Teknoloji

Linux Sunucularda ve Web Uygulamalarında Yama Yönetimi: Otomatik Güncelleme mi Manuel mi?

Linux Sunucularda Yama Yönetimi Neden Bu Kadar Önemli?

Linux sunucular ve üzerinde çalışan web uygulamaları, işinizin kalbi haline geldiğinde, yama yönetimi bir ‘opsiyon’ olmaktan çıkıp doğrudan risk yönetimi meselesine dönüşür. Güvenlik denetimi, kapasite planlama toplantısı veya yeni bir proje için mimari tasarım yaparken, çoğu ekip aynı soruyla karşılaşıyor: Sunucular ve uygulamalar ne kadar güncel, hangi yamalar bekliyor, bir güncelleme üretimi bozarsa ne kadar hızla geri dönebiliriz?

Özellikle internet yüzüne açık Linux sunucularda, açıklanan her kritik güvenlik açığı, saldırganlar için de yeni bir fırsat anlamına gelir. Aynı şey PHP, Node.js, Python ortamlarınız; WordPress, Laravel veya özel geliştirdiğiniz uygulamalar ve bunların bağımlılıkları için de geçerlidir. Yama yönetimi, yalnızca ‘güncelle’ komutunu çalıştırmak değil; neyi, ne zaman, nerede ve nasıl güncellediğinizi planlı ve tekrar edilebilir bir sürece oturtmaktır.

Bu yazıda DCHost ekibi olarak hem Linux sunucu tarafında, hem de web uygulamalarında yama yönetimi için otomatik güncelleme ve manuel güncelleme yaklaşımlarını gerçekçi şekilde karşılaştıracağız. Avantajları, riskleri, pratik senaryoları ve DCHost altyapısında nasıl bir strateji kurabileceğinizi adım adım ele alacağız.

Yama Yönetiminin Kapsamını Doğru Tanımlamak

Önce neyi yamaladığımızı netleştirelim. Linux tabanlı bir web altyapısında yama yönetimi tipik olarak şu katmanları içerir:

  • İşletim sistemi: Kernel, temel sistem paketleri, glibc, OpenSSL gibi çekirdek bileşenler.
  • Ağ ve güvenlik bileşenleri: OpenSSH, iptables/nftables, VPN yazılımları, fail2ban, WAF ajanları.
  • Servis yazılımları: Nginx, Apache, LiteSpeed, MariaDB/MySQL/PostgreSQL, Redis, RabbitMQ vb.
  • Çalışma ortamları: PHP, Node.js, Python, Java runtime ve ilgili modüller.
  • Web uygulamaları: WordPress, Laravel, Symfony, Node.js tabanlı API’ler, SPA backend’leri, panel uygulamaları.
  • Kütüphaneler ve bağımlılıklar: Composer, npm/yarn/pnpm, pip vb. ile gelen üçüncü taraf paketler.
  • Altyapı bileşenleri: Container runtime, hypervisor ajanları, monitoring ajanları, yedekleme ajanları.

Her katmanda üç farklı tür yama ile karşılaşırsınız:

  • Güvenlik yamaları (security/critical): CVE ile duyurulan açıkları kapatır, önceliği en yüksek olanlardır.
  • Hata düzeltme yamaları (bugfix): Çökme, memory leak gibi sorunları giderir, genellikle güvenli ama yine de test gerektirir.
  • Özellik/major sürüm güncellemeleri: Davranış değiştirebilir, uyumluluk kırabilir; mutlaka test ve planlı geçiş ister.

Sağlam bir yama yönetimi stratejisinin ilk adımı, bu katmanların ve yama türlerinin hangilerini otomatik, hangilerini kontrollü ve manuel yöneteceğinizi tanımlamaktır. Örneğin çoğu ekip, işletim sisteminin yalnızca güvenlik güncellemelerini otomatik, veritabanı ve uygulama güncellemelerini ise manuel süreçle yönetmeyi tercih eder.

