İçindekiler
- 1 Ajanslar ve Domain Yatırımcıları İçin Portföy Yönetimi Neden Ayrı Bir Disiplin?
- 2 Temel Mimari: Portföyü Nasıl Konumlandıracağınızı Netleştirmek
- 3 Yenileme Otomasyonu: Bir Domaini Kaybetmenin Bahane Kalmadığı Nokta
- 4 Kategorilendirme ve Etiketleme: Portföyü Okunur Hale Getirmek
- 5 Satış Stratejileri: Fiyatlandırma, Listeleme ve Müzakere
- 6 Altyapı Boyutu: DNS, Güvenlik ve Hosting Stratejisi
- 7 Ajanslar İçin Operasyonel İş Akışları
- 8 Örnek Portföy Yapıları ve Pratik Kontrol Listesi
- 9 Sonuç ve DCHost ile Sonraki Adımlar
Ajanslar ve Domain Yatırımcıları İçin Portföy Yönetimi Neden Ayrı Bir Disiplin?
Onlarca hatta yüzlerce alan adını yönetmek, tek bir markanın domainine bakmaktan tamamen farklı bir iş. Ajans tarafında müşteri siteleri, markalar, kampanya alan adları, defansif kayıtlar derken liste hızla uzuyor. Domain yatırımcıları içinse durum daha da karmaşık: elde tutulan, geliştirilmek üzere bekleyen, satışa açık ve düşmesi takip edilen yüzlerce domain bir arada duruyor.
DCHost ekibi olarak sahada gördüğümüz en net gerçek şu: belirli bir eşiğin üzerinde alan adı sayısına çıkınca, portföy yönetimini sistemli kurmayan ekipler mutlaka ya kritik bir domaini kaybediyor, ya da fırsat satışları kaçırıyor. Özellikle ajanslar için bu, müşteriyle ilişkide ciddi güven kaybına kadar gidebiliyor. Domain yatırımcıları içinse doğrudan nakit kaybı demek.
Bu yazıda, ajanslar ve domain yatırımcıları için alan adı portföy yönetimini üç ana eksende ele alacağız: yenileme otomasyonu, kategorilendirme ve satış stratejileri. Amacımız teorik bir çerçeveden çok, pratikte gerçekten işe yarayan süreçleri anlatmak. Eğer daha temel seviyede onlarca domaini tek panelde tutma yaklaşımını merak ediyorsanız, önce alan adı portföyünü yapılandırmaya odaklanan onlarca domaini kontrol altına alma rehberimiz iyi bir başlangıç olacaktır.
Temel Mimari: Portföyü Nasıl Konumlandıracağınızı Netleştirmek
Sağlam bir portföy yönetiminin ilk adımı, teknik ve operasyonel mimariyi netleştirmek. Yani hangi alan adı nerede kayıtlı, DNS nerede tutuyoruz, kimin hesabı üzerinden yönetiyoruz ve faturalar kime kesiliyor gibi soruların hepsine tek bakışta cevap verebilmek.
Ajanslar için hesap ve sahiplik mimarisi
Ajans tarafında en çok gördüğümüz karmaşa, domain sahipliği ve erişim haklarının belirsiz olması. Bir kısmı ajans hesabından, bir kısmı müşteri hesabından, bazıları eski çalışanların açtığı panellerde duruyor.
Pratik bir çerçeve şöyle olabilir:
- Stratejik ve uzun ömürlü alan adları (ana marka domainleri) mümkün olduğunca müşteri üzerinde kayıtlı olsun, ajans olarak teknik erişiminiz olsun.
- Kısa ömürlü kampanya ve test alan adları ajansın kendi kurumsal hesabında dursun.
- Her alan adı için sözleşmede, hukuki sahipliğin kimde olduğu açıkça yazılsın.
- DNS ve hosting erişimleri için, ajans personeli adına değil ajans jenerik hesapları ile giriş yapılsın.
Bu konuyu hem teknik hem operasyonel açıdan daha detaylı ele aldığımız ajanslar için DNS ve alan adı erişimi yönetimi rehberine mutlaka göz atmanızı öneririz.
