucu daha doğru?
1. Yüksek ve öngörülebilir performans gerektiren veritabanları
Yoğun yazma/okuma yapan veritabanları, VPS’te de gayet başarılı çalışabilir. Ancak trafik ve veri hacmi belli eşikleri geçtiğinde, disk I/O performansı belirleyici hale gelir. Özellikle:
- Büyük WooCommerce veya marketplace siteleri
- Analitik, raporlama ve log işleme sistemleri
- CRM/ERP gibi kurumsal uygulamalar
için dedicated sunucudaki NVMe RAID yapısı, veritabanını ayrı fiziksel disklere ayırabilme imkanı ve disk kumandasını tamamen elinizde tutmanız ciddi avantaj sağlar.
2. Kaynak kullanımının sürekli yüksek olduğu iş yükleri
CPU ve RAM kullanımınızın günün büyük bölümünde yüzde 60-80 bandında gezdiği senaryolarda, aynı kaynakları VPS üzerinde kiralamaya devam etmek uzun vadede daha pahalıya gelebilir. Örneğin:
- Sürekli çalışan yoğun queue worker’lar
- Video işleme, encoding, veri sıkıştırma gibi CPU ağırlıklı işler
- Makine öğrenmesi, yapay zekâ modelleri eğitimi veya tahmin servisleri
gibi iş yükleri için, güçlü bir dedicated sunucu çoğu zaman daha mantıklıdır. Çünkü ödediğiniz her CPU çekirdeği ve her GB RAM’i gerçekten sonuna kadar kullanırsınız.
3. Güvenlik, uyumluluk ve denetim gereksinimleri
Banka entegrasyonları, ödeme sistemleri, sağlık verisi veya hukuki veri barındıran uygulamalarda, denetim ekipleri ve regülatörler fiziksel izolasyona ve süreçlere daha çok odaklanır. Dedicated sunucu sayesinde:
- Fiziksel erişim, disk imha, log saklama gibi politikaları daha net dokümante edebilirsiniz.
- Ağ katmanında daha ince segmentasyon ve firewall politikaları uygulayabilirsiniz.
- Sunucuyu ileride isterseniz colocation mimarisine taşıma veya kendi özel ağınıza dahil etme esnekliği kazanırsınız.
4. Kendi sanallaştırma platformunuzu kurmak istediğinizde
Bazı ekipler, tek bir güçlü dedicated sunucu üzerinde kendi iç sanallaştırma platformlarını (örneğin KVM, Proxmox, benzeri çözümler) kurarak, içeride birden fazla VPS/VM oluşturmayı tercih eder. Böylece:
- Test, staging ve prod ortamlarını aynı fiziksel sunucu üzerinde izole edebilirsiniz.
- Kaynakları kendi önceliklerinize göre paylaştırırsınız.
- İç politikalarınıza uygun bir yönetim ve erişim modeli kurarsınız.
Bu yaklaşım, özellikle sistem yöneticisi olan ekipler ve çok kiracılı (multi-tenant) SaaS ürünleri geliştiren firmalar için güçlü bir seçenek haline gelir.
Karar vermek için pratik kontrol listesi
Dedicated sunucu mu VPS mi kararı verirken, DCHost olarak müşterilerimizle yaptığımız görüşmelerde aşağıdaki soruları sistematik şekilde soruyoruz. Siz de kendi projeniz için aynı kontrol listesini kullanabilirsiniz.
1. Trafik hacmi ve büyüme hızı
- Günlük tahmini ziyaretçi sayınız nedir, önümüzdeki 6-12 ayda nasıl artmasını bekliyorsunuz?
- Trafik sabit mi, yoksa kampanya dönemlerinde birkaç katına mı çıkıyor?
- Trafik artışını benchmark veya load test ile ölçtünüz mü?
Eğer henüz erken aşamadaysanız ve gözle görülür bir trafik patlaması öngörmüyorsanız, iyi planlanmış bir VPS ile başlamak genellikle yeterlidir.
2. İş kritikliği (kritik yükler vs yan projeler)
- Bu sistem çökerse işiniz doğrudan mı durur, yoksa sadece yan bir hizmet mi etkilenir?
- SLA beklentiniz (uptime yüzdesi, RPO/RTO hedefleri) nedir?
- Veri kaybı toleransınız ne kadar (dakika, saat, gün)?
Yüksek SLA, düşük RPO/RTO hedefleri olan, iş kritikli projelerde dedicated sunucu ve hatta çoklu sunucu mimarileri düşünmek daha doğru olur. Bu tartışmayı daha da derinlemesine ele aldığımız yüksek erişilebilirlik mi güçlü tek sunucu mu rehberi de karar sürecinde okunması gereken yazılardan biri.
3. Ekip yetkinliği ve yönetim modeli
- Ekibinizde tam zamanlı bir sistem yöneticisi veya DevOps mühendisi var mı?
- Sunucu güncellemeleri, güvenlik sertleştirme, izleme ve yedekleme süreçlerini siz mi yöneteceksiniz, yoksa yönetilen (managed) hizmet mi alacaksınız?
- 24/7 reaksiyon verebilecek operasyonel kapasiteye sahip misiniz?
Dedicated sunucu, size çok daha fazla kontrol ve esneklik verir; ancak bu aynı zamanda daha fazla sorumluluk demektir. Eğer ekibiniz küçükse ve sistem yönetimi için kısıtlı zamanınız varsa, yönetilen VPS hizmetleriyle başlamak ve operasyonel kasınızı güçlendirdikçe mimariyi büyütmek daha güvenli bir stratejidir.
