İçindekiler
- 1 Alan adı WHOIS gizliliği neden hâlâ konuşuluyor?
- 2 WHOIS verisi nedir, neden bu kadar görünürdü?
- 3 WHOIS gizliliği (Privacy Protection) tam olarak ne yapar?
- 4 GDPR sonrası WHOIS: Zaten gizli değil mi?
- 5 KVKK perspektifinden WHOIS verisi
- 6 WHOIS gizliliği gerçekte neyi korur, neyi korumaz?
- 7 Ne zaman WHOIS gizliliği gerçekten mantıklı?
- 8 WHOIS gizliliği, alan adı güvenliği ve hosting ile nasıl entegre edilir?
- 9 DCHost ile WHOIS gizliliği ve veri koruma için pratik yol haritası
- 10 Sonuç: WHOIS gizliliği gerekli mi, sizin durumda ne yapmalı?
Alan adı WHOIS gizliliği neden hâlâ konuşuluyor?
Alan adınızı kaydettiğiniz anda, teknik olarak sizinle ilgili bazı bilgiler küresel bir veritabanına yazılıyor: WHOIS. Yıllarca bu veritabanı herkesin sorgulayabildiği, ad-soyad, adres, telefon ve e‑posta gibi bilgilerin açıkça listelendiği bir yapıydı. Spam e‑postalardan istenmeyen telefon aramalarına kadar pek çok sorun da buradan beslendi. Sonrasında GDPR, KVKK ve kayıt operatörlerinin aldığı önlemler tabloyu önemli ölçüde değiştirdi. Birçok kişi artık “WHOIS gizliliği (privacy protection) gerçekten hâlâ gerekiyor mu, yoksa verilerim zaten gizli mi?” diye soruyor.
Bu yazıda DCHost olarak sahada gördüğümüz gerçek senaryolara dayanarak; alan adı WHOIS verisinin ne olduğunu, GDPR/KVKK sonrası hangi verilerin zaten gizlendiğini, “WHOIS gizlilik” hizmetlerinin gerçekte neyi koruduğunu ve hangi projelerde kullanılmasının mantıklı olduğunu adım adım netleştireceğiz. Sadece hukuki metinlerden değil, spam, taciz, marka yönetimi, güvenlik denetimleri ve kurumsal şeffaflık gibi pratik konulardan da bahsedeceğiz. Böylece elinizdeki domain portföyü için net bir karar matrisi oluşturabilirsiniz.
WHOIS verisi nedir, neden bu kadar görünürdü?
Önce temel kavramı netleştirelim. WHOIS, alan adının kime ait olduğunu, hangi kayıt firmasından alındığını, kayıt ve bitiş tarihlerini ve bazı teknik/idarî iletişim bilgilerini gösteren bir sorgu sistemidir. WHOIS sayesinde bir alan adıyla ilgili şu tip bilgiler görülebilir (veya geçmişte açıkça görülüyordu):
- Kayıt eden kişi veya şirket adı (Registrant Name)
- Posta adresi, şehir, ülke
- Telefon numarası
- E‑posta adresi
- Nameserver bilgileri
- Kayıt/yenileme/bitiş tarihleri
WHOIS’in tarihsel amacı; şeffaflık sağlamak, kötüye kullanımlarda (abuse), marka ihtilaflarında ve teknik problemlerde muhatabı hızlıca bulabilmekti. Bu konuyu daha temel seviyede okumak isterseniz, WHOIS nedir ve alan adı sahibi nasıl sorgulanır yazımızda ayrıntılı özetlemiştik.
Ancak bu şeffaflık zamanla ciddi bir gizlilik ve güvenlik problemine dönüştü. WHOIS verileri otomatik olarak taranıp; spam listeleri, sahte fatura dolandırıcılığı, kimlik avı ve hatta fiziksel taciz girişimlerinde kullanıldı. İşte WHOIS gizliliği (privacy protection) hizmetleri bu noktada devreye girdi.
WHOIS gizliliği (Privacy Protection) tam olarak ne yapar?
WHOIS gizliliği, alan adınızın resmi sahibi siz olmaya devam ederken; WHOIS’te görünen iletişim bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından okunamayacak şekilde maskelemesini sağlayan bir hizmettir. Bunu iki ana modelle görürüz:
1) Basit maskeleme modeli
Bu modelde WHOIS kaydınızda şu değişiklikler olur:
- Ad-soyad satırı genelde sabit bir ifade ile değiştirilir (örn. “Redacted for Privacy” veya benzeri ibareler).