Otomatik Güncelleme: Ne Zaman Kurtarıcı, Ne Zaman Riskli?

Linux sunucularda otomatik güncellemenin güçlü yanları

Özellikle dış dünyaya açık VPS ve dedicated sunucularda, kritik güvenlik açıkları duyurulduğunda saldırı denemeleri bazen saatler içinde başlar. Bu yüzden belirli bir seviyede otomasyon, pratikte güvenliğin vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Otomatik güncellemenin başlıca avantajları:

  • Hızlı tepki: Güvenlik yamaları yayınlandıktan kısa süre sonra sisteminize uygulanır, saldırı penceresini daraltırsınız.
  • İnsan hatasını azaltma: ‘Bu hafta güncellemeyi unuttuk’ gibi riskler ortadan kalkar.
  • Operasyonel yükü azaltma: Her bir sunucuya tek tek bağlanıp manuel paket güncellemek zorunda kalmazsınız.

Debian/Ubuntu tabanlı sistemlerde unattended-upgrades, AlmaLinux/Rocky/CentOS tarafında dnf-automatic veya eski sürümlerde yum-cron gibi araçlarla güvenlik güncellemelerini otomatikleştirmek oldukça yaygın. DCHost müşterilerinin büyük kısmında, özellikle dışa açık VPS’lerde bu yaklaşımı öneriyoruz.

Otomatik OS güncellemesinin riskleri

Otomasyonun getirdiği riskleri de göz ardı etmemek gerekiyor:

  • Servis kesintisi: Otomatik güncelleme sonrası Apache/Nginx, PHP-FPM veya veritabanı yeniden başlatılabilir; plansız kesintilere neden olabilir.
  • Uyumsuzluk: Yeni bir OpenSSL, cURL, glibc sürümü beklenmedik yan etkiler doğurabilir.
  • Kernel güncellemeleri ve reboot: Kernel patch’leri genelde reboot ister; yanlış zamanda otomatik reboot kritik sistemleri etkileyebilir.

Bu yüzden otomatik güncellemeyi ‘her şeyi otomatik kur’ anlamında değil, iyi sınırlandırılmış bir güvenlik katmanı olarak düşünmek daha sağlıklı. Örneğin yalnızca güvenlik etiketli paketlerin, belirli saat aralıklarında kurulması, ardından servisin ve uygulamanın canlı kontrol edilmesi gibi.

Web uygulamalarında otomatik güncelleme: Daha hassas bir denge

Linux paket yöneticisi tarafındaki otomasyona kıyasla, web uygulamalarında otomatik güncelleme çok daha dikkatli ele alınmalı. Özellikle WordPress eklentileri, temalar, Laravel bağımlılıkları gibi katmanlarda küçük bir kırılma bile tüm sitenin çökmesine yol açabiliyor.

  • WordPress: Çekirdeğin minor güvenlik sürümlerini otomatik almak mantıklı; ancak tüm eklentileri otomatik güncellemek, özellikle e-ticaret veya ödeme alan sitelerde riskli.
  • Laravel ve diğer PHP framework’leri: composer update komutunun kontrolsüz çalışması, hem uyumluluk hem de performans tarafında ciddi sorunlar çıkarabilir.
  • Node.js uygulamaları: npm bağımlılıklarının küçük bir kısmı bile API davranışını değiştirebilir, ^ ve ~ sürüm aralıkları yüzünden beklenmedik güncellemeler gelebilir.

Bu alanda önerilen yaklaşım, otomatik güncellemeyi üretim ortamında değil, staging/test ortamlarında çalıştırmak; testlerden başarıyla geçen sürümleri manuel ama otomasyona bağlı bir dağıtım (CI/CD) süreciyle canlıya almak. Örneğin WordPress güncelleme ve güvenlik yönetimi rehberimizde bu dengeyi ajanslar için detaylı anlattık.

