Alan Adı

IPv6 Benimseme Oranlarının Artışı ve Ağ Altyapısına Etkileri

İçindekiler

IPv6 Benimseme Oranlarının Neden Bu Kadar Hızla Arttığını Anlamak

Son birkaç yıldır yaptığımız kapasite planlama, IP adres tahsisi ve yeni sunucu devreye alma projelerinde aynı tabloyla karşılaşıyoruz: IPv4 adresleri giderek daha pahalı ve kısıtlı, IPv6 ise her çeyrek biraz daha görünür hale geliyor. Tarayıcı ve içerik sağlayıcı tarafında IPv6 desteği artık istisna değil, norm haline geliyor. Birçok ağ grafiğinde IPv6 trafiğinin payı gün gün, ay ay yukarı doğru eğimli. Bu tablo, “IPv6 benimseme oranlarının artışı”nı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp, doğrudan bütçe, performans ve operasyon kararı haline getiriyor.

Bu yazıda sadece “IPv6 önemlidir” demekle yetinmek yerine, benimseme oranlarının neden hızlandığını, hangi oyuncuların bu artışı sürüklediğini, web siteleri, uygulamalar ve e-posta altyapısı için ne anlama geldiğini somut örneklerle ele alacağız. Aynı zamanda DCHost altyapısında ve kendi ağınızda IPv6’dan nasıl faydalanabileceğinizi, dual-stack ve IPv6-only gibi farklı geçiş modellerinin artan benimsemeyle nasıl ilişkilendiğini, gerçekçi bir yol haritası içinde anlatacağız.

Küresel ve Bölgesel IPv6 Benimseme Trendleri

Bugün büyük ölçekte bakıldığında, dünya genelinde IPv6 trafiğinin toplam internet trafiği içindeki oranı artık tek haneli seviyeleri çoktan geçti; pek çok ölçüm kaynağı global ortalamayı %35–45 bandında raporluyor. Mobil operatörler ve büyük içerik sağlayıcılar devreye girdikçe bu oran daha da yukarı tırmanıyor. RIPE NCC ve diğer bölgesel internet kayıt otoritelerinin raporlarında, IPv6 desteği olan ASN sayısında da benzer bir yükseliş söz konusu.

Benimseme grafiğine biraz daha yakından baktığımızda üç dinamik dikkat çekiyor:

  • Mobil ağlar: Birçok mobil operatör ağını doğal olarak IPv6/IPv4 çeviri mekanizmalarıyla (örneğin 464XLAT) tasarlıyor. Bu da son kullanıcı tarafında IPv6 oranını hızla yukarı çekiyor.
  • Büyük içerik sağlayıcılar: Arama motorları, video platformları, sosyal ağlar ve büyük SaaS üreticileri trafiğin ciddi kısmını IPv6’dan kabul etmeye başladı. Kullanıcı IPv6 ile erişiyorsa, içerik de buna uyum sağlıyor.
  • Veri merkezi ve hosting dünyası: IPv4 fiyatlarının artması, veri merkezi operatörleri ve hosting firmalarının IPv6 tahsisini ve varsayılan dual-stack yapılandırmaları teşvik etmesine neden oluyor.

RIPE bölgesinde (Avrupa, Ortadoğu ve çevresinde) IPv6 desteği özellikle omurga ve veri merkezi tarafında oldukça yaygın. RIPE NCC IP tahsislerinde yeni kurallar gibi düzenlemeler de IPv4’ün kıtlığına ve IPv6’ya geçiş baskısına vurgu yapıyor.

IPv4 Kıtlığı, Fiyat Artışları ve IPv6 Benimsemesi Arasındaki Doğrudan Bağ

IPv6 benimseme eğrisini anlamanın en pratik yolu, IPv4 tarafına bakmak. IPv4 adres havuzunun tükenmiş olması ve ikincil piyasadaki fiyatların yükselişi, hem operatörleri hem hosting sağlayıcıları IPv6’yı ciddi bir seçenek olmaktan zorunlu ihtiyaç seviyesine taşımış durumda.