- Fiziksel adres, telefon gibi alanlar boşaltılır veya genelleştirilir.
- Gerçek e‑postanız yerine, size yönlenen tek kullanımlık / anonim bir e‑posta adresi gösterilir.
Kayıt operatörü aslında gerçek verinizi sisteminde tutmaya devam eder, ancak WHOIS çıktısında üçüncü kişilere göstermez. Böylece hem ICANN kurallarına hem de GDPR/KVKK’ya uyum sağlanırken, sizin iletişim bilgileriniz doğrudan ifşa edilmemiş olur.
2) Proxy (vekalet) modeli
Bazı uzantılarda veya bazı sağlayıcıların kurgusunda ise WHOIS’de görünen alan adı sahibi, teknik olarak bir “proxy şirket” olur. Örneğin:
- WHOIS’te görünen kayıt sahibi adı proxy şirketine aittir.
- Adres ve telefon proxy şirketine aittir.
- E‑posta adresi yine proxy sisteminin yönlendirme yaptığı bir hesaptır.
Bu modelde siz ve proxy şirketi arasında bir sözleşme olur; gerçek sahip sizsiniz, ancak halka açık kayıtlarda görünen taraf proxy’dir. Hukuki bir talep geldiğinde, proxy şirketi gerekli durumlarda bilgileri ilgili otoriteye iletebilir.
Hangi bilgileri gizler, hangilerini gizlemez?
WHOIS gizliliği tipik olarak şunları gizler veya maskeler:
- Gerçek ad-soyad (bireysel kayıtlar için)
- Ev/ofis adresi, posta kodu
- Telefon numarası
- Gerçek e‑posta adresi
Ancak aşağıdakiler gizlenmez ve gizlenemez:
- Alan adının kendisi (tabii ki)
- Kayıt ve bitiş tarihleri
- Alan adının bağlı olduğu nameserver’lar
- Alan adı kayıt şirketi (registrar) bilgisi
- Çoğu durumda ülke kodu veya en azından TLD/ccTLD kuralları gereği bazı meta veriler
Yani WHOIS gizliliği, alan adınızın varlığını veya teknik altyapınızı gizlemez; sadece kişisel iletişim verilerinizi genel gözlerden saklar.
GDPR sonrası WHOIS: Zaten gizli değil mi?
2018’de yürürlüğe giren GDPR sonrasında Avrupa merkezli çok sayıda kayıt operatörü, bireysel alan adı sahiplerine ait WHOIS verilerini büyük oranda sansürlemeye başladı. Bu da şu soruyu doğurdu: “Artık WHOIS verileri zaten gizleniyorsa, ekstra WHOIS gizliliği hizmetine gerek var mı?” Cevap: “Duruma göre evet, duruma göre hayır.”
gTLD’ler (.com, .net, .org vb.) için durum
Birçok büyük gTLD’de bireysel kayıtlar için ad, e‑posta ve adres alanları artık sıkça şu şekilde gözüküyor:
- “REDACTED FOR PRIVACY”
- “Data Protected, Not Disclosed” vb.
Burada aslında asgari düzeyde bir gizlilik sağlanmış oluyor. Fakat:
- Bu uygulama kayıt şirketine göre değişebilir.
- Aynı alan adını şirket adına kaydettiğinizde, WHOIS’te şirket unvanı ve adresi çoğu zaman açık kalır.
- Bazı WHOIS sistemleri, talep sahibinin “meşru menfaat” beyanıyla daha detaylı verilere erişmesine izin verebilir.
Yani GDPR sonrası bile, WHOIS çıktıları arasında büyük tutarsızlıklar görebilirsiniz. WHOIS gizliliği bu noktada varsayılan korumayı standartlaştıran ek bir katman gibi düşünülebilir.
ccTLD’ler (.tr, .de, .fr vb.) ve .tr özel durumu
Ülke kodlu alan adlarında (ccTLD) her ülkenin kendi kural seti vardır. Türkiye’de .tr alan adları için BTK ve TRABİS çerçevesinde farklı tiplerde kayıt yapılabiliyor. Bazı uzantılarda (ör. kurumsal .com.tr kayıtlarında) şirket unvanı ve belli bilgiler şeffaf bırakılabiliyor. Bazılarında bireysel veriler daha sıkı korunuyor.