Manuel Güncelleme: Kontrol Sizde, Sorumluluk da Sizde

Ne zaman mutlaka manuel gitmelisiniz?

Bazı senaryolarda ‘tam otomatik’ güncelleme yerine, iyi tanımlanmış manuel süreçler şarttır:

  • Yüksek hacimli e-ticaret siteleri: Ödeme akışı, stok yönetimi, entegrasyonlar kritik olduğu için her yamanın test edilmesi gerekir.
  • Veritabanı şeması içeren güncellemeler: Migration’lar, index değişiklikleri, trigger eklemeleri gibi işlemler kontrollü yapılmalıdır.
  • Sektörel regülasyonlara tabi uygulamalar: Finans, sağlık vb. sektörlerde değişikliklerin kayıt altına alınması ve onay süreçlerinden geçmesi zorunlu olabilir.
  • Yoğun entegrasyonlu sistemler: Üçüncü taraf API’lere ve iç sistemlere bağımlı mikroservis mimarilerinde, küçük bir değişiklik zincirleme etki yaratabilir.

Bu tarz ortamlarda manuel demek, ‘elde komut çalıştırmak’ değil, iyi tanımlanmış bir değişiklik yönetimi süreci demektir. DCHost müşterilerinde sıkça uyguladığımız akış kabaca şöyle:

  1. Yamaların listelenmesi ve etki analizinin yapılması.
  2. Staging ortamında uygulama ve fonksiyonel testler.
  3. Planlı bakım penceresi tanımı ve iletişimi.
  4. Canlı ortamda adımlı geçiş & gerektiğinde hızlı rollback planı.
  5. Sonrasında log ve metrik takibiyle doğrulama.

Blue-Green ve canary dağıtımlar ile riski azaltmak

Özellikle web uygulaması tarafında manuel güncellemeyi güvenli hale getirmenin en etkili yollarından biri, sıfır kesinti odaklı dağıtım desenleri kullanmaktır. Örneğin blue-green deployment ile sıfır kesintiyle güncelleme yazımızda anlattığımız gibi iki ayrı ortam kurup trafiği yeşil ortama yönlendirmek, başarısız olursa tekrar maviye dönmek oldukça etkilidir.

Daha küçük ölçekte, belirli yüzde trafiği yeni sürüme yönlendirdiğiniz canary dağıtım desenleri de benzer bir güvenlik katsayısı sağlar. DCHost üzerinde barındırdığınız VPS’lerde Nginx ile ağırlık bazlı yönlendirme yaparak bu tür senaryoları rahatlıkla kurabilirsiniz.

En Sağlıklı Yol: Hibrit (Kademeli) Yama Stratejisi

Çoğu ekip için ‘ya tamamen otomatik ya tamamen manuel’ ikiliği gereksiz. Pratikte en sağlıklı yaklaşım, farklı katmanları farklı seviyede otomasyonla yönetmektir. DCHost tarafında hem kendi altyapımızda hem de müşterilerimizin projelerinde sıkça benimsediğimiz hibrit model şu şekilde:

1. İşletim sistemi katmanı

  • Otomatik: Güvenlik etiketli sistem paketleri (security/critical), gece saatlerinde, otomatik loglama ile.
  • Manuel: Kernel güncellemeleri (reboot gerektirenler) için planlı bakım penceresi.
  • İzleme: Otomatik güncelleme sonrası servislerin durumu için monitoring & alarm (HTTP health check, SSH, disk/CPU metrikleri).

2. Altyapı servisleri (web sunucusu, veritabanı, cache)

  • Güvenlik yamaları: Çoğu zaman kısa bir test sonrası hızlıca uygulanmalı; üretim için kısa bakım penceresi planlanmalı.
  • Major sürümler: Örneğin veritabanı 10’dan 11’e geçiş; mutlaka staging, yedek ve rollback planı ile manuel.
  • Konfigürasyon değişiklikleri: Yama ile birlikte gelen yapılandırma farklılıkları Git ile versiyonlanmalı.

