İçindekiler
- 1 Neden Mimari Seçimi Bu Kadar Kritik?
- 2 Temel Kavramlar: Tek VPS, Docker Compose ve Kubernetes
- 3 Büyüme Aşamaları: MVP’den Küme Mimarilerine
- 4 Tek VPS Mimarisi: Ne Zaman Yeterli, Nerede Zorlanır?
- 5 Docker Compose ile Tek veya Az Sayıda VPS: Pratik Orkestrasyon Katmanı
- 6 Kubernetes: Gücü, Karmaşıklığı ve Gerçekçi Kullanım Alanları
- 7 Kritik Kıyas: Maliyet, Karmaşıklık, Ölçeklenebilirlik ve Güvenilirlik
- 8 Hangi Durumda Hangi Mimari? Karar Matrisi
- 9 DCHost ile Önerilen Yol Haritası
- 10 Özet ve Sonuç: Bugün Ne Yapmalı, Yarın İçin Ne Hazırlamalı?
Neden Mimari Seçimi Bu Kadar Kritik?
Bir web uygulamasını hayata geçirirken herkesin ilk odağı özellikler, tasarım ve kullanıcı deneyimi oluyor. Ancak ekipler ürün–pazar uyumuna yaklaştıkça toplantıların gündemi hızla değişiyor: “Bu mimari 1 yıl sonra da bizi taşır mı?”, “Tek VPS’te mi kalalım, Docker Compose’a mı geçelim, yoksa Kubernetes’e mi hazırlanmalıyız?”. Bu sorulara net cevap veremeyen ekipler, genelde ya aşırı karmaşık bir yapıya gereğinden erken geçiyor ya da büyüme geldiğinde altyapı darboğazıyla yüzleşiyor.
Bu yazıda DCHost tarafında sıkça gördüğümüz üç temel yaklaşımı karşılaştıracağız: tek VPS üzerinde klasik kurulum, Docker Compose tabanlı konteyner mimarisi ve Kubernetes kümesi. Odak noktamız “hangi teknoloji daha havalı?” değil, “hangi aşamada, hangi iş yükü için hangisi mantıklı?” sorusuna gerçekçi yanıt verebilmek. Özellikle SaaS, API odaklı servisler, yüksek trafikli içerik siteleri ve kurumsal uygulamalar için; maliyet, operasyonel yük, ölçeklenebilirlik ve güvenilirlik açısından artı–eksi tablolarını detaylıca konuşacağız.
DCHost altyapısında hem tek VPS’te çalışan küçük projeleri hem de çok VPS’li, konteyner ve Kubernetes tabanlı kümeleri yönettiğimiz için bu yazıyı bir “teori özeti” değil, sahada gördüğümüz örneklerle birlikte okuyabilirsiniz. Amacımız; bugün karar alırken, iki yıl sonraki ölçeklenme ve bakım maliyetlerinizi de hesaba katmanıza yardımcı olmak.
Temel Kavramlar: Tek VPS, Docker Compose ve Kubernetes
Tek VPS Mimarisi Nedir?
Tek VPS, en basit haliyle; web sunucunuzun (Nginx/Apache), uygulamanızın (PHP, Node.js, Python vb.) ve veritabanınızın (MySQL, PostgreSQL vb.) aynı sanal sunucu üzerinde çalıştığı mimaridir. Çoğu küçük ve orta ölçekli proje, ilk aşamada bu modeli kullanır.
Avantajları:
- Basitlik: SSH ile bağlanıp klasik paket kurulumu yaparsınız; öğrenme eğrisi düşüktür.
- Düşük başlangıç maliyeti: Tek VPS ücretiyle yola çıkarsınız, ek orkestrasyon katmanı yoktur.
- Kolay debugging: Loglar ve servisler tek yerde, sorun takibi görece rahattır.
Dezavantajları:
- Tek hata noktası: VPS giderse tüm uygulama gider.
- Dağıtık ölçeklendirme zorluğu: Aynı mimariyi birden fazla sunucuya yaymak için ciddi yeniden tasarım gerekir.
- İzolasyon sınırlı: Farklı servisleri düzgün izole etmek zordur, süreçler birbirini etkileyebilir.
