Hosting

IPv6 Benimseme Oranlarındaki Artış: Ağların Hızlanan Dönüşümünü Anlamak

Son birkaç yılda hem veri merkezi tarafında hem de kurumsal ağ planlama toplantılarında fark ettiğimiz ortak bir nokta var: IPv6 sorusu artık “ileride mutlaka bakarız” seviyesinden çıkıp, bütçe, mimari ve yol haritası tartışmalarının içine girmiş durumda. IPv4 adreslerinin kıtlaşması, IP kiralama maliyetlerindeki artış, mobil operatörlerin agresif IPv6 yayılımı ve büyük içerik sağlayıcıların IPv6’yı varsayılan hâle getirmesi; küresel IPv6 benimseme oranlarını gözle görülür şekilde yukarı taşıyor. Google ve benzeri ölçüm kaynaklarına baktığınızda dünyada IPv6 ile internete çıkan kullanıcı oranının artık yüzde 40’ları aştığını görüyorsunuz. Bu tablo, ister bir ajans olun ister SaaS geliştiren küçük bir ekip, ister onlarca sunuculuk kurumsal altyapı yönetin, IPv6’yı ertelemeyi giderek daha maliyetli hâle getiriyor.

Bu yazıda DCHost ekibi olarak sahada gördüklerimizi, IPv6 benimseme oranlarındaki artışın arka planındaki teknik ve ekonomik sebepleri, bölgesel farkları, hosting ve kurumsal ağlara etkilerini ve pratik bir geçiş yol haritasını detaylıca anlatacağız. Ayrıca IPv4 tarafındaki baskının ne kadar gerçek olduğunu ve IPv6’nın bunu nasıl dengelediğini görmek için bazı somut örnekler ve senaryolar paylaşacağız.

IPv6 Benimseme Oranlarındaki Artış Ne Anlama Geliyor?

IPv6 benimsemesindeki artış, kabaca iki şey söylüyor: IPv4 dönemi sona ermiyor ama merkezî rolünü kaybediyor ve ağların çoğu dual-stack (IPv4 + IPv6) modele geçiyor. Yani yarın sabah IPv4 tamamen kapanmayacak; ancak yeni büyümenin ve ölçeklenmenin ana adres ailesi artık IPv6.

Bu artışın pratikteki anlamını birkaç başlıkta toplayabiliriz:

  • Yeni kullanıcıların kayda değer kısmı IPv6 ile internete çıkıyor: Özellikle mobil operatörler, NAT yükünü azaltmak ve adres maliyetini düşürmek için IPv6’yı varsayılan hâle getiriyor.
  • Büyük içerik ve CDN ağları IPv6’yı önceliklendirdi: Kullanıcı tarafında IPv6 varsa, bağlantı tercihi genellikle IPv6 üzerinden yapılıyor. Bu da performans testlerinde IPv6’nın daha görünür olmasını sağlıyor.
  • Veri merkezleri ve hosting şirketleri IPv6’yı temel hizmete dönüştürüyor: Yeni nesil VPS ve dedicated sunucu sunumlarında IPv6 bloğu vermeden rekabetçi olmak artık zor.
  • IPv4 maliyeti bütçeleri zorluyor: IP adresi kiralama ve satın alma maliyetleri yükseldikçe, IPv6’ya geçişli mimariler finansal olarak daha mantıklı hâle geliyor.

IPv6 artışıyla ilgili daha kapsamlı istatistik ve operasyonel gözlemler için RIPE NCC ağ trendleri, IPv4 kıtlığı ve IPv6 sıçramasını ele aldığımız detaylı rapor özetine de göz atabilirsiniz.

Küresel ve Bölgesel IPv6 Benimseme Trendleri

Dünyada IPv6 Kullanım Oranları

Küresel ölçekte baktığımızda, çeşitli ölçüm kaynakları IPv6 ile internete çıkan kullanıcı oranının yüzde 40 seviyelerini geçtiğini gösteriyor. Ancak bu oran, ülke ve operatör bazında çok heterojen:

  • Bazı ülkelerde (özellikle mobil penetrasyonu yüksek ve erken benimseyen pazarlarda) son kullanıcı trafiğinin yarıdan fazlası IPv6 ile taşınıyor.
  • IPv6’ya geç kalmış veya regülasyon ve yatırım baskısı yaşayan ülkelerde ise oran hâlâ tek haneli.
  • Büyük global içerik sağlayıcıları, CDN’ler ve sosyal medya platformları IPv6 trafiğinin önemli kısmını oluşturuyor; bu da kullanıcı deneyimini doğrudan etkiliyor.