3. Web uygulamaları ve bağımlılıklar

  • Staging’de otomatik: Geceleri staging ortama güvenlik güncellemeleri alınır, otomatik veya manuel testler çalıştırılır.
  • Canlıda manuel ama CI/CD ile: Testleri geçen sürümler, onay sonrası pipeline üzerinden canlıya aktarılır.
  • Planlı bakım: Kritik işlevleri etkileyebilecek güncellemeler için önceden duyurulan kısa bakım pencereleri.

Bu yapıyı oturturken, VPS’e sıfır kesinti CI/CD kurma rehberimizde anlattığımız rsync, sembolik sürümler ve systemd tabanlı dağıtım stratejileri oldukça işinize yarar.

Linux Üzerinde Otomatik Güncelleme Araçları ve Örnek Ayarlar

Debian/Ubuntu: unattended-upgrades

Debian ve Ubuntu tabanlı sistemlerde güvenlik güncellemelerini otomatik almak için en yaygın araç unattended-upgrades paketidir.

apt-get update
apt-get install unattended-upgrades

Ardından /etc/apt/apt.conf.d/50unattended-upgrades dosyasında hangi depolardan güncelleme alınacağını tanımlarsınız:

Unattended-Upgrade::Allowed-Origins {
    "${distro_id}:${distro_codename}-security";
};

Güvenlik güncellemeleri dışındaki depo kaynaklarını eklememek, beklenmedik major paket yükseltmelerini engeller. Ayrıca otomatik reboot davranışını da kontrollü tutmak için:

Unattended-Upgrade::Automatic-Reboot "false";

şeklinde yapılandırmak, reboot’u manuel planlamayı tercih eden ekipler için daha güvenlidir.

AlmaLinux / Rocky / CentOS: dnf-automatic veya yum-cron

RHEL tabanlı dağıtımlarda artık dnf-automatic tercih ediliyor. Kurulum sonrası temel ayarlar şöyle olabilir:

dnf install dnf-automatic

/etc/dnf/automatic.conf içinde:

[commands]
upgrade_type = security
automatic_reboot = no

Bu şekilde yalnızca güvenlik yamaları kurulup, sistemin otomatik reboot etmesi engellenebilir. Reboot gerektiren kernel güncellemeleri için ise ayrı bir bakım penceresi planlamak en sağlıklı yaklaşımdır.

Kernel yamaları ve canlı patch çözümleri

Linux kernel yamaları genellikle reboot gerektirir. İş kritik sistemler için canlı kernel patch imkanı sunan teknolojiler bulunsa da, çoğu küçük ve orta ölçekli proje için en pratik yol, planlı bakım penceresinde reboot etmektir. DCHost üzerinde barındırdığınız VPS veya dedicated sunucularda, bakım penceresini trafik analizine göre belirlemek (örneğin gece 03:00-04:00 arası) ve bu sırada kernel reboot’larını toplu yapmak iyi bir pratiktir.

Planlama yaparken, yeni VPS’te ilk 24 saat rehberimizde anlattığımız ilk kurulum ve güvenlik sertleştirme adımlarını da yama stratejinizle birlikte düşünmeniz faydalı olacaktır.

Web Uygulamalarında Yama Yönetimi: Composer, npm ve Ötesi

Composer ile PHP uygulamalarını güncellemek

Laravel, Symfony veya özel PHP uygulamalarında bağımlılık yönetimi için Composer kullanıyorsanız, yama sürecini şu şekilde disipline edebilirsiniz:

  1. Üretim ortamında değil, staging ortamında composer update veya daha kontrollü composer update vendor/paket komutlarıyla güncelleme.
  2. composer.lock dosyasını mutlaka versiyon kontrol sisteminde tutma.
  3. Staging ortamında uygulama testleri ve kritik iş akışlarının manuel testi.
  4. Canlıya geçişte yalnızca güncellenmiş vendor klasörünün ve ilgili kod değişikliklerinin dağıtılması.