Docker Compose Nedir, Nerede Konumlanır?
Docker, uygulamaları konteynerlere bölerek çalıştırmanızı sağlayan bir teknolojidir. Docker Compose ise birden fazla konteyneri (web, veritabanı, cache, queue vb.) tek bir YAML dosyası ile tanımlayıp birlikte ayağa kaldırmanızı sağlayan orkestrasyon aracıdır.
Genelde şu senaryoda devreye girer:
- Tüm servisler hâlâ az sayıda VPS üzerinde çalışır.
- Her servis kendi konteynerinde izole edilir.
- “docker-compose.yml” ile ortam tekrar üretilebilir hale gelir.
Avantajları:
- İzolasyon ve tekrar üretilebilirlik: Geliştirme, staging ve prod ortamlarını aynı Compose dosyasıyla yönetebilirsiniz.
- Basit orkestrasyon: Tek komutla tüm stack’i ayağa kaldırmak mümkündür.
- Kubernetes’e kıyasla daha hafif: Kontrol düzlemi (control plane) ve karmaşık bileşenler yoktur.
Dezavantajları:
- Çok sunuculu orkestrasyon için tasarlanmamıştır: Birden fazla VPS’e yayarken manuel çözümler gerekir.
- Yerleşik auto-scaling ve self-healing yoktur: Bazı şeyleri script ve monitoring ile sizin yazmanız gerekir.
Kubernetes Nedir, Ne Zaman Gündeme Gelir?
Kubernetes, konteynerleri çok sunuculu kümeler üzerinde otomatik olarak dağıtan, ölçekleyen ve yöneten gelişmiş bir orkestrasyon platformudur. Master/worker (control plane/node) mimarisiyle çalışır; pod, deployment, service, ingress gibi kavramlarla tanımlanır.
Getirdiği başlıca yetenekler:
- Otomatik iyileşme (self-healing): Pod çökerse yenisini otomatik ayağa kaldırır.
- Yatay otomatik ölçekleme: CPU/RAM/metric bazlı auto-scaling kurabilirsiniz.
- Rolling update ve rollback: Sıfıra yakın kesintiyle uygulama güncelleme imkanı sunar.
- Çok kiracılı ve karmaşık mimarileri yönetebilme: Büyük SaaS ve mikroservis yapıları için uygundur.
Ancak tüm bu kabiliyetlerin bir öğrenme ve işletme maliyeti olduğunu da unutmamak gerekir. Bu yüzden asıl soru genelde şudur: “Bizim trafik, ekip ve ürün karmaşıklığımız için Kubernetes gerçekten gerekli mi?”
Büyüme Aşamaları: MVP’den Küme Mimarilerine
Mimari seçimini tek seferlik bir karar olarak görmek yerine, aşamalı bir yol haritası olarak düşünmek çok daha sağlıklı. DCHost olarak çoğu müşteride benzer bir evrim görüyoruz:
- Aşama 1 – Tek VPS, klasik kurulum: Monolitik uygulama, tek veritabanı, belki basit bir cache. Hızlı başlamak, pazarı test etmek için ideal.
- Aşama 2 – Tek/az VPS + Docker Compose: Uygulama, veritabanı, Redis, queue, admin panel gibi parçalar konteynerlere ayrılır; deploy süreci daha öngörülebilir hale gelir.
- Aşama 3 – Çok VPS + Docker Compose / basit load balancer: Nginx/HAProxy ile birden fazla uygulama node’u arkasında yük dengeleme; veritabanı ayrı VPS’e ayrılır.
- Aşama 4 – Kubernetes veya benzeri küme mimarisi: Yüksek erişilebilirlik, otomatik ölçekleme ve self-healing’in gerçekten değer kattığı noktalar.
Bu aşamaları, örneğin küçük SaaS projeleri için mimari evrim veya Kubernetes vs klasik VPS yol haritası yazılarımızla birlikte okumak, uzun vadeli resmi netleştirmeye yardımcı olur.
Tek VPS Mimarisi: Ne Zaman Yeterli, Nerede Zorlanır?