IP planlama toplantılarında sık gördüğümüz senaryo şu:

  • Yeni bir hizmet devreye alınacak veya yeni bir müşteri grubu taşınacak.
  • IPv4 tarafında ihtiyaç duyulan /24 veya daha büyük bir bloğu tahsis etmek ciddi maliyet veya karmaşık transfer süreçleri gerektiriyor.
  • IPv6’da ise geniş bir blok tahsisi hâlâ görece kolay ve esnek.

Bu tablonun ayrıntılı analizini IPv4 tükenmesi ve fiyat artışları yazımızda detaylandırmıştık. IPv6 benimseme oranlarındaki artış aslında tam da bu baskının bir yansıması: IPv6, bütçeyi korumanın ve IP adreslemeyi yeniden rahatlatmanın ana aracı haline geliyor.

Benimseme Oranlarının Artışını Sürükleyen Teknik ve İş Tarafı Faktörler

IPv6 kullanımını sadece “adres sayısı daha fazla” diye açıklamak eksik kalır. Bugün benimseme oranlarını artıran teknik ve iş tarafı faktörleri biraz daha açmak gerekiyor.

1. Donanım ve Yazılım Ekosisteminin Olgunlaşması

On yıl önce IPv6 demek, çoğu zaman beta seviyesinde switch yazılımları, soru işareti dolu firewall kuralları ve uygulamalarda uyumluluk testleri demekti. Bugünse:

  • Router, switch, firewall gibi cihazların büyük çoğunluğu yerleşik ve stabil IPv6 desteğiyle geliyor.
  • Linux, Windows, BSD gibi işletim sistemlerinde IPv6 yığınları olgun ve varsayılan olarak etkin.
  • Web sunucuları (Nginx, Apache, LiteSpeed vb.), veritabanları ve çoğu uygulama framework’ü IPv6’yı doğal olarak destekliyor.

DCHost olarak veri merkezimizde kullandığımız ağ ekipmanları ve sunucu platformları da uzun süredir dual-stack’i destekleyecek şekilde seçiliyor. Böylece yeni bir VPS veya dedicated sunucu devreye alınırken IPv6 tahsisi operasyonel anlamda ek yük oluşturmuyor.

2. Tarayıcı ve İşletim Sistemi Tercihleri

Modern tarayıcılar ve işletim sistemleri, IPv6 ve IPv4 adresleri bir arada sunulduğunda çoğu senaryoda IPv6’yı tercih ediyor. Bu da şu anlama geliyor:

  • Alan adınızda AAAA kaydı varsa ve kullanıcı IPv6’ya sahipse, isteğin önemli kısmı IPv6 üzerinden geliyor.
  • Benimseme oranları yükseldikçe, dual-stack yapılandırılmış sitenizde doğal olarak IPv6 trafiği baskın hale geliyor.

Yani ağınızda hiçbir “aktif karar” almasanız bile, AAAA kayıtlarını açtığınız anda IPv6 kullanım oranınız, tarayıcı ve OS tercihlerine bağlı olarak hızlıca yükselebiliyor.

3. İçerik ve CDN Ekosisteminin IPv6’ya Geçişi

CDN ve büyük içerik sağlayıcılar, dünya genelinde trafiğin önemli bölümünü taşıyor. Bu oyuncuların tamamına yakını IPv6 desteğini uzun süredir sunuyor. Sonuç:

  • Statik varlıklar, görseller, videolar ve API çağrıları giderek artan oranda IPv6 üzerinden akıyor.
  • Edge node’larda IPv6 trafiği arttıkça, omurga ve peering noktalarında IPv6 önceliklendirmesi de güçleniyor.

Bu zincirleme etki, IPv6 benimseme oranlarının artışını besleyen en önemli teknik itici güçlerden biri.

4. Düzenleyici Kurumlar ve Endüstri Örgütleri

RIPE NCC ve diğer RIR’ler IPv6 eğitimlerini, dokümantasyon ve atölyelerini agresif biçimde artırıyor. Biz de daha önce RIPE NCC IPv6 eğitim girişimleri yazımızda, ağ ekiplerini IPv6’ya hazırlamak için somut adımları anlatmıştık. Bazı ülkelerde kamu kurumları ve regülatörler, yeni hizmetlerde IPv6 desteğini şart koşar hale geliyor. Bu da benimseme oranlarının daha da hızlanmasının önünü açıyor.