Ayrıca her ccTLD’nin WHOIS politikası farklı olduğu için, bazı uzantılarda WHOIS gizliliği hizmeti hiç sunulmaz; bazı uzantılarda ise sınırlı şekilde sunulur. Bu nedenle karma bir alan adı portföyünüz varsa, tek tek her TLD’nin politika metnine bakmak yerine, kendi asgari gizlilik seviyenizi belirlemeniz ve bunu sağlayan kombinasyonu seçmeniz daha sağlıklı olacaktır.
KVKK perspektifinden WHOIS verisi
Türkiye’de KVKK, “kişisel verinin işlenmesi” kavramını oldukça geniş tanımlar. Ad-soyad, adres, telefon, e‑posta gibi veriler açıkça kişisel veridir. WHOIS sisteminde bu verilerin yayınlanması, KVKK anlamında bir veri işleme faaliyetidir. Burada kritik sorular şunlar:
- Veri sorumlusu kim? (Genelde kayıt şirketi / registry / registrar zinciri)
- Hangi hukuki sebeple bu veriler yayınlanıyor?
- Kişi, bu yayına rıza vermiş midir ya da meşru menfaat dengesi nasıl kuruluyor?
GDPR ile uyumlu şekilde hareket eden pek çok kayıt operatörü, artık bireysel kayıtların WHOIS verilerini asgarî düzeyde yayınlıyor veya tamamen maskeliyor. Bu zaten KVKK uyumuna da yardımcı oluyor. Ancak:
- Kurumsal alan adlarında şirket adı ve vergi adresi genelde kişisel veri sayılmadığı için (istisnalar hariç) açık kalabiliyor.
- Bireysel ama ticari faaliyet içeren projelerde gri alanlar oluşabiliyor.
Bu nedenle, özellikle Türkiye ve Avrupa’da faaliyet gösteren projeler için sadece WHOIS tarafına değil, KVKK ve GDPR uyumlu hosting mimarisine bütüncül bakmak gerekiyor. WHOIS gizliliği bunun sadece alan adı bacağıdır.
WHOIS gizliliği gerçekte neyi korur, neyi korumaz?
Sahada en sık gördüğümüz yanlış beklenti şu: “WHOIS gizliliği alırsam, kimse sitenin bana ait olduğunu bulamaz.” Bu doğru değil. Ne koruduğunu ve neyi asla koruyamayacağını net ayırmak gerekiyor.
Gerçek faydalar: Neyi korur?
- Spam ve istenmeyen aramalara karşı koruma: WHOIS’te görünen e‑posta ve telefon numaraları, spam listelerinin en değerli kaynaklarındandır. Gizlilik ile bu kanalı ciddi oranda kesersiniz.
- Basit taciz ve rahatsızlıkların önlenmesi: Özellikle bireysel blog, aktivizm projeleri veya hassas konularda yayın yapan sitelerde isim, adres, telefonun herkes tarafından görülememesi önemli bir güvenlik ve psikolojik rahatlık sağlar.
- Adres bilgilerinin toplanmasını zorlaştırma: WHOIS birçok farklı “kişisel veri scraping” aracının girdisidir. Gizlilik, bu otomatik toplanan veri setlerini zayıflatır.
- Hatalı WHOIS bilgisi yüzünden gelen sahte faturaları filtreleme: WHOIS’inizden alınan verilerle “domain yenileme faturası” kisvesi altında gelen dolandırıcılık girişimleri sıkça görülür. Gizlilik, bu vektörü azaltır.
Yanlış beklentiler: Neyi korumaz?
Öte yandan WHOIS gizliliğinin korumadığı kritik noktalar var:
- Hukuki talepler ve resmi makamlar: Savcılık, mahkeme kararı, resmi soruşturma gibi durumlarda kayıt şirketi veya proxy şirketi, talep edilen bilgileri hukuka uygun şekilde ilgili makamlara iletmek zorundadır. WHOIS gizliliği bunu engellemez.
- Marka ve alan adı ihtilafları (UDRP, UDRP benzeri süreçler): Marka ihlali şikayetlerinde alan adı sahibi bilgileri, ilgili hakemlik kurumuna ve taraflara aktarılabilir.
- Abuse ve güvenlik şikayetleri: Phishing, zararlı yazılım yayma, DDoS kontrol paneli barındırma gibi ağır ihlallerde, hosting sağlayıcınız veya kayıt operatörünüz alan adının gerçek sahibiyle iletişime geçer ve gerektiğinde bilgileri paylaşabilir.