Özetle: IPv6, niş bir teknoloji olmaktan çıktı. Artık internetteki toplam trafiğin anlamlı bir dilimini taşıyan bir standart. Bu, hem uygulama geliştiricilerin hem de ağ tasarımcılarının tasarımlarında IPv6’yı varsayılan kabul etmeye başlaması gerektiği anlamına geliyor.

Operatörler ve İçerik Sağlayıcıların Rolü

IPv6 benimseme eğrisinde asıl ivmeyi veren iki grup var: erişim operatörleri (özellikle mobil) ve büyük içerik sağlayıcılar / CDN ağları. Operatör perspektifinden bakınca:

  • IPv4 adres havuzu yetersiz; müşteri sayısı büyürken herkese gerçek bir IPv4 vermek ekonomik değil.
  • CGNAT (Carrier-Grade NAT) ile bu sorun kısmen ötelenebiliyor ama hem performans hem de şeffaflık açısından ciddi dezavantajlar taşıyor.
  • IPv6 ile her müşteriye bolca adres atamak mümkün olduğu için hem ağ yönetimi hem de uzun vadeli planlama basitleşiyor.

İçerik tarafında ise IPv6 benimsemesi, global trafik optimizasyonu ve gecikme sürelerinin düşürülmesi açısından kritik. IPv6 destekli kullanıcılar, IPv6 destekli edge sunuculara çok daha kısa yol üzerinden erişebiliyor. Bu da TTFB, sayfa açılış süreleri ve streaming kalitesi gibi metriklerde doğrudan iyileşme anlamına geliyor.

Türkiye ve Bölge Ülkelerinde Durum

Türkiye ve yakın coğrafyada IPv6 benimsemesi global bazı ülkelere kıyasla geriden geliyor olsa da son yıllarda gözle görülür bir hızlanma var. Özellikle:

  • Yeni nesil fiber şebekelerde IPv6 denemeleri ve kademeli yaygınlaştırma çalışmaları
  • Kurumsal ağlarda pilot IPv6 projeleri ve dual-stack WAN geçişleri
  • Veri merkezlerinde IPv6 destekli barındırma servislerinin artması

Operatörlerin daha agresif IPv6 planlarına geçtiği her dönemde, kurumsal tarafta da benzer bir hareketlilik görüyoruz. Çünkü kullanıcı tarafında IPv6 arttıkça, sunucu tarafında IPv6 sunmamak rekabet dezavantajına dönüşüyor. DCHost olarak biz de yeni nesil ağ planlarımızı yaparken, IPv6 trafiğinin önümüzdeki yıllarda toplam trafiğin çok büyük kısmını oluşturacağını varsayarak kapasite planlıyoruz.

IPv6 Benimsemesini Hızlandıran Teknik ve Ekonomik Faktörler

IPv4 Tükenmesi ve Artan IP Maliyetleri

IPv6 benimsemesindeki artışın en somut sebeplerinden biri, artık herkesin farkında olduğu IPv4 adres kıtlığı. Bölgesel internet kayıt kuruluşları (RIR’ler) uzun süredir yeni IPv4 tahsisini sınırlamış durumda. Piyasada IPv4 satın alma ve kiralama maliyetleri sürekli yükseliyor.

Bizim de sahada sık gördüğümüz bir senaryo şu:

  • Şirket, yeni hizmetleri için /24 veya daha büyük bir IPv4 bloğuna ihtiyaç duyuyor.
  • Piyasadan IP almak veya kiralamak için çıkan maliyet, proje bütçesinin önemli bir kısmını yutuyor.
  • Bu noktada IPv6 destekli bir adresleme planı ile IPv4’i sadece zorunlu olduğu noktalarda kullanmak çok daha mantıklı hâle geliyor.

IPv4 fiyatları ve tükenmenin arka planını daha teknik görmek isterseniz, IPv4 tükenmesi ve fiyat artışları için hazırladığımız detaylı rehbere göz atmanız faydalı olacaktır.