Tek VPS’in Güçlü Olduğu Senaryolar
Tek VPS, özellikle şu durumlarda hâlâ en pragmatik ve “iş gören” çözümdür:
- Yeni başlayan SaaS/MVP: Henüz yüzlerce müşteriniz yok, trafik öngörülebilir, ekibiniz 1–3 kişiden oluşuyor.
- Kurumsal vitrin sitesi veya orta ölçekli blog: Trafik ani patlamalar yaşamıyor, tipik bir içerik sitesi senaryosu.
- Ajans projeleri: Birkaç WordPress/Laravel sitesi aynı VPS üzerinde, kaynaklar dikkatli bölünerek çalışıyor. Bu konuda tek VPS üzerinde çoklu WordPress barındırma rehberimiz işe yarayabilir.
Bu aşamada önemli olan; sunucuyu “dağınık bir masa” haline getirmemek. Örneğin:
- Uygulama, veritabanı, cache ve queue servislerini sistemd servisleri ile düzenli yönetmek,
- Log dosyalarını logrotate ile disipline sokmak,
- Basit de olsa monitoring ve uptime izleme kurmak.
Tek VPS’in Tıkanmaya Başladığı Göstergeler
Şu sinyaller sıklaşmaya başladığında, tek VPS mimarisinin sınırlarına geliyorsunuz demektir:
- CPU ve RAM kullanımının gün içinde sık sık %80+ bandına tırmanması,
- Veritabanı ile aynı sunucuda çalışan uygulamanın IO sıkışıklığı yaşaması,
- Güncelleme yaparken “bakım modunda kalma süresi”nin can sıkıcı hale gelmesi,
- Yeni bir servis (örneğin background worker, ek API, admin panel) eklerken konfigürasyonun içinden çıkılmaz hâle gelmesi.
Bu noktada ilk düşünülmesi gereken genelde Kubernetes değil, “aynı VPS’i biraz daha disipline sokup, sonra Docker Compose ile modülerleştirmek” oluyor. DCHost’ta gördüğümüz pek çok projede, doğru kaynak planlaması ile tek VPS mimarisi uzun süre taşımaya devam edebiliyor. Önemli olan, bu aşamada iyi log analizi, doğru PHP-FPM/Node.js ayarları ve düzenli yedek politikası gibi temel hijyene dikkat etmek.
Docker Compose ile Tek veya Az Sayıda VPS: Pratik Orkestrasyon Katmanı
Neden Tek VPS’te Bile Docker Compose Kullanmak Mantıklı?
Pek çok ekip, Docker Compose’u sadece “çok VPS’li yapılar” için gerekli zannediyor. Oysa tek VPS üzerinde Docker Compose ile prod ortam kurmak bile önemli avantajlar getiriyor:
- Her servis kendi konteynerinde: Uygulama, veritabanı, Redis, queue worker, admin panel vb. birbirinden izole çalışır.
- Tek dosyadan yönetim: “docker-compose.yml” ile tüm servislerin versiyonları, portları, environment değişkenleri kayıt altındadır.
- Kolay güncelleme ve rollback: Yanlış bir sürüm deploy ettiğinizde, önceki imaja dönmek çok daha rahattır.
- Geliştirme–staging–prod uyumu: Geliştiricilerin lokal ortamı ile prod ortamının bire bir aynı olması sağlanabilir.
Bu sayede klasik “sunucuya SSH at, paket kur, konfigürasyon dosyasını elle düzenle” döngüsünden çıkıp, daha öngörülebilir bir operasyon modeline geçersiniz.
Compose ile Çok VPS’li Basit Küme Mimarileri
Docker Compose, Kubernetes gibi yerleşik bir çok-node orkestrasyon sistemi sunmasa da, pratikte şu modeli sıkça görüyoruz:
- Bir VPS: Uygulama node’u (Docker Compose ile web, worker, cron vb.)