Burada semantik versiyonlama prensiplerini de göz önünde bulundurmak önemli: ^1.2 gibi geniş aralıklar, beklenmedik minor/patch sürümleri çekebilir. Güvenlik açısından düzenli güncelleme şart, ancak sürüm aralıklarını dar tutmak ve sık ama kontrollü güncelleme yaklaşımı çoğu zaman daha az sorun çıkarır.

Node.js ve frontend bağımlılıkları: npm, yarn, pnpm

SPA frontend’ler, build pipeline’ları ve Node.js tabanlı backend’ler için benzer disiplin geçerli:

  • Lock dosyası zorunlu: package-lock.json, yarn.lock veya pnpm-lock.yaml mutlaka versiyon kontrollü olmalı.
  • Production dağıtımları: Üretim ortamında derleme yapmak yerine, CI pipeline’ında derleyip sadece build çıktısını (örneğin dist klasörü) dağıtmak daha güvenlidir.
  • Güvenlik denetimi: npm audit, yarn audit gibi komutlarla bağımlılıklardaki kritik açıkları düzenli taramak gerekir.

Node.js tabanlı API veya gerçek zamanlı uygulamalarınız için doğru hosting mimarisini seçerken, Node.js ve Express için hosting karşılaştırması rehberimize de göz atmanızı öneririz; yama stratejiniz altyapı modelinizle doğrudan bağlantılı olacaktır.

Veritabanı migration’ları ve yama riski

Uygulama güncellemelerinin önemli bir kısmı veritabanı şemasını da etkiler. Migration’lar sırasında:

  • Önce yedek, sonra migration prensibini ihmal etmemek,
  • Uzun süren sorguları üretim trafiğinin düşük olduğu zamanlara planlamak,
  • Geri alınabilir migration desenleri kullanmak (down script’leri, shadow tablo teknikleri),
  • İndeks ekleme/silme gibi işlemlerde online alter yöntemlerinden faydalanmak

kritiktir. Bu noktada yedekleme stratejinizle yama yönetimini birlikte düşünmek, olası bir rollback senaryosunda işinizi kolaylaştırır.

Erişim Güvenliği ve Yama Yönetimi: İkisi Birlikte Anlamlı

Çoğu ihlalde sadece yamaların eski olması değil, erişim katmanındaki zaaflar da büyük rol oynar. Örneğin güncel olmayan bir WordPress, zayıf şifreler ve herkese açık wp-admin ile birleştiğinde saldırganlar için çok daha cazip hale gelir.

Bu yüzden yama yönetimini, erişim ve kimlik doğrulama katmanından bağımsız düşünmemek gerekiyor. Zero Trust ile hosting ve sunucu erişimini güvenceye alma rehberimizde anlattığımız gibi:

  • SSH erişimini anahtar tabanlı kimlik doğrulama ve IP kısıtlamalarıyla sınırlandırmak,
  • Panel erişimlerini 2FA, IP kısıtlaması ve mTLS gibi yöntemlerle sertleştirmek,
  • Yönetim arayüzlerini (phpMyAdmin, admin paneller, monitoring arayüzleri) sadece VPN veya özel ağ üzerinden erişilebilir kılmak,

yama yönetimiyle birlikte uygulandığında gerçek korumayı sağlar. Zira güncel ama herkese açık bir yönetim paneli, pratikte hala yüksek risk taşır.

DCHost Tarafında Yama Yönetimi Nasıl Konumlanmalı?