CGNAT Sınırları ve Performans Etkileri

Birçok erişim ağı, IPv4 adres yetersizliğini CGNAT (Carrier-Grade NAT) ile idare etmeye çalışıyor. Ancak:

  • CGNAT, her yeni bağlantı için ek bir çeviri tablosu yükü getirdiği için gecikmeyi artırabiliyor.
  • Loglama, güvenlik ve yasal takip süreçleri karmaşıklaşıyor; tek bir IPv4 adresinin arkasında binlerce kullanıcı olabiliyor.
  • Bazı uygulamalar (P2P, VoIP, oyun sunucuları vb.) NAT arkasında problemli çalışabiliyor.

IPv6 ile her istemciye ve sunucuya gerçek, uçtan uca yönlenebilir adresler vermek mümkün olduğu için NAT katmanına duyulan ihtiyaç büyük ölçüde azalıyor. Bu da hem performans hem de mimari sadelik açısından önemli bir kazanım.

Mobil Trafik, IoT ve Yeni Nesil Servisler

Mobil dünyada veri tüketimi patlama yaparken, bir yandan da IoT (nesnelerin interneti) cihazları her yere yayılıyor. Bu tablo, IPv4 ile adreslenmesi mümkün olmayan büyüklükte bir adres ihtiyacı doğuruyor. IPv6 ise tasarım gereği neredeyse sonsuz sayıda adres sunabiliyor.

Örneğin:

  • Akıllı şehir projelerinde trafik lambaları, sensörler, kameralar, sayaçlar…
  • Sanayi tesislerinde makineler, PLC’ler, üretim hatları
  • Ofislerde yazıcılar, IP telefonlar, güvenlik kameraları ve diğer akıllı cihazlar

Bu kadar çok cihazı adreslerken NAT arkasında karmaşık topolojiler kurmak yerine, IPv6 ile düzenli ve geniş bir adres planı kullanmak operasyonel açıdan da daha verimli.

Artan IPv6 Kullanımının Hosting ve Kurumsal Ağlara Etkisi

Web Siteleri ve Uygulamalar İçin Sonuçlar

IPv6 benimsemesindeki artış, doğrudan web siteleri ve uygulamalarınızın erişilebilirliğini etkiliyor. Kullanıcı tarafında IPv6 yaygınlaştıkça; siz sunucu tarafında IPv6 sunmuyorsanız:

  • Bazı ağlarda sadece IPv6 ile internete çıkan kullanıcılar sitenize dolaylı yollardan (örneğin NAT64/Proxy) erişmek zorunda kalabilir.
  • Bu da gecikme, zaman zaman erişim sorunları ve kullanıcı deneyiminde tutarsızlıklar yaratabilir.
  • Global müşteri kitlesine oynayan SaaS ve e‑ticaret projelerinde, bu fark daha görünür hâle gelir.

DCHost altyapısında, yeni nesil VPS ve dedicated sunucularımızı varsayılan olarak dual-stack olacak şekilde planlıyoruz. Böylece hem IPv4 hem IPv6 üzerinden erişilebilir, geleceğe hazır bir mimari kurmanız mümkün oluyor. Ayrıntılı uygulama adımlarını merak ediyorsanız, VPS sunucunuzda IPv6 kurulum ve yapılandırma rehberimizi adım adım takip edebilirsiniz.

E‑posta Altyapıları ve IPv6

IPv6’nın artan kullanımı sadece web trafiğini değil, e‑posta teslim edilebilirliğini de etkiliyor. Gitgide daha fazla alıcı sistem, IPv6 üzerinden gelen bağlantıları kabul ediyor; bazıları ise güvenlik politikalarında IPv6’yı ayrı ayrı değerlendiriyor.

Şu noktalara dikkat edilmesi gerekiyor:

  • Mail sunucunuz için hem IPv4 hem IPv6 PTR (reverse DNS) kayıtlarının doğru tanımlanması
  • SPF kayıtlarında IPv6 aralıklarınızın da açıkça belirtilmesi
  • RBL (kara liste) ve reputasyon sistemlerinin IPv6 tarafında da takibi

IPv6 ile e‑posta gönderimi, doğru yapılandırıldığında tamamen sorunsuz çalışıyor. Ancak birkaç ekstra DNS ve güvenlik detayı önemli. Bu konuyu derinlemesine ele aldığımız IPv6 ile e‑posta gönderimi, reverse DNS, SPF ve teslim edilebilirlik rehberine mutlaka göz atmanızı öneririz.