Domain yatırımcıları için portföy bölümlendirme
Domain yatırımcılarında temel mimari sorusu şuna dönüşüyor: Tek sağlayıcıda yoğunlaşmak mı, yoksa regülasyon ve fiyat avantajı için çoklu sağlayıcı mı? Operasyonel olarak yönetilebilir kalmak için genelde hibrit yaklaşım mantıklı:
- Stratejik ve yüksek değerli domainleri, güvenlik özellikleri güçlü, 2FA destekli, registry lock imkanı olan ana hesabınızda toplayın.
- Daha düşük değerli ve test amaçlı domainleri ise maliyet avantajı sağlayan ikincil hesaplarda tutun.
- Her iki tarafta da aynı kategorilendirme ve etiketleme mantığını kullanarak, portföyü tek bir tablo veya araç üzerinden görünür kılın.
Teknik tarafta, portföyünüz büyüdükçe kendi DNS altyapınızı veya yönetim panelinizi ayrı bir VPS veya dedicated sunucu üzerinde koşturmak isteyebilirsiniz. Bu noktada DCHost üzerinde kuracağınız hafif bir yönetim paneli veya kendi DNS cluster yapınız, ölçek büyüdükçe ciddi rahatlık sağlar.
Yenileme Otomasyonu: Bir Domaini Kaybetmenin Bahane Kalmadığı Nokta
Ajanslar için kritik bir müşteri domaininin düşmesi, domain yatırımcıları için ise yıllardır elde tutulan değerli bir ismin başkasına geçmesi, sahada gördüğümüz en pahalı hatalardan. Neredeyse tamamı da manuel takip hatasından kaynaklanıyor. Bu yüzden yenileme otomasyonu, alan adı portföy yönetiminin kalbinde olmalı.
Yüksek, orta ve düşük öneme göre sınıflandırma
Yenileme otomasyonunu kurmadan önce yapmanız gereken ilk iş, portföyünüzdeki domainleri önem derecesine göre ayırmak:
- Kritik: Ana marka domainleri, güçlü trafik alan projeler, e-posta altyapısının bağlı olduğu alan adları.
- Önemli: Uzun vadeli tutmayı planladığınız markalar, ileriye dönük projeler için aldığınız güçlü isimler.
- Düşük önemde: Test, kampanya, kısa vadeli projeler veya performansı zayıf, satılması düşük olası domainler.
Bu sınıflandırma, hangi domainlerde otomatik yenilemenin asla kapatılmaması gerektiğini ve hangilerinde ise manuel karar alınabileceğini belirlemenizi sağlar.
Otomatik yenileme ve ödeme yöntemi stratejisi
İyi tasarlanmış bir yenileme otomasyonu üç temel katmandan oluşur:
- Registrar tarafında otomatik yenileme: Kritik ve önemli olarak işaretlediğiniz tüm domainlerde açık olmalı. Düşük önemdeki domainlerde ise yıl yıl manuel karar verebilirsiniz.
- Güvenilir ödeme yöntemleri: Tek kredi karta bağımlı kalmayın. En azından bir ana kart, bir de yedek kart veya bakiye mantığı kurun. Kurumsal kartların limit tarihlerine ve iptal süreçlerine dikkat edin.
- Harici hatırlatma katmanı: Sadece registrar bildirimlerine güvenmeyin. Kendi takvim veya izleme sisteminiz üzerinden ek alarmlar kurun.
Yenileme süreleri, grace ve redemption dönemleri konusunda teknik detayları daha iyi anlamak için, mutlaka alan adı yenileme, grace ve redemption süreleri rehberimizi de okumanızı öneririz. Bu sayede hangi uzantıda ne kadar esnekliğiniz olduğunu ve hangi durumda risk seviyesinin kritik hale geldiğini net görebilirsiniz.
Ajanslar için merkezi alarm sistemi
Ajans tarafında, yenileme otomasyonunu sadece domain paneline bırakmak yeterli değil. Özellikle müşteri sayısı arttıkça, uptime, SSL ve domain bitiş tarihlerini tek ekranda görmek kritik hale geliyor. Bu amaçla kurduğumuz mimarileri detaylı anlattığımız ajanslar için uptime, SSL ve domain alarm sistemi yazımız, domain portföyünüzü gerçek zamanlı izlemek için güzel bir referans olabilir.