IPv6 Benimseme Oranlarının Artışının İşletmelere Somut Etkileri

Benimseme oranları yükselirken “Beni ne kadar ilgilendiriyor?” sorusu çok doğal. Burada üç boyutu netleştirmek önemli: maliyet, performans ve risk.

Maliyet: IPv4 Adreslerinden Bağımlılığı Azaltmak

IPv4 adreslerinin artan fiyatı, yeni projelerde ciddi bir kalem haline geldi. Özellikle:

  • Çok sayıda IP gerektiren SaaS, API veya çok kiracılı yapılar,
  • E-posta altyapısında IP ısınması ve itibar yönetimi için yedek aralıklar,
  • Demo/deneme ortamları gibi geçici, ama IP gerektiren kurulumlar

IPv6 benimseme oranları arttıkça bu tür projelerde adres ihtiyacının önemli kısmını IPv6 ile karşılamak mümkün hale geliyor. IPv4 tarafında sadece gerçekten ulaşmak zorunda olduğunuz legacy sistemlere yönelik daha dar ve maliyeti kontrol altında IP havuzları yeterli oluyor.

Performans: Yönlendirme ve NAT Katmanlarını Sadeleştirmek

IPv4 dünyasında çoğu zaman NAT, CGNAT ve çeşitli çeviri katmanlarıyla yaşıyoruz. Bu ekstra katmanlar:

  • Ek gecikme (latency),
  • Ek hata noktaları,
  • Zaman zaman karmaşık debug süreçleri

anlamına geliyor. IPv6 tarafında ise uçtan uca adresleme ile bu karmaşıklığın önemli bir kısmı ortadan kalkıyor. Özellikle yoğun trafiği olan API’ler, gerçek zamanlı uygulamalar ve WebSocket tabanlı hizmetler için IPv6, daha temiz bir yol sunabiliyor. HTTP/2 ve HTTP/3 gibi modern protokollerin yaygınlaşmasıyla birlikte IPv6 üzerinden alınan performans kazanımları daha görünür hale geliyor; bunu HTTP/2 ve HTTP/3 desteğinin SEO ve Core Web Vitals etkileri yazımızda da detaylandırmıştık.

Güvenlik ve Gözlemlenebilirlik: Farklı Bir Denge

IPv6 ile birlikte güvenlik duvarı kuralları, izleme ve loglama stratejileri de yeniden ele alınıyor. Adres uzayı çok geniş olduğu için “güvenlik için NAT” gibi bir yaklaşımın anlamı kalmıyor; asıl odak doğru stateful firewall kuralları ve segmentasyon stratejisi oluyor. Bu noktada:

  • IPv6 adres planlamasının hiyerarşik ve anlamlı yapılması,
  • Loglama ve SIEM kurallarının IPv6’yı kapsayacak şekilde güncellenmesi,
  • DDoS ve WAF kurallarının IPv6 trafiğini de içerecek biçimde tasarlanması

kritik hale geliyor. Küçük ve orta ölçekli siteler için uygun DDoS koruma stratejileri tasarlarken de artık IPv6’yı denklemden çıkaramayız.

Benimseme Artışı ile Geçiş Modelleri Arasındaki İlişki

IPv6 benimseme oranları yükselirken, sahada üç temel geçiş yaklaşımı görüyoruz: dual-stack, IPv6-only + çeviri, ve tünelleme çözümleri. Her birinin popülerliği, benimseme oranlarıyla doğrudan ilişkili.

Dual-Stack: Artan Benimsemenin Temel Taşı

Dual-stack modelinde sunucu da, ağ da hem IPv4 hem IPv6 adresiyle hizmet veriyor. Bugün en yaygın yaklaşım bu. Benimseme oranlarının artmasında dual-stack’in rolü çok büyük çünkü:

  • Uygulamalar, veritabanları ve müşteri cihazları IPv4’ten tamamen kopmadan IPv6’yı kullanabiliyor.
  • Her yeni AAAA kaydı, küresel istatistiklerde IPv6 trafiğinin payını artırıyor.