- İkinci VPS: Veritabanı ve Redis gibi stateful servisler
- Üçüncü VPS (opsiyonel): Yedek uygulama node’u veya özel görevler
Bu yapı, önüne konulan bir Nginx/HAProxy reverse proxy ile basit bir yük dengelemeli mimariye dönüşebilir. DCHost üzerinde bu tip senaryolarda genellikle:
- Uygulama için NVMe diskli 2–4 vCPU’lu bir–iki VPS,
- Veritabanı için IO odaklı, yüksek RAM’li ayrı bir VPS,
- Günlük otomatik yedeklerin object storage’a senkronize edildiği bir yedekleme stratejisi
kurguluyoruz.
Compose’un Sınırları Nerede Başlar?
Şu noktalarda Docker Compose temelli yaklaşım yetersiz veya zahmetli hale gelmeye başlar:
- Onlarca mikroservise bölünmüş mimariler: Her bir servis için bağımsız ölçekleme ihtiyacı ortaya çıktığında.
- Otomatik yatay ölçekleme ihtiyacı: Trafik dalgalanmalarına göre konteyner sayısını otomatik artırıp azaltmak istediğinizde.
- Bölgesel dağıtım ve yüksek erişilebilirlik: Birden fazla veri merkezinde aynı uygulamayı aktif–aktif çalıştırmak istediğinizde.
- Gelişmiş servis keşfi ve network politikaları: Mikroservisler arası trafiği ince ince yönetmek, policy’ler yazmak gerektiğinde.
Bu seviyede artık Kubernetes veya benzeri bir küme yöneticisini konuşmak daha mantıklı hale geliyor. Ancak şunu vurgulamak önemli: Küçük ve orta ölçekli pek çok SaaS, ömrünün büyük bölümünü Compose + çoklu VPS ile gayet sağlıklı geçirebilir.
Kubernetes: Gücü, Karmaşıklığı ve Gerçekçi Kullanım Alanları
Kubernetes’in Parladığı Noktalar
Kubernetes, özünde “çok sayıda konteyneri, çok sayıda sunucuya, akıllı şekilde dağıtma” problemine çözüm getiriyor. Aşağıdaki durumlarda gerçekten ciddi katma değer sağlar:
- Yüksek trafik ve dalgalı kullanım: Örneğin kampanya dönemlerinde trafiğin 5–10 katına çıktığı e-ticaret ve SaaS uygulamaları.
- Çok sayıda bağımsız servis: Mikroservis mimarisine ciddi şekilde geçmişseniz; kullanıcı, fatura, bildirim, raporlama, kimlik sağlayıcı vb. onlarca servisiniz varsa.
- Gelişmiş CI/CD ve SRE pratiği olan ekipler: Canary release, blue–green deployment, traffic splitting gibi yöntemleri aktif kullanmak istiyorsanız.
- Multi-tenant büyük SaaS ürünleri: Her müşteri için ayrı namespace, ayrı kaynak limitleri, izleme ve kota yönetimi yapmak istediğinizde.
DCHost tarafında, örneğin 3 veya daha fazla VPS ile kurulan k3s/k8s kümelerinde; k3s + Traefik + cert-manager + Longhorn kombinasyonunun orta–büyük SaaS projeleri için oldukça dengeli bir çözüm olduğunu görüyoruz.
Kubernetes’in Maliyet ve Karmaşıklık Boyutu
Avantajlarını konuşurken, Kubernetes’in getirdiği ek yükü de dürüstçe değerlendirmek gerekir:
- Öğrenme eğrisi: Pod, deployment, service, ingress, statefulset, HPA, PSP, RBAC… Liste uzayıp gider. Küçük ekipler için zorlayıcı olabilir.
- Operasyonel maliyet: Kümenin upgrade’i, node ekleme/çıkarma, storage ve network plugin yönetimi ayrı bir uzmanlık ister.
- Gözlemlenebilirlik ihtiyacı: Prometheus, Grafana, merkezi loglama, tracing (OpenTelemetry vb.) gibi bileşenleri kurmak neredeyse zorunlu hale gelir.
- Veritabanı ve stateful servisler: Bunları Kubernetes içinde mi, yoksa ayrı VPS/dedicated sunucularda mı tutacağınız başlı başına mimari karar gerektirir.