DCHost olarak sunduğumuz paylaşımlı hosting, VPS, dedicated sunucu ve colocation hizmetlerinde, yama yönetimi sorumluluğu altyapı modeline göre değişiyor:

  • Paylaşımlı hosting: İşletim sistemi, web sunucusu, PHP versiyonları ve temel güvenlik bileşenlerinin güncellenmesi DCHost tarafından yönetilir. Siz daha çok uygulama (WordPress, eklentiler, temalar vb.) seviyesinde güncellemelere odaklanırsınız.
  • Unmanaged VPS/dedicated: Tam yetki sizde olduğu için sunucu tarafı yama stratejisini sizin belirlemeniz gerekir. Bu yazıda anlattığımız hibrit model, burada özellikle faydalıdır.
  • Managed çözümler: DCHost ekibiyle birlikte bakım pencereleri, otomatik güncelleme seviyeleri ve izleme kurallarını baştan planlayarak, hem güvenlik hem de kesintisizlik dengesini ortaklaşa kurabilirsiniz.

Hangi modeli kullanıyor olursanız olun, merkezi bir envanter ve izleme sistemi kurmanızı öneririz. Sunucularınız için versiyon, yama seviyesi, son güncelleme zamanı gibi metrikleri kaydetmek, olası bir güvenlik denetimi veya olay analizinde hayat kurtarır. Bu konuda merkezi sunucu izleme ve alarm mimarisi rehberimiz, iyi bir başlangıç noktası olacaktır.

Pratik Bir Yol Haritası: Bugünden İtibaren Neleri Değiştirebilirsiniz?

Teoride her şey güzel; peki pratikte nereden başlamalı? DCHost tarafında müşterilerimizle çalışırken çoğu zaman şu adımlarla ilerliyoruz:

  1. Mevcut durumu çıkarmak: Hangi sunucular var, hangi Linux dağıtımı ve sürümü kullanılıyor, otomatik güncelleme açık mı, uygulamalar hangi framework ve versiyonlarda?
  2. Risk bazlı sınıflandırma: Ödeme alan, kişisel veri işleyen, yüksek trafikli, kritik iş uygulamaları için daha sıkı ve kontrollü yama politikası; düşük riskli siteler için daha agresif otomasyon.
  3. OS tarafı için otomatik güvenlik güncellemesi: Sadece güvenlik yamalarını otomatik alacak şekilde unattended-upgrades veya dnf-automatic yapılandırması.
  4. Staging ortamı kurmak: Henüz yoksa, en azından kritik projeler için staging ortamı oluşturmadan güncelleme politikasını değiştirmemek. Örneğin Laravel ve Node.js için staging ortamı kurulum rehberimiz burada oldukça yardımcı olacaktır.
  5. Düzenli bakım penceresi takvimi belirlemek: Aylık veya iki haftada bir sabit bir bakım saati belirleyip, hem ekip içi hem müşterilere bu pencereyi duyurmak.
  6. Rollback planı ve yedek testleri: Güncelleme öncesi alınan yedeklerin geri dönebileceğinden emin olmak; felaket anında ne yapılacağının yazılı olduğu kısa bir runbook hazırlamak.

Sonuç: Otomatik mi Manuel mi? Asıl Soru Bu Değil

Linux sunucularda ve web uygulamalarında yama yönetimi söz konusu olduğunda, asıl soru ‘otomatik mi manuel mi’ olmamalı. Doğru soru, hangi katmanda ne kadar otomasyon, ne kadar manuel kontrol? şeklinde olmalı. İşletim sistemi için otomatik güvenlik yamaları ve planlı kernel reboot’ları; veritabanı ve kritik servisler için kısa ama kontrollü bakım pencereleri; web uygulamaları içinse staging, test ve CI/CD ile desteklenmiş manuel dağıtımlar, çoğu ekip için dengeli ve sürdürülebilir bir model sunuyor.

DCHost olarak kendi altyapımızda da aynı prensipleri uyguluyor; müşterilerimize de benzer hibrit modeller öneriyoruz. Eğer şu an yama yönetimi tamamen ‘elde komut çalıştırma’ düzeyindeyse, küçük adımlarla otomasyona geçerek hem güvenliği hem de operasyonel verimliliği ciddi biçimde artırabilirsiniz. İlk adım olarak, sunucularınızda otomatik güvenlik güncellemelerini devreye almayı, kritik projeleriniz için birer staging ortamı kurmayı ve düzenli bakım pencereleri tanımlamayı düşünebilirsiniz.