DCHost üzerinde çalışan VPS ve dedicated sunuculara IPv6 tahsis ettiğimizde, çoğu müşterinin ilk adımı basit bir AAAA kaydı eklemek ve web sunucusunda IPv6 dinleme ayarını açmak oluyor. Bu bile kendi sitesinin istatistiklerinde IPv6 payının hızla yükseldiğini görmesine yetiyor.

IPv6-Only + NAT64/DNS64: Benimseme Yükseldikçe Mantıklı Hale Gelen Model

IPv6 benimseme oranları belli bir seviyeye gelmeden IPv6-only mimarilere geçmek riskliydi; çünkü çok sayıda IPv4-only hedef vardı. Bugün ise özellikle:

  • Belirli bir kullanıcı grubuna hizmet veren mobil uygulamalar,
  • Çoğunlukla IPv6 destekli servislerle konuşan backend sistemleri,
  • Modern tarayıcıların yoğun kullanıldığı SaaS uygulamaları

için IPv6-only altyapılar giderek daha gerçekçi hale geliyor. IPv4’e erişim gerektiğinde NAT64/DNS64 gibi çeviri mekanizmaları devreye giriyor. Bu modeli pratikte görmek isterseniz, IPv6‑only VPS üzerinde web sitesi yayınlama rehberimizde adım adım örnek bir kurulum anlattık.

Tünelleme Çözümleri: Geçici Köprüler

IPv6 omurga erişimi olmayan küçük ofis veya ev ağlarında zaman zaman tünelleme (6in4, 6rd vb.) çözümleri görüyoruz. Ancak genel benimseme oranları arttıkça, bu tür geçici çözümler yerini doğal dual-stack bağlantılara bırakıyor. Uzun vadede stratejinizi tünelleme üzerine değil, gerçek IPv6 tahsisi ve yönlendirmesi üzerine kurmak daha sağlıklı.

Farklı Ölçekler İçin Gerçekçi IPv6 Yol Haritaları

IPv6 benimseme oranlarının artması, her işletme için aynı anlama gelmiyor. Dört tipik senaryo üzerinden gidelim: kurumsal web sitesi, ajans/çoklu site, SaaS/API ürünleri ve self‑hosted araçlar.

1. Kurumsal Web Sitesi ve Bloglar

Birçok işletme için ana dijital varlık, tek bir kurumsal site ve ona bağlı blog veya landing page’ler. Bu tip yapılarda IPv6 benimseme artışından faydalanmak için atılması gereken adımlar genellikle basit:

  1. Hosting veya VPS’inizde IPv6 desteğinin açık olduğundan emin olun.
  2. Alan adınız için bir veya birden fazla AAAA kaydı tanımlayın.
  3. Web sunucunuzda (Nginx/Apache/LiteSpeed) IPv6 listen direktiflerini ekleyin.
  4. Güvenlik duvarında 80/443 IPv6 trafiğini açın.
  5. Monitoring aracınızda IPv6 üzerinden erişim testleri tanımlayın.

Bu adımlar bile, Google Analytics veya sunucu loglarında IPv6 trafiğinin payının kısa sürede arttığını görmenizi sağlar. Yeni bir site açarken SEO ve performans kontrol listesine IPv6 maddelerini de eklemek, güncel bir yaklaşım olacaktır.

2. Ajanslar, Freelancer’lar ve Çoklu Site Yapan Ekipler

Ajanslar ve freelancer’lar için tipik senaryo, tek bir VPS veya reseller altyapısında onlarca WordPress veya PHP sitesi barındırmak. IPv6 benimseme oranlarının artışı, bu yapılara şu avantajları getiriyor:

  • Her site veya müşteri için ayrı IPv6 adres aralığı kullanarak loglama ve güvenlik politikasını sadeleştirme.
  • CDN ve WAF hizmetlerini IPv6 üzerinden de devreye alarak, global kullanıcılar için daha iyi gecikme süreleri sağlama.

Böyle bir yapıyı kurgularken, ajanslar için ölçeklenebilir barındırma stratejisi yazımızda anlattığımız mimarileri IPv6 adres planlamasıyla birlikte düşünmek iyi bir başlangıç noktasıdır.