- IP adresi ve sunucu izi: WHOIS gizliliği sadece domain kayıt katmanındadır. Hosting IP’niz, sunucu log’ları, CDN kayıtları ve benzeri altyapı izleri üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
- Tam anonimlik vaadi: WHOIS gizliliği, sizi hukuken ispatlanamaz bir anonimlik perdesine sokmaz; sadece genel halka açık görüntüyü sadeleştirir.
Bu ayrım önemli: WHOIS gizliliği, “gizlilik ve saldırı yüzeyi azaltma” aracıdır; “anonimlik” aracı değildir.
Ne zaman WHOIS gizliliği gerçekten mantıklı?
DCHost’ta gördüğümüz müşteri profillerine göre, WHOIS gizliliğini üç ana senaryo üzerinden değerlendirmek sağlıklı oluyor: bireysel projeler, kurumsal markalar ve ajans/portföy yöneticileri.
Bireysel blog, portfolyo ve yan projeler
Eğer alan adını kendi adınıza bireysel olarak alıyorsanız ve:
- Ev adresinizi paylaşmak istemiyorsanız,
- Kişisel telefon numaranızın spam listelerine düşmesini istemiyorsanız,
- Hassas konularda içerik üretiyorsanız (örneğin hak temelli çalışmalar, kişisel hikâyeler vb.),
WHOIS gizliliği neredeyse varsayılan bir tercih olmalı. GDPR sonrası bile bazı TLD’lerde verileriniz beklediğiniz kadar iyi maskelenmeyebiliyor. WHOIS gizliliği, bu riskleri basit ve ucuz bir katmanla azaltmanın en pratik yolu.
Küçük işletme, freelancer ve mikro ajanslar
KOBİ’ler ve freelancerlar için durum biraz daha dengeli. Bir yandan:
- Şeffaflık ve güven duygusu için firma adınızın biliniyor olması önemli.
- Öte yandan home-office çalışan veya fiziksel adresini gizli tutmak isteyen çok sayıda freelancer ve mikro ajans var.
Burada tipik yaklaşım şu oluyor:
- WHOIS’te şirket/unvan adının görünmesine izin veriliyor.
- Ev adresi yerine sanal ofis/adres veya posta kutusu kullanılıyor.
- Telefon ve e‑posta için WHOIS gizliliği veya yönlendirme kullanan çözümler tercih ediliyor.
Böylece hem pazarlama ve güven açısından “kiminle iş yaptığınızı biliyoruz” hissi korunuyor, hem de kişisel yaşam alanınız korunmuş oluyor.
Kurumsal markalar, e‑ticaret siteleri ve regüle sektörler
Kurumsal tarafta tablo daha farklı. Büyük markalar için şu dengeler söz konusu:
- Şeffaflık beklentisi: Müşteriler ve regülatörler, markanın kime ait olduğunu görebilmeli.
- Marka koruması: Defansif alan adları, test/staging alan adları ve henüz duyurulmamış projeler için gizlilik isteği.
- Hukuki uyum: Ticaret sicil adresi, vergi numarası ve iletişim bilgilerinin web sitesinde ve hukuki belgelerde zaten açıkça yer alması.
Bu tip yapılarda yaygın pratik şu:
- Resmi ana alan adlarında (örn. ana .com, .com.tr) WHOIS verisi şeffaf bırakılıyor veya en azından şirket unvanı açık, adres ve telefon yapılandırılmış.
- İç projeler, kampanya alan adları, henüz duyurulmamış ürün isimleri için WHOIS gizliliği kullanılıyor; böylece rakiplerin WHOIS taraması ile erken bilgi edinmesi zorlaştırılıyor.
E‑ticaret siteleri için WHOIS gizliliği, asıl KVKK yükümlülüklerinin yanında küçük bir detaydır. Esas odak; aydınlatma metinleri, çerez politikaları, log saklama süreleri ve log anonimleştirme ve IP maskeleme gibi konularda olmalıdır.
Alan adı portföyü yöneten ajanslar ve domain yatırımcıları
Onlarca-yüzlerce alan adı yöneten ajanslar, SaaS girişimleri ve domain yatırımcıları için WHOIS gizliliği daha stratejik bir araçtır:
- Yeni marka veya ürün lansmanını erken sızdırmamak için.
- Defansif kayıtları (typo, IDN, marka varyasyonları) tek tek görünür kılmamak için.
- Alan adı portföyünün toplam büyüklüğünün rakipler tarafından kolayca haritalanmasını zorlaştırmak için.