Bu tür bir sistemde ideal olan, şu şekilde çok katmanlı alarmlar kurmaktır:
- Domainin bitiş tarihinden 60, 30, 14, 7 ve 1 gün önce e-posta ve mümkünse Slack / Teams bildirimi.
- Otomatik yenileme başarısız olursa, ayrı bir kritik alarm kanalı.
- Grace veya redemption dönemine giren domainler için günlük tekrar eden uyarılar.
Domain yatırımcıları için likidite ve yenileme kararı
Domain yatırımcılarının bir başka derdi de şu: Portföydeki tüm alan adlarını sonsuza kadar yenileyemezsiniz. Başarılı yatırımcılarda gördüğümüz model, her yıl yenileme döneminde sistematik bir karar süreci işletmek:
- Son 12 ayda gelen teklif sayısı ve teklife dönüşmeyen inbound sorgular.
- Type-in trafik ve park gelirleri.
- Domainin marka değeri, TLD kombinasyonu ve benzer satış örnekleri.
Bu metrikler üzerinden bir eşik belirleyip, örneğin son 2 yılda hiç teklif almayan ve benzer satışları olmayan düşük kalitedeki domainleri listeden çıkararak, yenileme bütçenizi daha değerli alan adlarına kaydırabilirsiniz.
Kategorilendirme ve Etiketleme: Portföyü Okunur Hale Getirmek
İster ajans olun ister domain yatırımcısı, belirli bir sayının üzerinde alan adınız varsa en büyük sorun görünürlük. Hangisi hangi projeye bağlı, hangisi kimin adına kayıtlı, hangisinin SEO geçmişi problemli, hangisi satışa açık gibi sorular, iyi tasarlanmış bir kategorilendirme sistemi olmadan cevaplanamaz.
Ajanslar için tipik kategori yapısı
Ajans ortamında pratik ve işe yarayan bir kategori seti genelde şöyle başlıyor:
- Müşteri: X Holding, Y Ajansı, Z Start-up gibi.
- Kullanım tipi: Ana site, blog, kampanya, landing page, e-posta, yönlendirme, park.
- Durum: Aktif, geliştirme aşamasında, durduruldu, taşıma planlanıyor.
- Sahiplik: Ajansa ait, müşteriye ait, ortak sahiplik.
- Yenileme durumu: Otomatik yenileme açık, manuel takip, bu yıl son kez yenilenecek.
Bu alanları ister basit bir tablo, ister bir CRM benzeri araç, isterseniz kendi iç yönetim panelinizde tutun; önemli olan herkesin aynı dili konuşması ve yeni eklenen her domainin bu yapı içinde yerini bulması.
Domain yatırımcıları için kategori ve etiket mantığı
Domain yatırımcıları için kategorilendirme daha çok değer, niyet ve likidite üzerinden ilerliyor:
- Değer segmenti: Premium, orta seviye, uzun vadeli spekülatif, düşük seviye.
- Niyet: Elde tutma, geliştirme (proje yapma), kısa vadeli satış.
- Hedef alıcı profili: Kurumsal marka, start-up, yerel işletme, yatırımcı.
- Satış durumu: Satışa açık, sadece inbound, portföyde tutuluyor, düşmeye bırakılacak.
- Risk notu: Potansiyel marka ihtilafı, geçmişte spam / PBN kullanımı, temiz geçmiş.
Bu sayede örneğin sadece kısa vadeli satışa açık premium domainleri filtreleyip, belli bir dönemde pazarlama çalışmalarınızı bu grup üzerine yoğunlaştırabilirsiniz.
SEO ve güvenlik notlarını unutmamak
Özellikle expire veya ikinci el alan adı satın alan yatırımcılar ve ajanslar için, her domain satırında SEO ve güvenlik notları tutmak büyük avantaj sağlar. Bu konuyu teknik detaylarıyla anlattığımız expire domain alırken SEO ve güvenlik riskleri rehberi, portföyünüzde riskli domainleri işaretlemek için güzel bir referans seti sunuyor.
Örneğin tabloda şu kolonlara yer verebilirsiniz:
- Google index durumu: Temiz, kısmi, ceza şüphesi.
- Backlink profili: Doğal, kısmen spam, ağır spam.
- Güvenlik: Önceden zararlı yazılım barındırmış, temiz, bilinmiyor.