3. SaaS, API ve Gerçek Zamanlı Uygulamalar

Çok kiracılı SaaS uygulamaları veya yoğun API trafiği olan projelerde IPv6 benimseme oranlarındaki artış, belki de en somut etkiyi yaratıyor. Örneğin:

  • Her kiracı (tenant) için ayrı IPv6 blokları ayırıp güvenlik, rate limiting ve loglama politikasını bu bloklara göre tanımlayabilirsiniz.
  • Node.js, Laravel, Go gibi backend’lerinizde WebSocket ve HTTP/2 tabanlı iletişimi IPv6 üzerinden daha az NAT katmanıyla yönetebilirsiniz.
  • Global müşterileriniz için GeoDNS ve çok bölgeli hosting mimarilerinde IPv6’yı da devreye alarak uçtan uca modern bir ağ tasarlayabilirsiniz.

Böyle bir projeye başlarken, küçük SaaS uygulamaları için hosting mimarisi yazısındaki rol ayrımlarını IPv6 adres planlamasıyla birleştirmek, uzun vadede işleri çok kolaylaştırır.

4. Self‑Hosted E‑posta, Analitik ve Diğer Araçlar

DCHost üzerinde kendi e-posta sunucusunu, analitik aracını (Matomo vb.) veya dosya paylaşımını (Nextcloud/ownCloud) barındıran çok sayıda müşteri görüyoruz. IPv6 benimseme oranları bu dünyada da iki açıdan önemli:

  • E-posta: IPv6 adreslerinden gönderim yaparken PTR, SPF ve RBL politikalarının doğru kurgulanması gerekiyor. Bu konuya özel olarak IPv6 ile e‑posta gönderimi rehberinde değindik.
  • Analitik ve loglama: IPv6 trafik payı yükseldikçe, raporlar ve IP tabanlı filtreler içinde IPv6 adreslerini de doğal vatandaş haline getirmek gerekiyor.

DCHost Perspektifinden IPv6: Altyapıda Neleri Değiştiriyoruz?

DCHost tarafında IPv6’yı sadece bir “ekstra” olarak değil, ağ mimarisinin temel bileşeni olarak konumlandırıyoruz. Bunun IPv6 benimseme oranlarının artışıyla doğrudan bağlantılı birkaç boyutu var:

  • VPS ve dedicated sunucularda varsayılan IPv6: Yeni sunucular devreye alınırken IPv6 bloklarının da birlikte tahsis edilebilmesi için süreçlerimizi standartlaştırdık.
  • IPv6 uyumlu güvenlik politikaları: Firewall, WAF ve DDoS koruma katmanlarımızı IPv4 ve IPv6 için paralel ve tutarlı şekilde tasarlıyoruz.
  • Monitoring ve SLA takibi: Uptime ve performans ölçümlerini hem IPv4 hem IPv6 üzerinden yaparak, olası asimetrik hataları daha erken yakalayabiliyoruz.

Müşteri tarafında ise çoğu zaman küçük bir konfigürasyon desteği ile IPv6’yı devreye almak mümkün oluyor. Detaylı teknik adımlar için VPS sunucunuzda IPv6 kurulum rehberini adım adım izleyebilirsiniz.

Operasyonel Zorluklar ve Sık Yapılan Hatalar

IPv6 benimseme oranlarının artışı elbette her şeyin sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. Sahada sık gördüğümüz hataları ve kaçınma yollarını özetleyelim.

Yanlış veya Plansız IPv6 Adresleme

İlk kurulumda “şimdilik rastgele verelim, sonra toplarız” dediğiniz IPv6 bloklarının yıllar sonra taşınması oldukça zor olabilir. Bu nedenle:

  • Veri merkezi, katman, müşteri ve sunucu seviyelerini yansıtan hiyerarşik bir adres planı yapın.
  • Dokümantasyonu güncel ve erişilebilir tutun.