Bu nedenle; trafik hacmi, uptime beklentisi ve ekip kapasitesi, Kubernetes kararında en az teknik imkanlar kadar belirleyicidir. Küçük bir ekibin hem ürün geliştirme hem de komple bir Kubernetes kümesinin sorumluluğunu üstlenmesi, çoğu zaman gerçekçi değildir.
Kubernetes’e Gereğinden Erken Geçmenin Riskleri
Sahada sıkça gördüğümüz bir hata: Henüz ürün olgunlaşmadan, gelir modeli netleşmeden, sırf “doğru olan bu” düşüncesiyle Kubernetes’e geçmek. Bunun tipik sonuçları:
- Gereğinden fazla karmaşık CI/CD ve deployment pipeline’ları,
- Geliştiricilerin vaktini alan, ama iş değerine düşük katkı yapan altyapı işleri,
- Debug ve sorun çözme süresinin dramatik şekilde uzaması,
- Buna rağmen müşteri tarafında çok fark edilmeyen katma değer.
Özetle: Kubernetes çok güçlü bir araç, ama her problem için uygun çekiç değil. Doğru zamanlama, en az Kubernetes bilmek kadar önemli.
Kritik Kıyas: Maliyet, Karmaşıklık, Ölçeklenebilirlik ve Güvenilirlik
Genel Karşılaştırma Tablosu
| Özellik | Tek VPS | Docker Compose + Az VPS | Kubernetes Kümesi |
|---|---|---|---|
| Başlangıç maliyeti | Düşük | Düşük–Orta | Orta–Yüksek |
| Operasyonel karmaşıklık | Düşük | Orta | Yüksek |
| Yatay ölçekleme | Sınırlı (elle) | Var (elle/script ile) | Gelişmiş (auto-scaling) |
| Self-healing | Yok (monitoring + restart) | Sınırlı (healthcheck + restart) | Yerleşik (pod yeniden yaratma) |
| Güncelleme stratejileri | Basit, genelde kısa kesintiyle | Compose ile sınırlı rolling update | Rolling/blue–green/canary mümkün |
| Ekibin öğrenme yükü | Düşük | Orta | Yüksek |
| Uygun olduğu ölçek | MVP, küçük–orta projeler | Küçük–orta SaaS, kurumsal uygulamalar | Orta–büyük SaaS, yüksek trafik platformlar |
Altyapı Maliyetleri Açısından Değerlendirme
Tek VPS ve Compose mimarisinde, genellikle DCHost üzerinde:
- İlk aşamada 1 VPS,
- Büyüdükçe 2–3 VPS (uygulama + veritabanı + yedek node)
ile oldukça rekabetçi bir maliyet seviyesinde kalabilirsiniz. Kubernetes tarafında ise çoğu zaman en az 3 node’lu bir küme söz konusu olur; bu da altyapı + operasyon maliyeti olarak daha yüksek bir taban demektir.
Burada asıl soru şudur: “Otomatik ölçekleme, self-healing ve gelişmiş dağıtım stratejilerinin getirdiği fayda; ekstra node ve operasyon maliyetini karşılıyor mu?” Eğer yanıt evetse, Kubernetes haklı bir yatırımdır. Değilse, Compose + çoklu VPS ile uzun süre yol almak daha rasyonel olabilir.
Güvenilirlik ve Yedeklilik Perspektifi
Yüksek erişilebilirlik (HA) konusu, mimari kararında kritik bir faktördür. DCHost blogunda detaylıca anlattığımız “yüksek erişilebilirlik mi, güçlü tek sunucu mu?” tartışması burada da geçerli.
- Tek VPS: Tek nokta arızası (single point of failure) vardır. Donanım veya hypervisor tarafında sorun olursa uygulama erişilemez olur.
- Compose + çoklu VPS: Uygulama ve veritabanını ayırarak, hatta uygulama node’unu çoğaltarak kısmi HA sağlayabilirsiniz. DNS veya load balancer ile failover kurgulanabilir.
- Kubernetes: Doğru tasarlandığında hem control plane hem de worker node seviyesinde yüksek erişilebilirlik mümkün olur. Ancak bu, ek yapı taşları (çoklu node, shared storage, health check’ler, otomatize failover mekanizmaları vb.) gerektirir.