- Notlar: Marka benzerliği, geçmiş projeler, önceki sahip vb.
Satış Stratejileri: Fiyatlandırma, Listeleme ve Müzakere
Domain yatırımcıları için portföy yönetiminin en kritik bacağı satış stratejisi. Ajanslar için de bazen müşterinin kullanmadığı alan adlarının satışı veya portföy sadeleştirme süreçleri gündeme gelebiliyor. Bu noktada fiyatlandırma, görünürlük ve müzakere sürecini sistematik kurmak önemli.
Fiyatlandırma yaklaşımını standartlaştırmak
Her domaini tek tek hissiyatla fiyatlandırmak yerine, belirli kurallar üzerinden ilerlemek hem zamandan kazandırır hem de portföyünüzdeki alan adları arasında tutarlılık sağlar. Örneğin:
- .com ve güçlü anahtar kelime içeren kısa domainler için geniş bir fiyat aralığı (örneğin X – 10X bandı) belirleyin.
- Yerel ve niş uzantılarda daha dar, piyasa verilerine yakın aralık kullanın.
- Son 12 ayda benzer isimlerin satış fiyatlarını not ederek, bunları referans alın.
- Uzun vadeli spekülatif domainler için, düşük teklifleri otomatik reddedecek net eşik fiyatlar oluşturun.
Ajans tarafında, müşterinin adına tutulmuş ama kullanılmayan domainler için de, sözleşmeye portföy azaltma ve satış opsiyonlarını açıkça koymak, ileride çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçer.
Satışa açık domainleri görünür kılmak
Satmak istediğiniz domainlerin gerçekten satışa açık olduğunu dış dünyaya göstermek için şu adımlar çok işe yarar:
- Satışa açık tüm domainler için basit bir satış landing sayfası hazırlayıp, A kaydı veya 301 ile bu sayfaya yönlendirin.
- Satış sayfasında fiyat aralığı, teklif formu ve iletişim kanallarınızı net belirtin.
- Satışa açık domainleri portföy tablonuzda ayrı bir filtreyle izleyin ve periyodik olarak fiyat, açıklama ve anahtar kelime setlerini güncelleyin.
Park ve yönlendirme mantığını hem SEO hem teknik açıdan ele aldığımız park alan adlarını yönetme rehberimiz, satış landing sayfaları ve 301 stratejilerini kurgularken size sağlam bir zemin sunar.
Ajanslar için satış ve devir süreçleri
Ajanslar bazen müşteriye ait, bazen ajansa ait, bazen de gri alanda kalmış domainlerle uğraşmak zorunda kalıyor. Bu yüzden satış ve devir süreçlerinin dokümante olması çok önemli:
- Her domain için, sözleşmede yazan gerçek sahipliği netleştirin.
- Devir sırasında yapılacak DNS değişiklikleri, e-posta taşıma ve SEO yönlendirmeleri için ayrı bir mini proje planı hazırlayın.
- Müşteriyle, satış fiyatının hangi kur üzerinden ve hangi ödeme şekliyle alınacağını en baştan konuşun.
Alan adı değişimi ve taşıma sırasında SEO kaybı yaşamamak için, alan adı değiştirirken SEO kaybetmemek rehberimizde anlattığımız 301 ve canonical yapılarını mutlaka uygulamanızı öneriyoruz. DCHost altyapısında çalışan projelerde bu geçişleri birlikte planladığımızda, neredeyse her zaman kayıpsız veya çok sınırlı dalgalanmayla süreç tamamlanabiliyor.
Altyapı Boyutu: DNS, Güvenlik ve Hosting Stratejisi
Portföy yönetiminin bir de altyapı tarafı var: DNS nerede, SSL nasıl, güvenlik ayarları doğru mu, alan adları gerçekten sizin kontrolünüzde mi? Özellikle yüksek değerli domainler ve kurumsal projeler söz konusuysa, bu tarafı ihmal etmek büyük risk.
DNS ve hosting ayrışmasını doğru yapmak
Ajanslarda sık gördüğümüz hata, tüm customer domainlerinin tek bir hosting paketinin DNS paneline gömülü olması. Bu yapı ilk bakışta pratik görünse de, ileride hosting değiştirme, taşıma, yedeklilik ve güvenlik tarafında baş ağrıtıyor. Daha sağlıklı bir yaklaşım:
- Alan adlarının yönetimi için bağımsız bir DNS katmanı kullanmak.