Güvenlik, Loglama ve Uyum Boyutu

IPv6’nın adres genişliği ve yapısı, güvenlik ekipleri için hem fırsat hem de yeni sorumluluklar getiriyor:

  • Firewall politikaları: Sadece IPv4 için yazılmış kurallar yeterli değil; IPv6 için de paralel politika setleri gerekir.
  • Loglama ve analiz: SIEM sistemlerinizin ve log analiz araçlarınızın IPv6 adreslerini doğru şekilde işlemesi, maskeleme/anonimleştirme politikalarının güncellenmesi gerekir.
  • Uyum (KVKK, GDPR): IP adresi hâlâ kişisel veri kabul edildiği için, IPv6 tarafında da aynı maskeleme ve saklama politikalarını uygulamak gerekir.

IPv6 adoption arttıkça, saldırı trafiğinin de bir kısmının IPv6 üzerinden geldiğini görmeye başlıyoruz. Bu yüzden DDoS koruma, WAF, IDS/IPS gibi katmanların IPv6 farkındalığı yüksek olmalı. DCHost olarak güvenlik katmanlarımızı tasarlarken IPv4 ve IPv6’yı simetrik şekilde ele alıyoruz.

IPv6 Benimseme Yol Haritası: Nereden Başlamalı?

1. Envanter Çıkarmak ve Hedef Belirlemek

IPv6 geçişinde en kritik nokta, “önce her yere IPv6 dağıtalım, sonra bakarız” yaklaşımından kaçınmak. Sağlam bir başlangıç için:

  • Hangi veri merkezlerinde, ofislerde, şubelerde altyapınız var?
  • Hangi cihazlar (router, switch, firewall, load balancer, sunucu işletim sistemleri) IPv6’yı destekliyor?
  • Hangi uygulamalar IPv6 ile test edildi, hangileri sadece IPv4 ile denenmiş durumda?

Bu envantere göre, önce nerelerde dual-stack çalıştırmak istediğinizi ve hangi zaman diliminde IPv6’yı zorunlu hâle getirmeyi planladığınızı netleştirin. Farklı senaryolar ve zamanlama önerileri için IPv6 benimseme stratejisi, zamanlama ve uygulama rehberimizi de inceleyebilirsiniz.

2. Altyapı ve Ağ Bileşenlerini Hazırlamak

İkinci adımda, ağ ve sunucu tarafını IPv6 için hazır hâle getirmek gerekiyor:

  • Router ve firewall’larda IPv6 routing, ACL ve güvenlik politikalarını etkinleştirmek
  • Sunucularda işletim sistemi seviyesinde IPv6’yı aktif edip, doğru prefix ve gateway yapılandırmak
  • DNS tarafında AAAA kayıtları, reverse (ip6.arpa) kayıtları, SPF/DMARC güncellemelerini planlamak

Bu aşamada sık yaptığımız hata, tüm portları IPv6 için de aynen açmak oluyor. IPv6’ya geçerken güvenlik duvarı kurallarınızı baştan tasarlamak iyi bir fırsat; gerçekten ihtiyaç duyulmayan servisleri hiç açmamak, saldırı yüzeyinizi ciddi anlamda küçültebilir.

3. Uygulama, Test ve Kademeli Geçiş

Envanter ve hazırlıktan sonra sıra, uygulama ve test aşamasına geliyor. Burada önerdiğimiz yaklaşım:

  1. Önce staging ve test ortamlarında IPv6’yı etkinleştirin; uygulamalarınızın IPv6 üzerinde düzgün çalıştığını, log’ların doğru tutulduğunu, güvenlik çözümlerinin IPv6’yı gördüğünü doğrulayın.
  2. Canlı ortamda öncelikle az riskli servislerle (örneğin sadece internal kullanılan API’ler, pilot şubeler) başlayın.
  3. Ardından dış dünyaya açık web ve API servislerinde dual-stack’e geçin; sorun yaşarsanız hızlı rollback için planlı olun.

Canlı geçiş aşamasında DNS TTL değerlerini doğru yönetmek, gereksiz kesinti ve belirsizlikleri önler. Bu konuda daha geniş bir bakış için DNS TTL değerlerini doğru ayarlama rehberimize göz atabilirsiniz.