Çoğu işletme için gerçekçi yaklaşım; önce iyi yedekleme + hızlı restore + basit failover mimarisini kurmak, daha sonra gerekiyorsa çok node’lu HA kümelerine geçmektir.
Hangi Durumda Hangi Mimari? Karar Matrisi
Küçük İşletme Web Sitesi veya Blog
Durum:
- WordPress veya basit bir CMS,
- Aylık trafik öngörülebilir,
- Ekipte tam zamanlı DevOps yok.
Öneri:
- Tek VPS veya hatta paylaşımlı hosting,
- İyi yapılandırılmış cache ve CDN,
- Düzenli otomatik yedekler.
Bu senaryoda Docker Compose veya Kubernetes kullanmak çoğu zaman gereksiz karmaşıklık olur.
Erken Aşama SaaS veya API Ürünü
Durum:
- Kullanıcı sayısı henüz yüzlerle/yeni binlerle ifade ediliyor,
- Monolitik veya az sayıda servis var,
- Güncellemeler sık, ürün hâlâ şekilleniyor.
Öneri:
- Başlangıçta tek VPS (uygulama + veritabanı birlikte),
- Kısa sürede Docker Compose ile modülerleştirme,
- Büyüdükçe veritabanını ayrı VPS’e taşıma.
Bu yaklaşımı, hem küçük SaaS mimarisi yazımızda hem de Docker ile VPS’te izole uygulama barındırma rehberinde detaylı biçimde anlattık.
Orta Ölçekli SaaS: 7/24 Kritik Öneme Sahip Uygulamalar
Durum:
- Binlerce aktif kullanıcı,
- Gece–gündüz kullanılan API’ler,
- Planlı bakımda bile kesinti yaratmak istemiyorsunuz.
Öneri:
- En az 2 VPS uygulama node’u (Docker Compose ile yönetilen),
- Ayrı bir veritabanı VPS’i (replikasyon veya düzenli yedekleme ile güvence altına alınmış),
- Ön tarafta Nginx/HAProxy ile yük dengeleme,
- İleride Kubernetes’e geçişe zemin hazırlayacak şekilde; image tabanlı deploy, merkezi loglama, metric toplama gibi pratikleri oturtmak.
Bu aşamada Kubernetes’e geçiş düşünülebilir, ancak kritik kriter; ekibin bu karmaşıklığı kaldıracak zaman ve bilgiye sahip olup olmadığıdır.
Büyük Ölçekli Platformlar ve Multi-Region Senaryolar
Durum:
- Yüz binlerce kullanıcı,
- Farklı coğrafyalarda veri merkezi gereksinimi,
- Mikroservis mimarisi, onlarca bağımsız servis,
- SRE/DevOps ekibi mevcut.
Öneri:
- Kubernetes kümesi (kops, k3s veya benzeri dağıtımlar),
- Gelişmiş CI/CD, izleme ve loglama altyapısı,
- Veritabanı tarafında replikasyon, sharding veya ayrı HA kümeleri.
Bu seviyede Kubernetes artık lüks değil, çoğu zaman operasyonel bir gereklilik haline gelir. Ancak unutmayın; buraya gelene kadar Compose + VPS ile gayet sağlıklı bir yol almış olmanız mümkün.
DCHost ile Önerilen Yol Haritası
1. Adım: Sağlam Bir Tek VPS Temeli Kurun
İlk aşamada DCHost üzerinde;
- Projenizin diline ve yığına uygun bir Linux dağıtımı (Ubuntu, Debian, AlmaLinux vb.),
- Uygulama + veritabanı + cache’in tek VPS üzerinde çalıştığı basit ama düzenli bir kurulum,
- Otomatik yedekleme ve temel izleme
ile başlayabilirsiniz. Bu aşamada, log saklama, güvenlik duvarı ve basit performans izleme için blogdaki VPS güvenlik sertleştirme kontrol listesi gibi rehberlerden faydalanmak iyi bir başlangıç sağlar.