- Web ve e-posta hostingini bu DNS katmanı üzerinden ilgili sunuculara yönlendirmek.
- Yüksek trafik veya kritik projelerde, ayrı VPS veya dedicated sunucu üzerinde yapılandırılmış hosting altyapılarına yönelmek.
DCHost tarafında, portföyünüz büyüdükçe alan adlarını farklı hosting mimarilerine dağıtmak, örneğin bazılarını paylaşımlı hosting, bazılarını VPS, bazılarını ise dedicated sunucularda barındırmak mümkün. Bu sayede hem maliyeti hem de performansı domain bazında optimize edebiliyorsunuz.
Alan adı güvenliği olmadan portföy yönetimi olmaz
Onlarca veya yüzlerce domaininiz varsa, en az birinin saldırganların hedefi haline gelmesi sadece zaman meselesi. Bu yüzden temel güvenlik katmanlarını mutlaka standartlaştırmalısınız:
- Tüm hesaplarda 2FA zorunlu olsun.
- Tüm kritik domainlerde transfer kilidi (registrar lock) açık kalsın.
- Mümkünse registry lock gibi ek güvenlik katmanlarını değerlendirin.
- Kritik projeler için DNSSEC ve güvenli DNS altyapısı kullanın.
Bu konuyu derinlemesine ele aldığımız alan adı güvenliği rehberimiz ve DNSSEC kurulumunu adım adım anlattığımız DNSSEC kurulumu yazımız, özellikle yüksek değerli veya kritik projelere bağlı domainler için neleri zorunlu hale getirmeniz gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Portföy yönetimi araçları ve DCHost altyapısı
Portföyünüz büyüdükçe, basit tablo çözümlerinin ötesine geçmek isteyebilirsiniz. Kendi küçük yönetim panelinizi, API aracılığıyla domain sağlayıcılarınıza bağlayan bir uygulama veya sadece ekip içi görünürlük sağlayan bir dashboard kurmak, işinizi ciddi anlamda kolaylaştırır.
Bu tür araçları, DCHost üzerinde barındırdığınız hafif bir VPS, dedicated sunucu veya gerekirse colocation altyapısı üzerinde güvenli bir şekilde çalıştırabilirsiniz. Önemli olan, bu panelin dış dünyaya açık olmaması, VPN veya IP kısıtlama ile korunması ve düzenli yedeklenmesi.
Ajanslar İçin Operasyonel İş Akışları
Ajans perspektifinde portföy yönetimi, sadece teknik detaylardan ibaret değil. Müşteri onboarding sürecinden sözleşmelere, faturalandırmadan ekip içi role kadar pek çok başlığı kapsayan operasyonel bir konu.
Yeni müşteri gelir gelmez yapılacaklar
Yeni bir müşteriyle çalışmaya başladığınızda, domain tarafını kontrol altına almak için şu adımları standart bir checklist haline getirmek çok faydalı:
- Müşterinin sahip olduğu tüm alan adlarının listesi ve nerede kayıtlı olduklarının dökümü.
- DNS ve hosting panellerine ajans erişimlerinin güvenli şekilde tanımlanması.
- Alan adlarının bitiş tarihleri ve otomatik yenileme durumlarının kayda geçirilmesi.
- Sahiplik durumunun sözleşmeye ek madde olarak işlenmesi.
Bu aşamayı sistematik hale getirmek için, ajanslar için yeni müşteri hosting ve DNS altyapısı kontrol listesi rehberimiz, sahada pratik olarak kullandığımız adım adım planı detaylı şekilde anlatıyor.
İç roller ve sorumluluklar
Portföydeki bir domain düştüğünde veya yanlış DNS değişikliği yapıldığında, ekip içinde kimin sorumlu olduğu belirsizse, sorunlar tekrar eder. Bunu önlemek için:
- Domain sahipliği, yenileme ve DNS değişikliklerinden sorumlu ayrı roller tanımlayın.
- Yapılan her kritik değişiklik için kısa bir değişiklik kaydı tutun.
- En az iki kişinin domain panellerine erişimi olsun, ama herkesin de erişimi olmasın.