Mevcut DCHost altyapınız üzerinde yama stratejinizi yeniden tasarlamak isterseniz, projelerinizin teknik ihtiyaçlarına göre birlikte bir yol haritası çıkarmaktan memnuniyet duyarız. İyi tasarlanmış bir yama yönetimi süreci, sadece güvenlik değil; uzun vadeli sürdürülebilirlik, performans ve maliyet kontrolü açısından da güçlü bir yatırım olacaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Linux sunucularda otomatik güncelleme, doğru kısıtlarla yapılandırıldığında genellikle güvenliği artırır. Özellikle sadece güvenlik etiketli paketleri (security/critical) otomatik kurmak, kritik açıkların hızlıca kapanmasını sağlar. Ancak tüm paketleri sınırsız şekilde otomatik güncellemek, beklenmedik servis yeniden başlatmalarına veya uyumsuzluklara yol açabilir. En sağlıklı yaklaşım, işletim sistemi için yalnızca güvenlik yamalarını otomatik alıp, kernel güncellemeleri ve veritabanı gibi kritik servisleri planlı bakım penceresinde manuel güncellemektir. Ayrıca otomatik güncelleme sonrası servis ve uygulama sağlık durumunu izleyen bir monitoring sistemi kurmak önemlidir.

E-ticaret sitelerinde yama yönetimi mutlaka kontrollü ve adımlı olmalıdır. Önce staging ortamında uygulama kodu, eklentiler ve veritabanı migration’ları test edilmeli; ödeme akışı, sepet, kampanya kuralları gibi kritik fonksiyonlar manuel olarak denetlenmelidir. OS tarafında güvenlik güncellemeleri otomatik alınabilir, ancak web sunucusu ve veritabanı güncellemeleri mutlaka planlı bakım penceresinde uygulanmalıdır. Güncelleme öncesi tam yedek almak, rollback planı hazırlamak ve güncelleme sonrası logları ve performans metriklerini izlemek kritik adımlardır. Blue-green veya canary dağıtım desenleriyle, yeni sürümü önce sınırlı trafiğe açmak da riski ciddi şekilde azaltır.

Sıklık, işinizin risk profiline bağlı; ancak genel bir kural olarak, internet yüzüne açık Linux sunucular için en az ayda bir planlı bakım penceresi önerilir. Daha kritik ortamlarda bu pencereyi iki haftada bire çekmek mantıklıdır. Bu pencerelerde işletim sistemi güvenlik güncellemeleri, servis yamaları ve uygulama güncellemeleri toplu halde ele alınabilir. Acil durumlarda, yüksek riskli bir güvenlik açığı duyurulduğunda ise olağan takvimin dışında hızlı bir ek bakım penceresi açmak gerekebilir. Önemli olan, bu takvimi hem ekip içinde hem de müşterilerinizle önceden paylaşmak ve her bakım sonrası yapılan değişiklikleri kayıt altına almaktır.

Paylaşımlı hosting ortamlarında işletim sistemi, web sunucusu ve PHP gibi temel bileşenlerin güncellenmesi DCHost tarafından yönetilir; bu katmanlar için ayrıca bir işlem yapmanız gerekmez. Ancak uygulama seviyesinde, örneğin WordPress çekirdeği, tema ve eklentiler gibi bileşenlerin güncelliğinden siz sorumlusunuz. Bu güncellemeleri yaparken staging ortamı kullanmak, yedek almak ve kritik eklentiler için değişiklik notlarını dikkatle incelemek önemlidir. Ajans veya çoklu site yöneten kullanıcılar için hazırladığımız WordPress güncelleme ve güvenlik rehberlerindeki adımları izleyerek, paylaşımlı hosting üzerinde de güvenli bir yama yönetimi süreci kurabilirsiniz.