Firewall Kurallarında Unutulan IPv6

Çok sık gördüğümüz bir sorun: IPv4 tarafında sıkı kurallar varken, IPv6 tarafında varsayılan allow veya tam tersi. Dual-stack bir makinede her iki protokol için de aynı güvenlik politikasını uyguladığınızdan emin olun; ufw, firewalld veya iptables/nftables kuralları hem IPv4 hem IPv6’yı kapsamalı.

DNS ve SSL Sertifikalarında Eksik AAAA Desteği

Alan adının apex ve www kaydına AAAA eklenmiş ama alt alan adlarında unutulmuş olması, karmaşık hata senaryolarına yol açabiliyor. Aynı şekilde, IPv6 üzerinden erişilen sitelerde yanlış yapılandırılmış SNI veya eksik sertifika zinciri sorunları da yaşanabiliyor. DNS ve SSL yapılandırmalarını IPv6’yı da kapsayacak şekilde bütünsel düşünmek gerekiyor.

Önümüzdeki 3–5 Yılda IPv6 Benimseme Oranlarından Ne Beklemeliyiz?

Trendlere baktığımızda, önümüzdeki birkaç yıl içinde üç değişimi özellikle bekliyoruz:

  1. Dual-stack’ten IPv6‑heavy’ya kayış: Trafiğin önemli kısmı IPv6 üzerinden, IPv4 daha çok “uyumluluk köprüsü” rolünde olacak.
  2. Yeni projelerde IPv6‑first tasarım: Özellikle SaaS, API ve mobil odaklı uygulamalarda ilk tasarım tercihi IPv6 olacak, IPv4 ek katman olarak eklenecek.
  3. Regülasyon ve kurumsal gereklilikler: Bazı sektörlerde yeni sistemler için IPv6 desteği, denetim listesinde zorunlu kalem haline gelebilir.

Bu tabloyu daha stratejik bir çerçevede ele aldığımız IPv6 benimseme oranlarındaki artış ve işletmeler için yol haritası yazımızı da okumanızı öneririz. Orada, farklı büyüklükteki işletmeler için 12–24 aylık planlama örnekleri bulabilirsiniz.

Sonuç: IPv6 Benimseme Oranları Artarken Ağınızı Nasıl Konumlandırmalısınız?

IPv6 benimseme oranlarındaki artış artık soyut bir gelecek senaryosu değil; günlük ağ grafikleri, hosting panelleri ve log ekranlarında gördüğümüz somut bir gerçek. IPv4 adres fiyatları ve kıtlık baskısı, IPv6’yı “güzel bir artı” olmaktan çıkarıp, altyapı stratejisinin çekirdek bileşeni haline getiriyor.

Buradan sonrası için pratik bir yol haritası çizebiliriz:

  • Yeni devreye aldığınız her VPS, dedicated veya colocation sunucu için IPv6 blok talep edin ve adres planınıza oturtun.
  • Tüm önemli alan adlarınızda AAAA kayıtlarını planlı şekilde ekleyin, staging ortamında test edin.
  • Firewall, WAF, DDoS, monitoring ve loglama altyapınızı IPv6’yı da birinci sınıf vatandaş kabul edecek hale getirin.
  • E-posta, API ve gerçek zamanlı uygulamalarınızda IPv6 performans ve güvenlik profillerini düzenli olarak ölçün.

DCHost olarak biz, IPv6’yı hem verimli IP planlaması hem de modern ağ mimarisi için temel yapı taşı olarak görüyoruz. Mevcut sitenizi, SaaS projenizi veya e-posta altyapınızı IPv6’ya hazırlamak istiyorsanız; domain, hosting, VPS, dedicated sunucu veya colocation tarafında size uygun mimariyi birlikte tasarlayabilir, geçiş sürecini kontrollü ve ölçülebilir adımlarla planlayabiliriz.