Bu yapı, DCHost üzerindeki hosting panelleri için de geçerli; özellikle reseller veya VPS ortamlarında, hangi müşterinin hangi domain ve DNS kaydından kimin sorumlu olduğunu bilmek, gece çıkabilecek acil durumlarda büyük rahatlık sağlıyor.
Örnek Portföy Yapıları ve Pratik Kontrol Listesi
Teoriyi pratiğe dökmek için, üç tipik senaryo üzerinden ilerleyelim: küçük ajans, büyük ajans ve agresif domain yatırımcısı.
Küçük ajans: 30-50 domain arası
Bu ölçekte genelde şu yapı işe yarıyor:
- Tüm domainler için tek kurumsal ajans hesabı.
- Basit ama güncel tutulan bir tablo: müşteri, kullanım tipi, bitiş tarihi, yenileme durumu, DNS konumu.
- Kritik domainler için otomatik yenileme açık, geri kalanlarda yıllık gözden geçirme.
- Uptime, SSL ve domain bitişleri için hafif bir izleme aracı veya takvim hatırlatmaları.
Büyük ajans: 100+ domain ve çoklu marka
Daha büyük yapılarda ise:
- Ajans hesabına ek olarak, bazı büyük müşteriler için ayrı, müşteriye ait ama ajans erişimi olan hesap yapıları.
- Merkezi bir domain ve DNS envanteri; herkesin erişebildiği ama sadece yetkili kişilerin düzenleyebildiği.
- Otomatik yenileme, multi-kanal alarm sistemi ve kritik domainler için ek güvenlik politikaları.
- Kampanya ve kısa ömürlü domainler için ayrı bir kategori ve yıllık toplu temizlik süreci.
Agresif domain yatırımcısı: 500+ domain
Bu seviyede aşağıdaki yaklaşımı öneriyoruz:
- En az iki ayrı registrar hesabı, yüksek değerli domainleri ayrı bir güvenlik katmanında tutmak.
- Gelişmiş bir portföy tablosu veya özel araç: değer skoru, satış durumu, teklifler, SEO ve güvenlik notları.
- Yıllık veya 6 aylık yenileme turu öncesi sistematik portföy temizliği.
- Satışa açık domainler için standart landing şablonu ve DNS üzerinden otomatik yönlendirme.
Portföyünüz hangi ölçekte olursa olsun, alan adının yaşam döngüsünü ve düşen domain dinamiklerini anlamak için, alan adı yaşam döngüsü ve düşen domain yakalama rehberimiz ile marka koruması için defansif domain satın alma stratejileri yazımız güzel tamamlayıcı kaynaklar olacaktır.
Sonuç ve DCHost ile Sonraki Adımlar
Ajanslar ve domain yatırımcıları için alan adı portföy yönetimi, bir kere kurup bırakacağınız statik bir görev değil; yenileme kuralları, kategorilendirme, satış stratejileri ve güvenlik politikalarının birlikte çalıştığı canlı bir sistem. İyi haber şu ki, bu sistemi bir kere ayağa kaldırdığınızda, hem riskleri dramatik biçimde azaltıyor hem de portföyünüzden elde ettiğiniz değeri net şekilde artırıyorsunuz.
DCHost ekibi olarak, hem ajans müşterilerimizde hem de büyük domain portföyü yöneten kullanıcılarımızda gördüğümüz en başarılı örneklerde ortak noktalar hep aynı: kritik domainler için sıkı yenileme otomasyonu, herkesin anladığı net bir kategorilendirme dili, sistematik satış stratejileri ve bunların üzerine oturan sağlam bir DNS ve hosting mimarisi.
Eğer bugün portföyünüzü açtığınızda tam resme tek bakışta hakim olamıyorsanız, ilk adım olarak basit bir envanter çalışmasıyla başlayın. Ardından bu yazıdaki yenileme, etiketleme ve satış adımlarını sırayla uygulayın. DCHost üzerinde barındırdığınız projeler için ise, alan adlarınızı, DNS ve hosting mimarinizi birlikte gözden geçirmek isterseniz, ekibimizle kısa bir teknik oturum planlamak yeterli. Böylece hem ajansınız hem de domain yatırım portföyünüz için uzun vadede güvenli ve verimli bir yapı kurabilirsiniz.