Bu tip yapılarda WHOIS gizliliği, alan adı portföy yönetimi stratejisinin doğal bir parçası hâline gelebilir.
WHOIS gizliliği, alan adı güvenliği ve hosting ile nasıl entegre edilir?
Gerçek güvenlik için WHOIS gizliliği tek başına yeterli değil; sadece “kamusal açıklığı” azaltan bir bileşen. Alan adlarını ve sitelerinizi gerçekten korumak için diğer katmanları da devreye almak gerekiyor.
Alan adı güvenliği: Registrar Lock, DNSSEC ve 2FA
DCHost olarak sürekli vurguladığımız gibi, WHOIS gizliliği kadar hatta çoğu zaman ondan daha kritik olan katmanlar şunlar:
- Registrar Lock / Transfer Kilidi: Alan adınızın izinsiz başka bir kayıt firmasına transfer edilmesini önler.
- Registry Lock: Yüksek değerli alan adlarında, doğrudan registry seviyesinde ekstra güvenlik sağlar.
- DNSSEC: DNS kayıtlarınızın sahte yanıtlarla değiştirilmesini zorlaştırır, phishing riskini azaltır.
- Hesap düzeyinde 2FA: Alan adı panelinize giren bir saldırgan, WHOIS gizliliği olsun olmasın tüm varlıklarınızı riske atar. İki faktörlü doğrulama şart.
Bu bileşenlerin tamamını daha detaylı olarak alan adı güvenliği rehberimizde işlemiştik. WHOIS gizliliği, o rehberdeki güvenlik kalemlerinden sadece biridir.
Hosting tarafı: Log, IP ve kişisel veri izi
Alan adınız gizli olsa bile, siteniz üzerinden işlediğiniz veriler hem KVKK/GDPR hem de güvenlik açısından çok daha büyük bir risk alanı oluşturur. Örneğin:
- Sunucu log’larında IP adresleri, kullanıcı ajanları, URL parametreleri tutulur.
- Veritabanınızda kullanıcı kayıtları, sipariş geçmişi, ödeme denemeleri saklanır.
- Mail log’larında alıcı adresleri ve hata kodları birikir.
Bu seviyede WHOIS gizliliğinin hiçbir etkisi yoktur. Burada devreye; IP maskeleme, log saklama sürelerinin sınırlandırılması ve anonimleştirme stratejileri girer. Bu konuyu teknik ve hukuki açıdan birlikte ele aldığımız log anonimleştirme rehberimizi mutlaka okumanızı öneririz.
Benzer şekilde, verinin hangi ülkede tutulduğu, hangi veri merkezinde işlendiği ve hangi yedekleme politikalarının uygulandığı da KVKK ve GDPR açısından kritik. Detaylı bir bakış için KVKK ve GDPR uyumlu hosting seçimi yazımıza da göz atabilirsiniz.
DCHost ile WHOIS gizliliği ve veri koruma için pratik yol haritası
DCHost tarafında hem domain hem de hosting tarafında gördüğümüz projelerden yola çıkarak, WHOIS gizliliği kararını vermek için şu adımları izlemenizi öneririz:
1) Projenin niteliğini netleştirin
- Bu alan adı bireysel bir proje mi, kurumsal bir marka mı?
- Henüz duyurulmamış bir ürün/kampanya için mi kullanılıyor?
- E‑ticaret, sağlık, finans gibi hassas veri işleyen bir proje mi?
Bireysel ise gizlilik neredeyse varsayılan. Kurumsal ise ana alan adlarında şeffaflık, defansif ve iç alan adlarında gizlilik tercih edilebilir.
2) Gösterilmesinde sakınca görmediğiniz bilgileri belirleyin
Şu soruları cevaplayın:
- Şirket adınız WHOIS’te açıkça yazsa sorun olur mu?
- Ev adresi yerine ofis veya sanal adres kullanma imkânınız var mı?
- Bu projeye özel bir e‑posta adresi ve telefon kullanabilir misiniz?
Eğer gösterilebilir “nötr” iletişim bilgileri tasarlayabiliyorsanız, WHOIS gizliliğine olan ihtiyacınız azalabilir. Ancak çoğu bireysel kullanıcı için bu mümkün olmuyor, o yüzden gizlilik burada büyük konfor sağlıyor.
3) TLD bazında politika ve teknik kısıtları inceleyin
- Kullandığınız TLD (.com, .net, .org, .com.tr, yeni gTLD’ler vb.) WHOIS gizliliğini destekliyor mu?