4. Bütçe ve zaman perspektifi
- 3 ay sonrasını mı, 3 yılı mı düşünüyorsunuz?
- Başlangıçta mümkün olan en düşük maliyetle mi ilerlemek istiyorsunuz, yoksa uzun vadeli toplam maliyeti mi optimize etmek istiyorsunuz?
- Önümüzdeki dönemde donanımı hızlı büyütme ihtimaliniz yüksek mi?
Kısa vadeli belirsizlik yüksekse, VPS ile başlamak mantıklıdır. Trafik ve iş yükü oturduğunda, gerçek metriklere bakarak dedicated’e geçmek her zaman mümkündür. DCHost olarak bu geçişleri planlarken hem downtime’ı minimumda tutuyor hem de maliyetleri kademe kademe optimize edecek bir yol haritası çiziyoruz.
DCHost tarafında tipik mimari örnekleri
Senaryo 1: Büyüyen WooCommerce mağazası
Başlangıç: NVMe diskli orta boyutlu bir VPS üzerinde WordPress + WooCommerce kurulumu, iyi bir önbellekleme ve CDN entegrasyonu. Trafik büyüdükçe:
- Önce VPS kaynakları (vCPU, RAM, disk IOPS) kademeli olarak artırılır.
- Veritabanı ve dosya sistemi optimizasyonları yapılır; log ve yedekler ayrı disk alanına taşınır.
- Belirli bir eşiğin üstünde, veritabanı yükü ayrışmaya başlarsa güçlü bir dedicated veritabanı sunucusuna, uygulama katmanı ise ayrı VPS’lere taşınır.
Bu noktada, veritabanını ayrı bir sunucuya almanın ne zaman mantıklı olduğuna dair daha derin analiz için veritabanı sunucusunu uygulama sunucusundan ayırma rehberimizi okumanızı öneririz.
Senaryo 2: SaaS ürünü geliştiren küçük bir ekip
Başlangıç: Tek bir güçlü VPS üzerinde hem uygulama hem veritabanı hem de queue worker’lar. Devamında:
- Önce staging ve test ortamları için ek VPS’ler açılır.
- Queue ve arka plan işler için ayrı bir VPS ayrılır.
- Müşteri sayısı ve veri büyüdükçe, veritabanı güçlü bir dedicated sunucuya taşınır, uygulama katmanı ise birkaç VPS arasında yük dengeleme ile çoğaltılır.
Bu aşamada çok kiracılı (multi-tenant) mimari kuran SaaS ekipleri için geliştirdiğimiz rehberler ve DCHost altyapısındaki otomasyon imkanları devreye girer.
Senaryo 3: Kurumsal CRM/ERP ve raporlama altyapısı
Bu tür sistemlerde verinin önemi, regülasyonlar ve iç denetim baskısı nedeniyle genellikle doğrudan dedicated veya colocation tercih edilir. Tipik yol haritası:
- Güçlü bir dedicated sunucu üzerinde hem uygulama hem veritabanı kurulumu.
- Yedekler için ayrı bir depolama alanı veya DCHost üzerindeki uzak yedekleme çözümleri.
- Yük ve iş kritikliği arttıkça, uygulama ve veritabanı katmanlarının ayrılması, hatta gerekirse ayrı veri merkezlerine dağılmış yedek yapılar kurulması.
Bu tür ileri seviye mimarilerde, sadece VPS vs dedicated tartışması değil, veri merkezi sürdürülebilirliği, enerji ve tasarım kararları da devreye girer. İlgili konularda daha geniş bir perspektif için sürdürülebilir veri merkezleri ve tasarım stratejileri yazımıza da göz atabilirsiniz.
Sonuç: Bugün için doğru seçim, yarın için net yol haritası
Dedicated sunucu mu VPS mi sorusunun tek bir doğru cevabı yok; her projenin ölçeği, risk profili ve büyüme hızı farklı. Önemli olan, bugünkü ihtiyaçlarınızı karşılayacak, yarın büyüdüğünüzde ise sizi köşeye sıkıştırmayacak bir başlangıç noktası seçmek. Çoğu proje için VPS ile başlamak, metrikleri toplayıp gerçek trafik ve kaynak kullanımı ortaya çıktıktan sonra dedicated veya çoklu sunucu mimarisine evrilmek en sağlıklı yol oluyor.
DCHost olarak hem NVMe VPS, hem dedicated sunucu, hem de colocation hizmetleri sunarken, işin sadece donanım kısmına değil, mimari tasarıma da birlikte bakmayı seviyoruz. Trafik tahminleriniz, uygulama yığını ve bütçe kısıtlarınızla birlikte oturup, somut bir kapasite planı ve ölçekleme stratejisi çıkarmak mümkün. İsterseniz mevcut altyapınızı analiz edip, gerçek izleme verilerine dayanarak hangi noktada VPS’ten dedicated’e geçmeniz gerektiğini de birlikte netleştirebiliriz.
Bir sonraki adım olarak, projelerinizi daha dayanıklı hale getirmek için yüksek erişilebilirlik ve yedekleme tarafındaki rehberlerimize göz atabilir veya doğrudan DCHost ekibiyle iletişime geçerek kendi senaryonuzu birlikte değerlendirebilirsiniz. Böylece sadece bugün için değil, önümüzdeki birkaç yıl için de içi rahat bir altyapı yol haritanız olur.