DCHost Altyapısında IPv6: Pratik Senaryolar

VPS ve Dedicated Sunucularda Dual‑Stack Kurulum

DCHost tarafında yeni nesil VPS ve dedicated sunucularımızı planlarken, IPv6’yı “opsiyonel eklenti” değil, standart bir yetenek olarak ele alıyoruz. Tipik bir senaryo şöyle ilerliyor:

  • Müşteriye tahsis edilen sunucuya hem IPv4 hem IPv6 bloğu atanıyor.
  • Sunucu tarafında OS kurulurken IPv6 otomatik olarak yapılandırılıyor veya talebe göre manuel planlanıyor.
  • DNS tarafında A ve AAAA kayıtları birlikte açılıyor; böylece kullanıcıların hangi adres ailesini kullanacağı, kendi ağlarındaki yeteneklere bırakılıyor.

Böyle bir dual‑stack mimariyle, IPv6 benimseme oranlarındaki artıştan maksimum faydayı alırken, IPv4 erişimi olan ancak IPv6’sız kalmış kullanıcıları da dışarıda bırakmamış oluyorsunuz.

Colocation Müşterileri İçin IPv6 Planlaması

Kendi fiziksel sunucularını veri merkezimize yerleştiren colocation müşterilerinde, IPv6’yı genellikle şu şekilde planlıyoruz:

  • Müşteriye /64 veya ihtiyaca göre daha geniş bir IPv6 prefix tahsis ediyoruz.
  • Router/firewall cihazlarında bu prefix için yönlendirme ve güvenlik politikalarını birlikte tasarlıyoruz.
  • Test aşamasında önce sadece yönetim arayüzlerini ve monitoring araçlarını IPv6 üzerinden erişilebilir hâle getirip, ardından uygulama trafiğini dual‑stack’e taşıyoruz.

Bu yaklaşım, özellikle kendi network ekipleri olan ve orta/büyük ölçekte hizmet veren müşterilerde IPv6 geçişini kontrollü ve ölçülebilir hâle getiriyor. Colocation tarafındaki genel avantajları merak ediyorsanız, colocation ile kendi sunucunuzu barındırmanın avantajlarını anlattığımız rehbere de göz atabilirsiniz.

Küçük İşletmeler ve Ajanslar İçin Gerçekçi Adımlar

“IPv6 büyük operatörlerin işi, bizim site zaten tek VPS’te çalışıyor” yaklaşımını sahada sık duyuyoruz. Oysa küçük işletmeler ve ajanslar için de IPv6 benimsemesindeki artışın doğrudan etkileri var:

  • Yurtdışı müşteri ve ziyaretçilere daha stabil bağlantı
  • Modern CDN ve performans optimizasyon araçlarından tam verim alma
  • Gelecekte IPv6‑only ağlarda da erişilebilir kalma

İyi haber şu ki, küçük projeler için IPv6 geçişi genellikle çok daha kolay. Çoğu zaman tek yapılması gerekenler:

  • VPS veya hosting hesabınızda IPv6’yı aktif ettirmek
  • Sunucuda IPv6 adresini yapılandırmak
  • DNS tarafında AAAA ve gerekirse PTR kayıtlarını eklemek

Bu kadar. Özellikle yeni projelere başlarken mimariyi en baştan dual‑stack düşünmek, sizi ileride “IPv6 yaklaştı, şimdi her şeyi taşımamız lazım” stresinden kurtaracaktır.

Sonuç: IPv6 Benimseme Dalgasını Zamanında Yakalamak

IPv6 benimseme oranlarındaki artış artık tartışma götürmeyen bir gerçek. IPv4 tükenmesi, adres maliyetleri, CGNAT’ın getirdiği karmaşıklık ve mobil/IoT patlaması; ağların doğal olarak IPv6’ya kaymasına yol açıyor. Bugün hâlâ sadece IPv4 ile çalışıyor olabilirsiniz ama birkaç yıl içinde önemli bir kullanıcı kitlesinin IPv6‑only veya IPv6 ağırlıklı ortamlarda olacağını öngörmek zor değil.

İyi planlanmış bir dual‑stack geçişi ile hem IPv4 dünyasında sorunsuz çalışmaya devam edebilir, hem de IPv6’nın getirdiği adres bolluğu, mimari sadelik ve performans avantajlarından yararlanabilirsiniz. Envanter çıkarmak, altyapıyı hazırlamak, staging ortamlarında test etmek ve sonra canlıya kademeli geçiş; bu süreci yönetilebilir hâle getiriyor.