- Bazı ccTLD’lerde yasal olarak belirli bilgileri göstermek zorunlu mu?
Örneğin .com gibi klasik gTLD’lerde genellikle esnek davranılırken, bazı ülke uzantılarında WHOIS gizliliği ya sınırlı ya da hiç sunulmuyor. Domain stratejinizi kurgularken, bu teknik-kurgusal farklılıkları baştan hesaba katmak önemli. Daha geniş bir çerçevede düşünmek isterseniz, alan adı stratejisi nasıl kurulur yazımız bu konuda iyi bir çerçeve sunuyor.
4) WHOIS gizliliğini diğer güvenlik katmanlarıyla birlikte düşünün
Sadece “WHOIS gizliliği açık mı kapalı mı” sorusuna odaklanmak yerine, şu soruları da mutlaka yanına koyun:
- Alan adı hesabınızda 2FA açık mı?
- Registrar Lock ve mümkünse Registry Lock etkin mi?
- DNSSEC kurulu mu, nameserver’larınız güvenilir mi?
- Hosting tarafında yedekleme, WAF ve temel güvenlik önlemleri uygulanıyor mu?
DCHost olarak domain, hosting, VPS, dedicated ve colocation katmanlarında bu ayarların tamamını bir bütün olarak kurgulamanız için size teknik destek verebiliyoruz. WHOIS gizliliği, bu bütünün sadece bir parçası.
5) Ekip içi yetki ve erişim yönetimini planlayın
Birden fazla kişinin alan adı ve hosting hesaplarına eriştiği yapılarda, gizlilik ve güvenlik riskleri katlanarak artar. Şu pratikleri öneririz:
- Alan adlarını yöneten hesabı, kişisel hesaplardan ayrı tutun.
- Şifre paylaşmak yerine, mümkünse ayrı kullanıcılar ve rol tabanlı erişim modelleri kullanın.
- Şirketten ayrılan çalışanların erişimlerini sistematik olarak kapatın.
Bu erişim mimarisi, sadece WHOIS gizliliğini değil, tüm DNS ve hosting altyapınızı ilgilendiriyor. Özellikle ajans ve çoklu müşteri yöneten yapılarda, bunu ihmal edenlerin sonradan ciddi sorunlarla karşılaştığını saha deneyimiyle görüyoruz.
Sonuç: WHOIS gizliliği gerekli mi, sizin durumda ne yapmalı?
WHOIS gizliliği artık tek başına “gizlilik mucizesi” değil; GDPR ve KVKK sonrası, daha çok asgari korumayı tamamlayan, saldırı yüzeyini daraltan pratik bir araç hâline geldi. Buna rağmen birçok senaryoda hâlâ çok işe yarıyor:
- Bireysel projeler, freelancer portfolyoları ve hassas içerikli sitelerde ev adresinizi, telefonunuzu ve kişisel e‑postanızı korur.
- Henüz duyurulmamış projelerde rakiplerin WHOIS taramasıyla erken bilgi toplamasını zorlaştırır.
- Defansif ve yüksek hacimli alan adı portföylerinde gereksiz görünürlük ve spam riskini azaltır.
Buna karşılık; hukuki süreçlerden, resmi makam taleplerinden, hosting tarafındaki log ve IP izlerinden veya tamamen anonim kalma arzusundan sizi korumaz. Bu alanlarda, KVKK/GDPR uyumlu mimari, log anonimleştirme, WAF, yedekleme ve genel sunucu güvenliği gibi daha geniş bir çerçeveye ihtiyaç var.
Eğer elinizdeki alan adları için “Hangi domain’de WHOIS gizliliği mantıklı, hangisinde şeffaf kalmalıyım?” sorusuna net bir yanıt veremiyorsanız; DCHost tarafındaki domain ve hosting ekibimizle birlikte portföyünüzü gözden geçirip, size özel bir strateji çıkarabiliriz. Hem alan adı güvenliğini (Registrar Lock, DNSSEC, 2FA) güçlendirmek, hem de hosting tarafında KVKK/GDPR uyumlu bir yapı kurmak istiyorsanız, projelerinizin ölçeğine göre paylaşımlı hosting, yönetilen VPS veya dedicated/colocation çözümlerimizi birlikte planlayabiliriz. Böylece WHOIS gizliliği, tek başına değil, sağlam bir güvenlik ve gizlilik mimarisinin doğal bir parçası hâline gelir.