Özetle: IPv6 dalgası artık çoktan yükseldi. Soru, bu dalganın ne zaman geleceği değil; ağınızı bu artan benimsemeyle ne kadar bilinçli ve zamana yayılmış şekilde uyumlu hale getireceğiniz. Doğru planlama ile bu geçişi stres kaynağı değil, maliyet, performans ve ölçeklenebilirlik açısından ciddi bir fırsata dönüştürmek mümkün.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, küçük bir kurumsal site için bile IPv6 benimseme oranlarının artması anlamlı. Çünkü ziyaretçilerinizin önemli bir kısmı artık mobil hatlar ve IPv6 destekli omurgalar üzerinden geliyor. Siteniz dual-stack (hem IPv4 hem IPv6) olduğunda, bu kullanıcılar NAT ve ek çeviri katmanlarına takılmadan daha temiz bir yoldan sitenize ulaşıyor. Bu da özellikle gecikme sürelerinde küçük ama anlamlı iyileştirmeler sağlayabiliyor. Ayrıca yeni projelerde IPv6’yı baştan devreye almak, gelecekte IPv4 adres kıtlığı nedeniyle oluşabilecek maliyet ve teknik borçların önüne geçmenize yardımcı olur.

Hayır, pratikte neredeyse tüm geçiş senaryoları dual-stack üzerine kurulu. Yani aynı sunucu hem IPv4 hem IPv6 adresiyle hizmet veriyor. IPv6 benimseme oranlarının artışı, IPv4’ü bir anda bırakmanızı gerektirmiyor; tam tersine, IPv4’ü giderek daha dar bir rol için kullanıp, trafiğin çoğunu IPv6’ya kaydırmanız için fırsat sunuyor. Uygulamada ilk adım genellikle AAAA kayıtlarını eklemek, web sunucusunda IPv6 dinlemeyi açmak ve firewall kurallarını uyumlu hale getirmek. Böylece kullanıcılar IPv6 destekli ağdan geldiğinde IPv6, diğer durumlarda ise IPv4 otomatik olarak devreye giriyor.

IPv6 tarafında en kritik nokta, firewall ve güvenlik politikalarının IPv4 ile aynı titizlikte uygulanması. Sık görülen hata, IPv4’te sıkı kurallar varken IPv6 tarafını neredeyse boş bırakmak. Öncelikle ağınız için anlamlı bir IPv6 adres planı yapın, segmentasyon kurallarınızı bu plana göre tasarlayın. Daha sonra stateful firewall’da hem IPv4 hem IPv6 için paralel kurallar tanımlayın. WAF, DDoS koruma, IDS/IPS ve loglama altyapınızın da IPv6 trafiğini tam olarak işlediğinden emin olun. Doğru yapılandırıldığında IPv6, güvenlik açısından ek risk değil; daha temiz ve izlenebilir bir ortam sağlayabilir.

IPv6 benimseme oranlarının artmasıyla birlikte bazı alıcı sistemler IPv6 üzerinden bağlantıları daha sık kabul etmeye başlıyor. Ancak e-posta tarafında IPv6 kullanmak, web’e göre biraz daha dikkat istiyor. IPv6 IP’niz için PTR (reverse DNS) kaydının doğru olması, SPF kayıtlarının IPv6’yı kapsaması ve önemli RBL listelerinde IPv6 itibarınızı takip etmeniz gerekiyor. Birçok işletme, önce inbound (alma) tarafında IPv6’yı açıp, outbound (gönderim) tarafında IPv6’yı kademeli olarak devreye almayı tercih ediyor. Detaylı kurallar ve iyi pratikler için IPv6 ile e‑posta gönderimi ve teslim edilebilirliği üzerine hazırladığımız rehberden yararlanabilirsiniz.

Genellikle hayır. Çoğu modern veri merkezi ve hosting altyapısında sunuculara IPv6 blokları sonradan da tahsis edilebiliyor. Operasyonel adımlar kabaca şöyle: Sunucuya bir IPv6 adresi veya küçük bir blok atanıyor, işletim sistemi ağ yapılandırmasına bu adresler ekleniyor, web sunucusu ve diğer servisler IPv6 üzerinde dinleyecek şekilde güncelleniyor ve firewall’da gerekli IPv6 kuralları açılıyor. Ardından DNS tarafında AAAA kayıtları tanımlanıyor ve temel erişilebilirlik testleri yapılıyor. Tüm bu süreç, planlı bir bakım penceresinde genellikle kısa sürede tamamlanabiliyor; detaylı adımlar için hazırladığımız VPS’te IPv6 kurulum rehberi yol gösterici olacaktır.