DCHost olarak biz, IPv6’yı geleceğin olası bir senaryosu değil, şu an devam eden bir dönüşüm olarak görüyoruz. Altyapımızı, veri merkezlerimizi ve hizmet portföyümüzü bu gerçeklik üzerinden tasarlıyoruz. Eğer siz de ağınızı IPv6’ya hazırlamaya başlamak, VPS, dedicated sunucu veya colocation senaryolarınız için somut bir yol haritası çıkarmak istiyorsanız, ekibimizle birlikte adım adım plan yapabiliriz. IPv6 dalgasını geriden takip etmek yerine, şimdi hazırlanmaya başlamak hem teknik hem de ekonomik açıdan çok daha avantajlı.

Sıkça Sorulan Sorular

IPv6 benimseme oranlarındaki artış sadece operatörleri ve dev platformları ilgilendiren bir konu değil. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için de doğrudan etkileri var. Öncelikle, yurtdışı ve mobil kullanıcıların giderek daha büyük bir kısmı IPv6 ile internete çıkıyor; siz sunucu tarafında IPv6 sunmazsanız, bu kullanıcılar sitenize dolaylı yollarla (NAT64, proxy vb.) erişmek zorunda kalabilir ve bu da performans ve güvenilirlik sorunları yaratabilir. Ayrıca, IPv4 adres maliyetleri yükseldikçe, yeni projeler için IP bütçesi ayırmak zorlaşıyor. Dual‑stack bir mimari ile IPv4’i sadece zorunlu olduğu yerlerde kullanıp, ölçeklenmeyi IPv6 üzerinden planlamak hem teknik hem de finansal açıdan daha sürdürülebilir bir yol sunuyor.

Kısa vadede her şey normal çalışıyor gibi görünse de, sadece IPv4 ile yola devam etmenin birkaç önemli riski var. Birincisi, IPv4 adres maliyetlerinin artışı nedeniyle yeni projeler veya şube/cihaz genişlemeleri için ek IP bulmak giderek daha pahalı hâle geliyor. İkincisi, bazı mobil ve kurumsal ağlar IPv6‑only veya IPv6 ağırlıklı yapılara geçtikçe, sitenize erişim için araya çeviri katmanları girebilir; bu da gecikme, zaman zaman bağlantı sorunları ve hata teşhisinde zorluk demektir. Üçüncüsü, güvenlik ve loglama tarafında IPv6 trafiğini hiç hesaba katmamış olursunuz; bu da ileride aceleyle yapılan, riskli geçişlere sebep olabilir. Dual‑stack’i bugünden planlamak, bu riskleri kontrollü şekilde yönetmenizi sağlar.

IPv6 geçişine başlamak için en doğru ilk adım, detaylı bir envanter çıkarmaktır. Hangi veri merkezlerinde ve ofislerde altyapınız var, hangi router, firewall ve switch modellerini kullanıyorsunuz, sunucu işletim sistemleriniz IPv6’yı destekliyor mu, uygulamalarınız IPv6 ile test edildi mi; bunları netleştirin. Ardından hedef belirleyin: Kısa vadede nerelerde dual‑stack çalışmak istiyorsunuz, hangi servisler pilot olacak? Sonrasında ağ cihazlarında IPv6 routing ve firewall kurallarını, sunucularda IPv6 adres ve gateway yapılandırmasını, DNS tarafında AAAA ve PTR kayıtlarını hazırlayın. İlk olarak staging/test ortamlarında, sonra az riskli canlı servislerde IPv6’yı devreye alıp sorunları görün. Bu kademeli yaklaşım, büyük bir “tek seferde geçiş” stresini ortadan kaldırır.

IPv6’nın performansa etkisi, ağ topolojisine ve operatörlerin nasıl yönlendirme yaptığına bağlı; sihirli bir hızlanma garantisi yok. Ancak pratikte, özellikle mobil şebekelerde ve bazı global ağlarda IPv6 üzerinden daha kısa rota ve daha az NAT katmanı ile karşılaşmak mümkün. CGNAT’ın yarattığı ek gecikme ve yük ortadan kalktığı için, IPv6 bağlantıları zaman zaman daha düşük TTFB ve daha stabil erişim sağlayabiliyor. Ayrıca, büyük CDN’ler ve içerik sağlayıcılar IPv6’yı birinci sınıf vatandaş olarak ele aldıkları için, edge sunuculara IPv6 ile bağlanmak kimi senaryolarda daha avantajlı. En sağlıklı yaklaşım, dual‑stack kurup kendi kullanıcı kitleniz üzerinde IPv4/IPv6 performansını ölçmek ve gerçek veriye göre karar vermektir.