2. Adım: Docker Compose ile Uygulamayı Modülerleştirin
Trafik ve kod tabanı büyümeye başladığında, aynı VPS’i Docker Compose ile yeniden düzenleyerek:
- Web uygulamasını,
- Veritabanını (gerekirse halen aynı VPS’te ama ayrı volume’lerde),
- Redis, queue worker ve yardımcı servisleri
ayrı konteynerler halinde yönetebilirsiniz. Böylece gelecekte çoklu VPS veya Kubernetes’e geçişin temelini atmış olursunuz. DCHost olarak bu aşamadaki müşterilere; Compose dosyalarının versiyon kontrolü, image registry kullanımı ve staging ortamı kurulumu konusunda danışmanlık veriyoruz.
3. Adım: Çoklu VPS ile Basit Bir Küme Kurun
Bir sonraki adım, veritabanını ayrı bir DCHost VPS’ine taşımak ve uygulama node’unu çoğaltmaktır. Tipik bir desen:
- VPS-1: Nginx/HAProxy + Docker Compose ile çalışan uygulama node’u
- VPS-2: İkinci uygulama node’u (aynı Compose tanımıyla)
- VPS-3: Veritabanı (MySQL/PostgreSQL) ve Redis gibi stateful servisler
Bu yapı, Kubernetes’in sunduğu pek çok faydanın “hafifletilmiş” bir versiyonunu sunar: yük dengeleme, kısmi yedeklilik ve daha kontrollü deploy süreçleri.
4. Adım: İhtiyaç Netleştiğinde Kubernetes’e Geçişi Değerlendirin
Monitoring verileriniz, trafik grafikleri ve büyüme projeksiyonları; Compose + çoklu VPS mimarisinin sınırına yaklaştığınızı gösteriyorsa, artık Kubernetes’e geçişi masaya yatırabilirsiniz. Bu geçiş sırasında:
- Mevcut Docker Compose tanımlarını Kubernetes manifest’lerine dönüştürmek,
- Stateful bileşenler (veritabanı, mesaj kuyruğu vb.) için doğru mimariyi seçmek,
- CI/CD, izleme ve yedekleme zincirini yeniden tasarlamak
gündeme gelir. DCHost altyapısında kendi k3s/k8s kümelerinizi kurup yönetmeniz veya bizimle birlikte kademeli bir geçiş planı yapmanız mümkün.
Özet ve Sonuç: Bugün Ne Yapmalı, Yarın İçin Ne Hazırlamalı?
Kubernetes, Docker Compose ve tek VPS arasında seçim yaparken; sadece bugünkü trafik değerlerini değil, ekibinizin kapasitesini, ürününüzün olgunluk seviyesini ve önümüzdeki 1–2 yılda ulaşmayı hedeflediğiniz ölçeği birlikte düşünmeniz gerekiyor. Genellikle en sağlıklı yol haritası şöyle şekilleniyor:
- Başlangıç: Düzgün yapılandırılmış bir tek VPS.
- İlk büyüme dalgası: Aynı VPS’i Docker Compose ile modülerleştirmek.
- Olgunlaşma: Uygulama ve veritabanını ayırarak çoklu VPS ve basit yük dengeleme kurmak.
- Gelişmiş ölçeklenme ve HA ihtiyacı: Yeterli trafik, ekip ve iş gereksinimi oluştuğunda Kubernetes’e geçişi ciddi bir opsiyon olarak değerlendirmek.
DCHost olarak amacımız, sizi gereğinden erken karmaşık mimarilere itmek değil; ölçeğinize uygun, sürdürülebilir ve bütçenizi zorlamayan bir altyapı tasarlamanıza yardımcı olmak. Uygulamanızın bugünkü durumu ve büyüme planları hakkında birkaç temel metrik paylaştığınızda, sizin için tek VPS, Docker Compose veya Kubernetes ekseninde gerçekçi bir yol haritası çıkarabiliriz.
Yeni bir proje planlıyor, mevcut mimarinizi güncellemek istiyor veya “Şu trafiğe şu ekip ile en mantıklı yol ne?” sorusuna net bir cevap arıyorsanız, DCHost üzerinden bize ulaşın. Birlikte; bugün sizi yormayan, yarın ise büyümenizin önüne set çekmeyecek mimariyi seçelim.
